Bir okul gününde teneffuslerde okuyup bitirdiğim kitaptır kendisi. 80 sayfacık bir oturuşta bitirebileceğinize inanıyorum. Dostoyevski'nin kendine has melankolisini her diyalogda hissedibilirsiniz.Sonunda çok sinirlendim ama yani olucak iş miydi gerçekten -.-Tam çerezlik 1 bardak çayının yanında okunacak kitaplardan yani. Öyle abartılacak birseyi yok tabi ama sevdim ve okumanızı tavsiye ederim.Kisaca okudum bitti kitaplarindan. Dostoyevski'nin kaleminin gucunden coook aşağıda kalan bir kitap sakın bu kitapla yargılamayın yazarı. Okuyacaklara şimdiden keyifli okumalar.
Konusu:St.Petersburg sokaklarında gezinen 26 yasindaki hayalperest olduğu kadar hayatın karanlık köşesinde kalmış kahramanimizin bir gölün kıyısındaki kendisi kadar gölgeye itilip untulmus, kimsenin farketmedigi ve bir okadar da kırık olan Nastenkayla görüp tanışması ile başlıyor. 4 veyaz geceyi birbirleriyle hayallerini hayatlarini geleceklerini geçmişlerini içlerine attıklarını paylaşmış olan karakterlerimizin hayatta her mutlu seyin de bir sonu olduğunu ve sevginin fedakarlığın işliyor. Açıkçası Nastenkaya içimden laf ettiğim kadar bizim adama da ettim. Bence sevgi bu değil. Bu fedakarlik değil.Sevgi elbette fedakarliktir ama bu fedakarligi geri çekilmek vazgeçmek olarak algilanmamali. Adama surekli hadi git kos pesinden tut kolundan çık karşısına diye diye nefesim tükendi. ama maalesef onlara ulaşmam imkansiz olduğu için sadece izlemekle yetinebildim :)
Bukadar beğendiğin bir kitaba niye tam puan vermedin derseniz de sondaki tamamiyla yaşama bakış acimla ters düşen olaylar. Evet 1 puan kiricagim kadar önemli benim için hxgigxgixxigx