·240 syf.····Okunma: 08 Mayıs 2023 16:59 Bu yıl ki favori yazarım Nihal Atsız’ın benim okuduğum üçüncü kitabı Deli Kurt oldu. Kusursuz bir kalemi var bana göre Atsız’ın. Sürükleyici, merak uyandıran, olay örgüsüyle okuyucuyu hikayenin içindeymiş gibi hissettiren çok başka bir büyüsü var kendisinin.
Deli Kurt’un konusu Osmanlı’nın Yıldırım Beyazıt’ın ölümü ile birlikte girdiği fetret devriyle yaşanılan şehzade ve taht kavgalarını anlatır. Fakat romanın temeli şehzadelerden İsa Çelebi üzerine kuruludur.
İsa Çelebi babası Yıldırım Beyazıt’ın vefatı ile gireceği taht kavgalarında hamile eşi zarar görmesin diye çok güvendiği adamı Çakır’a emanet eder. Bala hatun ve karnındaki şehzadeyi koruyan Çakır yıllarca şehzade Murad’tan bu gerçeği saklayarak zarar görmemesini sağlar. İsa oğlu şehzade Murad’a hünerleri sonucunda Deli Kurt unvanı verilir.
Şehzade olduğunu bilmeden yıllarca orduda savaşacak Osmanlı’nın yenilmez bir Sipahi’si olacaktı.
Fakat ne var ki her yiğidin belini büken bir şey muhakkak olur. Onun belini büken aşk oldu. Işık saçan gözleriyle göreni öldüren ya da divaneye döndüren Gökçen’e tutulur Deli Kurt. Kimisi Gökçen’in bir peri kızı kimisi bir cin olduğunu iddia eder. Deli Kurt’a göre ise o olsa olsa kusursuz güzelliği ile bir peri kızı olurdu.
Romandaki parlak bakışlı Gökçen’nin hayali bir tip olmadığı Muğla’nın bir köyünde böyle bir kızın yaşadığı da iddia ediliyor. Hatta arka kapakta “Roman yazarı, bu parlak ve büyülü bakışları beş yüz yıl öncesine götürmekle esere çeşni vermekten başka bir şey yapmamıştır.” diyor.
Diğer Atsız romanları gibi bayılarak, hemen bitmesin diye azar azar, neler olacak diye de heyecanla okuduğum bir kitap oldu. Şiddetle tavsiye ediyorum. Sevgiyle kalın