"Gençlerin sevgisi yüreklerinde değil de gözlerindeymiş demek."
7/10
·133 syf.··
2023 20. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 03 Mayıs 2023 22:52
Romeo ve Juliet tüm zamanların en büyük "aşk" hikâyesi olarak bilinir sanırım birçok kişi tarafından. Hikâye sırf birbirlerine duydukları aşk için ölen iki genci konu alır - hayır, spoiler değil ilk sayfada okuyorsunuz bunu. Peki gerçekten de sonsuz bir sevgiyi mi içeriyor bu masal? Şahsen ben bu kitapta geçen şeyin aşk veya sevginin herhangi bir biçimi olduğuna asla inanmıyorum. Kitap kavgalı iki ailenin çocuklarının birbirlerini görmeleri ve sonrasında birbirlerinden hoşlanmaları üzerine kurulu. Farklı zamanlarda, farklı coğrafyalarda yazılmış bu oyunun konusuna benzer hatta birebir aynı eserleri görebiliriz ancak çok azı Shakespeare'in eşsiz diline yaklaşabilir diye düşünüyorum. Klişe bir konu olmasına rağmen işleniş şekli oyunu diğerlerinden farklı kılıyor. Bu kadar yetenekli bir yazarın da dümdüz bir aşk hikâyesi yazmış olduğunu düşünmek delilik olurdu sanırım. Kitabın alt metninde birbirinden farklı mesajlar var, ilk okuduğumuzda göremesek de farklı zamanlarda okuduğumuzda daha iyi anlıyoruz. Kitabı ilk okuduğumdaki düşüncelerim ve şu anki düşüncelerim çok farklı. O zamanlar, yani 6. sınıftayken kitabın Shakespeare'in en kötü kitabı olduğunu sanmıştım (yaşımın 12 olmasına veriyorum bu yanlış düşünceyi) çünkü etkileyici kılınmak istenilen tarafın ölüm olduğunu düşünmüştüm. Şimdi anlıyorum ki kitapta etkileyici olan yer burası değil, etkileyici olan tarafı Romeo'nun da Juliet'in de sonunun kötü biteceğini, yanlış olduğunu bile bile birlikte olmak istemeleriydi. Daha kitabın başlarında Romeo'nun "İçimde bir önsezi, yıldızlara asılı bir olay, başlayacak bu gecenin cümbüşüyle o ürpertici dönemine sanki; zamansız ölmek gibi, alçakça bir cezayla, durdurup bağrıma gömülü yüreğimi, son verecek aşağılık hayatıma. Ama ey hayatımın dümenini tutan, gemime sen yön ver." diyerek başına gelecekleri hissedip kabullendiğini, kaderine razı geldiğini görüyoruz. Ama buna karşı gelemeyip boyun eğiyor. Kitabın karakterlerine değinmek istiyorum biraz, özellikle de Romeo'ya. Gerçekten, neden Romeo ki o? Onu Romeo yapan şey Juliet'e değil aşka olan aşkıydı. Juliet'ten önce Rosaline vardı, ona delicesine aşıktı. Her şeyi göze alabilirdi onun için de. Ama Rosaline onun sevgisine karşılık vermedi. Rahip Lawrence bu konuyla ilgili "Çünkü sökemeden gerçek sevgiyi, senin sadece ezberden maval okuduğunu o çok iyi biliyordu." diyor. Romeo aşka aşıktı, herhangi birine değil. Rosaline için yas tutuyordu, üzüntüden konuşmuyordu. Sonra daha güzel, üstelik aşkına karşılık veren, birini görünce hemen unuttu. Eğer gerçekten sevmiş olsaydı aşkına karşılık vermemesi onu durdurur muydu? Hayır. Heyecanla, düşüncesizce ölesiye aşık olduğunu sanıyordu. Rosaline aşkının yalan olduğunu bildiği için karşılık vermemişti. Juliet ise bu aşka karşılık verdi. Bunun sebebinin öncelikle Juliet'in daha önce böyle bir şeyi yaşamaması olduğunu düşünüyorum. 