Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi

8,3/10  (9 Oy) · 
23 okunma  · 
9 beğeni  · 
1.253 gösterim
Burada her şey, herkes birbirine gülümsüyor.

Hiçbir ihtiyar, hiçbir çirkin, hiçbir düşünceli insan resmi yok. Adeta bu fotoğrafhaneye sevinçsiz hiçbir insan ayak atmamış. Yahut fotoğrafçı, bir muvaffakiyet sırrı olarak, makinesinin karşısında candan gülümseyemeyecek müşterisinin fotoğrafını çekmemiş…
Saba’nın öyküleri, şiirleri gibi içimize apayrı bir hüzün veriyor. Gençliğimizi, bütün mutlulukların yarım olduğunu, insanoğlunun yalnızlığından ne etse kurtulamayacağını, dünyamızın sevgiden, anlayıştan uzak bir dünya olduğunu söylüyor, daha doğrusu duyuruyor. Kitap boyunca buruk bir tat hayallerimizden ayrılmıyor. Ama bu, Saba’nın Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi’ndeki hikâyelerini defalarca okumamıza engel değil. O hikâyelerdeki biricik kahramanın hepimizden bir şeyler taşıdığını anlıyoruz.
Oktay Akbal
  • Baskı Tarihi:
    2014
  • Sayfa Sayısı:
    248
  • ISBN:
    9750723476
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:

Haz ve hız... Modern hayatın en temel iki kelimesi olsa gerek. Hızlı yaşıyor, hızlı seviyor, hızlı tüketiyoruz. Haz odaklı bir nesiliz çünkü. Yeni yetişen egosantrik ergenleri hiç saymıyorum bile. "Benim çok aşklarım oldu, çok acı çekiyorum." diyen gencecik yüzlerin acı kelimesinden ne anladığını merak ve hüzünle izliyorum bazen. Mahçup, utangaç çocukları çok seviyorum bu nedenle. Hani şu bizim özgüveni zayıf, pısırık dediklerimiz. Hayal dünyaları ne büyük oysa, tüketemiyorlar yaşıtları gibi ve acı çekiyorlar. Bir Werther, bir Ferhat değiller belki ama acıyı yüreklerinde yaşıyorlar. Hayatın acımasızlığına karşı duruşları var; olandan kendilerini sorumlu tutabiliyor onlar. Whatsapp gruplarına, emoilere sığdıramıyorlar aşklarını. Okumak istiyorlar bir şeyler üretebilmek için. Teknolojiden uzak durmaları gerek bu güzelliği sürdürebilmeleri için.
Ziya Osman Saba'nın güzelim öykülerini okurken aklımdan geçen şeylerdi bunlar. Eski fotoğraflara baktığınız, hafif eskimiş İstanbul Hatırası yazan resimlerdeki mahcup Anadolu yüzlerini özlüyorum ben. Renkli resimlere yetişmeyen parasıyla çekindiği siyah beyaz resimleri duvarına asan sevgili yurdum insanının doğallığını. Aşklarını sığdırdıkları resimler eşliğinde hasret kokan türkülerle yazdıkları mektuplardaki samimiyeti, o yavaşlığı özlüyorum. Ziya Osman Saba'nın İstanbul'unu özlüyorum. Anlamsız bir telaş içinde koşan, gökyüzüne bakmayı unutmuş mutsuz yüzlerle telefonlarına bakan insanlar değillerdi onlar şüphesiz. Yavaşlığı, dinginliği, tüketilmeyen aşkları özlüyorum. Fotoğraf çekinmenin anlamını yitirdiği bir dünyada sıcak bir samimiyeti getiren insansız resimler arıyorum artık, çünkü her insan resmi "beni beğenin lütfen!" diyerek bağırıyor artık. Oysa yüzündeki mutsuzluğu kapatamayacak kadar beceriksiz teknoloji.
"Burada her şey, herkes birbirine gülümsüyor.
Hiçbir ihtiyar, hiçbir çirkin, hiçbir düşünceli insan resmi yok. Adeta bu fotoğrafhaneye sevinçsiz hiçbir insan ayak atmamış. Yahut fotoğrafçı, bir muvaffakiyet sırrı olarak, makinesinin karşısında candan gülümseyemeyecek müşterisinin fotoğrafını çekmemiş…" diyerek mesut insanların resimlerini biriktiren bir fotoğrafçı arıyorum.

feylesof: 
 04 Oca 16:23 · Kitabı okudu · 16 günde

Ziya Osman Saba, Cahit Sıtkı'nın Galatasaray'dan sınıf arkadaşıdır.
İkisinin de şairliğini çok sevirim.
Ama Ziya Osman, Cahit Sıtkı'nın biraz da gölgesinde kalmıştır.
Oysa ne iyi şiirler ve bu kitap da görüldüğü gibi ne kuvvetli hikayeler yazmıştır o...
Aile sadeti, yaşamak arzusu, dünya telaşı, küçük, sonra küçücük hadiseler içinde nasıl sımsıcak hikayelerle kucaklıyor insanı.
Henüz ilk hikayede kendini gösteriyor bu çekingen ve mütevazı saadet arayışı..
Lakin hep insanın içinde bir keder bırakıyor peşi sıra...

