İlimsiz insan , bakır paraya benzer. Toprağa karıştıktan sonra , zaman geçtikçe kararır, çürür kaybolur gider.
İlimli insan ise altına benzer. Toprağın altında yıllandıkça üzerine değer biner , eşi benzeri pek bulunmaz.
...
" Hay sen çok yaşa oğul, çok yaşa emi! Lafı dilimin ucundan cımbızınan çekip aldın. Sabahleyin ceplerime şeker doldurmayı akıl edememişim." dedi. "Adam sınıfına " karıştığımız ( Eğitim yolunda attığımız) ilk adım için, Mevla'dan bizim adımıza güzel temennide bulundu. Duasını bitirdikten sonra, hanımı Elfide ile tebessüm ederek yanımızdan uzaklaştı.
Lakin gönlünden kopan,dilinden dökülen bal kıvamındaki temenni, değer bilene , yeni bir başlangıç için verilebilecek en güzel hediyeydi. Bir ambar dolusu şekerden evlâydı.
...
" İmam-ı Azam'ın babasının başından geçeni hiç işitmedin mi ?
Suyun içinde giden elmayı sahibi yoktur diye alıp ısırmış, sonra bin pişman olmuş, helal ettirebilmek için elmanın bağını bulup sahibine bir yıl hizmet etmiş. Isırdığı elmayı helal ettirmesine rağmen, haram lokmanın mideye verdiği feryat , babadan oğula geçmiş."
...
" Köy gelinin uysallığı, ürkekliği , kapkara zihniyetlere göre cehaletinden kaynaklıydı.
Bu köhneleşmiş zihniyetlere rağmen, iyi ki vardı, yaşıyordu, yaşatıyordu köy gelini."