13 yaşında, ailesinin istediği ama kendisinin pek az tanıdığı biriyle evlendirilmek üzere, bu sırada da ona aşık olduğunu söyleyen biri çıkıp geliyor. Şaşılası bir şey de değil Juliet'in tavrı... Ben de bu hikâyenin eleştirel bir gözle yazıldığını düşünenlerdenim. Shakespeare büyük sanılan aşklar ve ulaşılması imkânsızmış gibi gözüken sonsuz sevgiyle dalga geçiyor gibi biraz. "Şiddetle başlayan hazlar şiddetle son bulurlar." diyordu kitapta. Öyle de oldu. Kitabı okurken sonuna gelene kadar sonunda ne olacağıyla alakalı bilgileri görüyorduk. Romeo ve Juliet buluştuklarında hep karanlıktalardı, sonunda yine birlikte olarak sonsuza kadar karanlıkta kaldılar. Bunları bilip de okumaya devam etmemizi yine Shakespeare'in zekâsına yoruyorum. Sonuç olarak yazarın yine çok akıllıca bir eser çıkardığını görüyoruz. Bir hiç uğruna ölen ama ölümleri fazlasıyla romantize edilen iki gencin arasındaki şeyin aşk olduğunu sanıyoruz ama bu en fazla heyecan olabilir. Shakespeare de bu şekilde romantize edildiğini görse gülerdi sanırım. Bu arada kitap hakkında birçok şey okumuştum ve okuduğum şeylerden biri kitap David Garrick tarafından sahnelenirken Rosaline karakterinin "Romeo ve Juliet'in arasındaki şeyi azalttığı için" çıkarıldığıydı. Bu çok doğru, Rosaline olmasa kitap hakkında farklı şeyler söyleyebilirdim. Ama yine de iki tarafın da duygularını fazla abarttığı görüşündeyim... Ayrıca oyunda balkon yokmuş. O ikonik balkon sahnelerinin kitapta olmaması üzücü. Okuduğunuz şeylerin sahnelendiğini görmek istiyorsanız 1968 uyarlamasını izlemenizi tavsiye ederim. Franco Zeffirelli uyarlamaları hep çok iyi oluyor. Romeo olur, Juliet olur, isimler değişir. Aynı kalan şey insanların duygularını hep en uçlarda yaşaması sanırım. Taylor Swift'in haksız olduğu, yanıldığı tek konu bu hikâyenin aşkı konu aldığını düşünmesi olabilir. Yine de en sonunda ben de "It's a love story" diyorum. Şimdilik size binlerce kez iyi geceler, bu incelemeyi yazmak için ayrıldığım ders kitaplarıma geri dönüyorum. open.spotify.com/track/3CeCwYWvd...
Edebiyat
Romeo ve JulietWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202475,8bin okunma
·
630 Gösterim
3 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
sena ada
Gönderi Sahibi
tiyatrodaki ilk rolüm juliet olduğu için yeri bende hep ayrı kalacak <'3
Ben de kitabı küçükken okuyup hiç sevmemiştim hatta nefret ediyordum bile denebilir ama bu yazıdan sonra kitaba bir şans daha vereceğim belki bu sefer daha farklı olur. Çok güzel bir inceleme olmuş. Eline sağlık✨️
sena ada
Gönderi Sahibi
ben de öyleydim ama farklı bir bakış açısından okuduğunda değişiyor bu düşünce bence. aşk kitabı olarak değil de heyecanla başlanılan bir şeyin ve aşk sanılan bir duygunun nasıl kötülüklere yol açabileceğini gösteren bir eleştiri olarak okumak gerekiyor sanırım. çok teşekkür ederim ayrıca<3
Bence baya iyi yazmışsın hatta bunu yazdığın için sana teşekkür etmeliyim...
sena ada
Gönderi Sahibi
çok teşekkür ederim<3 ne demek ayrıca 🤎