Düzensiz Şiir 
13 Ağu 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Yazarın İstanbul şiirinde dediği gibi:
"Seni görüyorum yine İstanbul
Gözlerimle kucaklar gibi uzaktan
Minare minare, ev ev,
Yol, meydan. "

İçeriğindeki öykülerde İstanbul kokusunu buluyorum. O önünden defalarca geçtiğimiz minareleri ve evleri, üzerinde bi ileri bir geri yürüdüğümüz yol ve meydanları bütün canlılığıyla kelimelerde görüyorum. Belki de sadece öykülerin; o en sevdiğim mekanlarda, İstanbul'un kalbinde geçtiği kısımlarını sevmişimdir. Ama bu bütün kitabı güzelleştiriyor gözümde. Onu İstanbul'dan gelmiş bir mektup gibi okutturuyor bana...

Şeyma Öztürk 
12 Ağu 2016 · Kitabı okudu · 4/10 puan

Arka kapağındaki yazıya kanıp aldigim kitap. Fakat okurken çok sıkıldım. Hikayeler çok basit. Çoğunun sonu dahi yok. Akıcı değil, durgun bir eser.

Kitaptan 14 Alıntı

sertaç samur 
21 Tem 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

"Dünyada her insan en az bir felakete uğramış olabilir. Bunun için büsbütün kötümser olunur mu?"

Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi, Ziya Osman Saba (Sayfa 20 - can)Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi, Ziya Osman Saba (Sayfa 20 - can)
sertaç samur 
20 Tem 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

"Burada her şey, herkes birbirine gülümsüyor. Hiçbir ihtiyar, hiçbir çirkin, hiçbir düşünceli insan resmi yok. Adeta bu fotoğrafhaneye sevinçsiz hiçbir insan ayak atmamış."

Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi, Ziya Osman Saba (Sayfa 18 - can)Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi, Ziya Osman Saba (Sayfa 18 - can)

Eski kitaplar! Sizin sadece yapraklarınızı çevirecek olsam bir çift sayfanın arasına, kurutmak için kim bilir kaç yıl evvel konulmuş bir çiçek çıkacak. Bir başkasında solmuş bir menekşe bulacağım. Daha çocukluğumdan kalmış bir başkasının İçinden bir çikolata kağıdı, bir tavus tüyü düşecek. O zaman tavus tüylerini kitaplar içine, büyümeleri için koyduğumuzu hatırlayacak, o kır çiçeğinin koparıldığı günü anacak, heyhat o menekşeyi tanıyacağım.
Bir başka güneşin altında, bir başka insan olarak okuduğum, bir zamanlar çocuk başımın üzerine eğildiği sayfalar şimdi sizler de o bahar günlerinin kurumuş yaprakları gibi değil misiniz?

Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi, Ziya Osman Saba (Sayfa 70 - Can)Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi, Ziya Osman Saba (Sayfa 70 - Can)

"Düşünüyorum ki, bütün o çamaşırlardan, elbiselerden, tayyörlerden, mantolardan istediğim kadar alacak param olsa da, onları kullanabilecek, onları giyebilecek, “Bütün bunlar senin için!” diyebileceğim kimsem yok."

Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi, Ziya Osman Saba (Sayfa 15)Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi, Ziya Osman Saba (Sayfa 15)

Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi #4
"Fakat şimdi niçin böyle uğraşıp duruyorum? Niçin kendi kendimi aldatmaya çalışıyorum? Benim asıl mesut zamanlarım ne oldu? Niçin asıl o zamanlar resim üzerine resim çıkartmadım? Niçin her hafta fotoğrafçıya uğramadık? Neden bugün buraya tek başıma geldim?"

Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi, Ziya Osman Saba (Sayfa 20)Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi, Ziya Osman Saba (Sayfa 20)

Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi #5
"Dünyada her insan az çok bir felakete uğramış olabilir. Bunun için büsbütün kötümser olunur mu?.. Felaketler yerine saadetleri, ölmüşler yerine doğacakları, geçmişler yerine gelecekleri düşünmeliyim."

Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi, Ziya Osman Saba (Sayfa 20)Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi, Ziya Osman Saba (Sayfa 20)
Aslıhan 
 15 Ara 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Birden fotoğrafçı siyah örtüsünü başından atarak doğruldu. Yüzü hatta biraz terlemişti, ümitsiz bir tavırla, “Beyim mazur görün, sizin fotoğrafınızı çekemeyeceğim,” dedi.

Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi, Ziya Osman Saba (Sayfa 20 - Can Yayınları)Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi, Ziya Osman Saba (Sayfa 20 - Can Yayınları)

Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi #3
"Belki, dinimin bana vaat ettiği en yüksek mertebeye erişir, belki bir gün şehit düşerim. Belki o zaman bu fotoğrafımı, bazı mecmualar, diğer şehitlerinkilerle beraber, basarlar. Belki mektebim, verdiği şehitler arasında benim de bu resmimi müzesinin bir köşesine asar. Belki sadece ölüp giderim. O zaman da bu fotoğrafım hayatta kalmış birkaç akrabamın, birkaç vefalı arkadaşın beni anmalarına vesile olur. Onlara, şimdiden şükran ve dostluk tebessümlerimi göndermeliyim."

Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi, Ziya Osman Saba (Sayfa 19)Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi, Ziya Osman Saba (Sayfa 19)
2 /