Puan vermedi·256 syf.··
2023 16. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 03 Mayıs 2023 16:09
Pek muhterem efendim, Söylediğim zaman anlaşıldığı kadar kötü yanlı bir eleştiri taşımayan ilk kanaatimi, daha en başından size bildirmek istiyorum. Böylesi, yazacaklarım boyunca bu kanaati bir yük olarak taşımamam ve başka bir ifade şekline dönüşüp yakışmayan birkaç cümlenin arasına girmemesi için daha uygun olur diye düşünüyorum. Öyküler beklentimi ve umduğumu buldurmadı bana ne yazık ki. Belki ben de çok büyük şeyler umarak araladım kitabınızı. Bu büyük beklentim belki bir perde oldu da zihnime, yazdıklarınız hakkında böyle düşünür oldum. O yüzden sizi, sayın Ziya Osman Saba, şair kimliğinizle hatırlamaya devam edeceğim ben. En çok da şu mısralarınızla yer bulacaksınız zihnimde: “Rengine doymadığım o sema, Ahengine kanmadığım ırmak. Bırakıp her şeyi nereye gidiyorum? Neler geçmişti aklımdan, Nedendi ağladığım, nedendi güldüğüm? Ah nasıldı yaşamak?” Kaldı ki benim edindiğim izlenimlere göre siz, öykülerinizi yazarken ne kendinizi bir öykü yazarı olarak görmüş ne de kendinizi bu öykülerin bir kahramanı olarak telakki etmişsiniz. Katiyen kötü ve eksik bir anlamda söylemiyorum bunu. Amacım naçizane gözlemlerimi dile getirmektir. Şair kimliğiniz fazlasıyla yansımış yazdıklarınıza ki zaten siz bu asıl kimliğinizi gizlemek gayesi de gütmemişsiniz zannediyorum. Şair kimliğinizin oluşmasına katkı sunan insanları, o cânım eski İstanbul’u, çocukluk günlerinizi ince ince işlemişsiniz yazdıklarınıza. Bu yüzden yazılanlar bir öykü olmaktan çok bir anı olmaya daha yakın bana sorarsanız. Ben onları kâh bir anı kâh bir günlük okuyormuşum havasında okudum. Benim, yazdıklarınız hakkındaki kanaatim ne yönde olursa olsun sizin samimi dilinizin ve içtenliğinizin muhatabı olmak; zaman zaman küçük şeylerden devşirdiğiniz mutluluklarınıza, neredeyse kurduğunuz her cümlenize sinen o derin özleminize ve uzun cümlelerinize şahitlik etmek çok kıymetliydi. Yazdıklarınızda kendiliğinden, olanca sadeliğiyle ve duruluğuyla yaşamda yer tutan ve herkesin fark edemeyeceği derecede sıradanlaşmış gözüken şeylerden kendinize bir güzellik ve iyilik hissesi çıkarmanız da ayrıca güzeldi. Sizinle ortak noktamız olduğunu düşündüğüm ve önemine binaen sona sakladığım bir şey var ki, o da geçmişe duyduğunuz onulmaz özlem. Yukarıda da dediğim gibi hakikaten yazdıklarınızın pek çoğu derin özlemlere bezenmiş; dünyayı yeni yeni anlamaya başladığınız çocukluğunuzun o ilk yılları, eski İstanbul, okulunuz, arkadaşlıklarınız… Bizlerin geçmişi bu kadar özlüyor oluşu niçin? Bulunduğumuz zamanı sevemeyişimizden mi? Yoksa geçmişte şimdiden daha mutlu olduğumuzu düşünmemizden mi? Aslında geçmiş de bir zamanlar “şimdi” değil miydi? O da acılara sahipti, onun da katı gerçekleri ve günden güne değişen, bozulan insanları ve dünyası vardı. O zaman da tanıdık insanlar sürekli gidiyor ve yerlerini tanımadığımız başka çehrelere bırakıyorlardı. En önemlisiyse geçmişte de geçmişi özlüyorduk. Sizin de yazdığınız bir öyküden ilk başta mantıklı gelen lakin düşündükçe geçerliliğini birdenbire kaybediveren bir çare damıttım ben bu özleme kendimce. Şöyle ki: bulunamadığımız, ayrılmak zorunda kaldığımız yerlerde bizim onları hissedemeyişimizden ve şarkılarını içimizde duyamayışımızdan ötürü yaşamın durduğunu, insanlarının gülüp eğlenmediklerini, güneşinin doğup batmadığını, denizinin dalgalanmadığını, sokaklarından seyyar satıcıların geçmediğini, akşam üstü çocukların en heyecanlı oyunlarına tutuşmadıklarını, meydanlarının dolup boşalmadığını ve daha nice şeyin gerçekleşmediğini düşünmek, yaşamın olanca neşvesiyle ve coşkusuyla bizle birlikte taşındığına kendimizi ikna etmek. Biliyorum, bir an bile dindirmiyor değil mi bu çare özlemin sızısını? Halbuki bir anlık işe yaramasını ne çok isterdim. Başka da ne demeli bilmiyorum ki. Sanırım bu can sağ oldukça bu özlem de sürüp gidecek. Ne kadar yazarsam yazayım bir yerde sonlandırmam gerekiyor söyleyeceklerimi. Başka bir kitabınızın satırlarında buluşmak temennisi ile… Allah’a emanet olun.
1000k
Mesut İnsanlar FotoğrafhanesiZiya Osman Saba · Can Yayınları · 2018767 okunma
·
513 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
A
Gönderi Sahibi
"Karşılıksız mektup yazmada üstüme kimseyi tanımayan ben"