·712 syf.··Beğendi
···Okunma: 05 Mayıs 2023 00:36 Uzun bekleyiş, tüm seriyi beraber alabilmek için indirim kovalamaları, vizelerim, ha aldım ha alıcam derken ilk kitabı okumayı tamamladım ve şunu söyleyebilirim ki kitap tek kelimeyle muazzamdı. Frank Herbert’ın diline, kalemine, yazdığı hikâyeye ve oluşturduğu evrene bayıldım. İlk defa bir bilim kurgu kitabı, beni resmen içinde geçtiği evrene ışınlarken aynı zamanda içimde bir yerde, bir şeyleri derinden sarsarak hiç beklemediğim şekilde kalbime ve aklıma dokundu.
İthaki yayınlarının bilim kurgu serisine Dune Serisi’yle başlaması da bence asla bir tesadüf değil çünkü Dune evreni tam manasıyla ‘bilim kurgu’ kelimesinin vücut bulmuş haliymiş gibi… Ayrıca kitap size altı boş bir ütopik hikaye değil hem felsefik hem dinsel hem bilimsel hem de siyasi birtakım parametreler çevresinde tamamen mantıksal çerçevede fütüristik bir bakış açısı içeren ama aynı zamanda da realistik bir olguyla oluşturulmuş bir hikâye sunuyor.
Kitabın kendi içinde sahip olduğu dinamikler, olay örgüsü, karakterler ve tek bir kitapta bile çabuk oluşan karakter gelişimleri o kadar güzel işlenmiş ki okurken hem kitap hemen bitmesin, sindirerek okuyayım hem de elimde sürünmesin ki bir an önce diğer kitaplara da geçebileyim diye bir ikilemde kaldım.
Kitapta ileri gelecekte Uzay Lonca’sının evrende sadece Dune adıyla bilinen Arrakis çöl gezegeninde yetişen ‘baharat’ın sağladığı geleceği görebilme gücünü elde etme pahasına Atreides Hanedanı’nı bu gezegene gitmeye zorlayarak Harkonnen Hanedanı’nın kucağına düşürüp bu sayede hem Atreides Dükü Leto’dan kurtulmak hem de baharatın kontrolünü elinde tutma çabasının denkleme hiç beklemedikleri yeni bir değişkenin girmesiyle işlerin nasıl tepetaklak olmaya başlamasını anlatılıyor.
Çaresizliğin, sıkışmışlığın, korkunun, iktidar hırsının insanları nasıl baştan çıkartarak yıkıma sürükleyebileceğinin, dinin yozlaştırılmasının yol açacağı felaketin büyüklüğünün, Arrakis’teki çöl hayatının zorluğunun, suyun yaşam için ne kadar önemli olduğunun, düştükten sonra hep daha sağlam basarak kalmak gerektiğinin, insanın zekasıyla neler yapabileceğinin altı kitapta birçok kez çiziliyor.
Frank Herbert’ın kalemi o kadar kuvvetli ki hem yıllardır beklenen bir kurtarıcı -Lisanü’l-Gayb- hem de İmparator’un Harkonnen’lerle kurduğu hain kumpasın ortasında bulunan Atreides Hanedanı’nın genç varisi olan ve aynı zamanda kitabın ana karakteri Paul Atreides’in yaşadıklarını, içinde olduğu sıkışmışlığı, hırsını, dinginliğini, zekasını, yeteneklerini, geçmiş/şimdi/gelecek arasındaki görülerini harmanlayıp edindiği amaç doğrultusunda kararlı ilerleyişini ilmek ilmek işlemiş.
Paul -Muad'Dib- Atreides’in de kitapta dediği gibi: O, zaman denizinde bir ağ; geçmiş ve geleceği tarayabilen, her olasılığı yakalayabilecek hareketli bir perde…