Şimdiye kadar bu kadar etkilendiğim bir biyografi okuduğumu anımsamıyorum. Zweig hakikatten çok muhteşem kaleme almış eseri. Antoinette Marya Terezanın kızıdır. Siyasi amaçlarla 15'ci Luisin oğlu 16'cı Luisle evlendirilir. Daha ilk günden saray adabına uygun olmayan tavırları ile antipati kazanmaya başlamıştı. Artik kraliça oldukdan sonra harcamalarına dikkat etmemeye basladı. Her gece partiler veriyordu. Kocasi ise saat 10 da uyuyan biri idi. Gel zaman git zaman bu şatafat açlıktar kırılan halkın gözüne batmaya başladı. Ve bir darbe ile 16'cı Luisi tahtindan edib kellesini gilyotine verdiler. Ardındanda Marie Antoinetteyide iftralar atarak idam ettiler. Ancak bu iftirayı atan insanlarda çok geçmeden kellelerini gilyotine kaptırdılar. İlahi adalet işte!
Antoinette ve 16'cı Luisin arasında nerdeyse hic bir zaman karı koca ilişkisi olmamıştı. Luis iktidarsız bir erkekdi. Ve korkduğundan ameliyyat olmayı kabul etmiyordu. 7 yıl sonra 2'ci Josefin uyarmasi ile amelyyat oldu. Ve bu çiftin 4 çocuğu oldu. Antoinette ise Ferseni seviyordu. Onunla bir baloda tanışmıştılar. Fersen içindeki sevgiyi anlayıp Antoinettedan uzak durdu. Ancak kader bu ikisini yeniden karşılaştırdı. Darbeden sonra kralın en güvendiği adamlardan biride Fersen idi. Antoinette ve Fersen böylece buluşma imkani elde ediyordular. Ancak kader onları sonsuza dek ayırdı. Fersen sevgilisinin ölmünden sonra uzun zaman yas tuttu. Bunu mektuplarinda ve hatıralarında görmek olur. Nerdeyse bütün aşıklar gibi onlarda beraber yaşayamadılar. Ikiside aşklarını kalplerinin derinliğine gömüp bu dunyadan gittiler.
Şimdiden herkese iyi okumalar dilerim