·112 syf.····Okunma: 09 Mayıs 2023 18:57 1871 yılında Kosta Rika’ya demiryolu yapılıyor. Bu demiryolu yapılırken işçilere verilecek besinin maliyetini kısmak için bu şirket muz yetiştiriciliğine başlıyor. Şirketin sahibi vefat edip şirket el değiştirince bu sefer şirket United Fruit’e dönüşüyor ve muz ticaretine başlıyor.
İşte romanın kurgusu bu noktadan ilerleyen bir grev ile başlıyor. Sömürülen ve canlarından olan işçiler. Hep daha fazlasında gözü olan şirketler ve ezilen işçiler. Hiç şaşmıyor. Tarihsel bir olay etrafında gelişen bir kurgu ve sık sık farklı tekniklerle yazılmış bir eser. Diyaloglar, paragraflar, bilinç-akışı vs.
Yazar Samudio, bu grev başlarken yani 1928 senesinde neredeyse 4 yaşında. Bu sebeple kitap yer yer otobiyografik izler taşıyor.
Bir yandan grev bir yandan ise bir ailenin çöküşünün kesişimi ve insanların tek ortak noktası fark etmeksizin: Acı.
İlk bölümde erkeksi bir üslupla askerlere kulak veriyoruz. Kimi öldürme hırsı ile dolu kimi işçiler için üzülüyor, kimi yağmurlu günde battaniyesini silahına saracak kadar görevine bağlı. Burada da zorunluluk var, yani “emir kulu” olan askerler dikkat çekiyor. Bu bölüm diyaloglar ile hızlı ilerliyor. Sonrasında yavaş yavaş aile fertlerinin ağızlarından hem grevin ilerleyişini hem de ailenin dağılışını okuyoruz. Benim en etkilendiğim iki bölüm “Kız Kardeş” ve “Erkek Kardeş”. Tamamen farklı konumlarda olan iki aile üyesi. Bu da yaşam ile çok bağıntılı. Birbirine zıt iki fikirler çerçevesinde gelişen acı.
Marquez yazarı seviyormuş. Önemli bulunan yazarlardan birisiymiş Samudio. Marquez’in belirttiği gibi yazar, doğruyu çok saf dille ve Latin Amerika tarafında sıkça sevilerek kullanılan büyücü gerçekçilik yerine, okuyucuyu daraltarak suçlu-suçsuz ikileminde bırakıyor. Marquez’in biraz zıttıdır. Marquez derdini biraz büyülü gerçekçilik ile anlatır. Samudio ise gerçekliği daha gözler önüne sermeyi tercih eder. İkisi de harikadır, iz bırakır.
Tekrar okumak istediğim bir kitap oldu. Birkaç bölüm tekrar okumayı gerçekten hak ediyor.
Süleyman Doğru çevirisini görür görmez aldım. Ne aldım neler buldum kitaplarından biri gene. Ben sevdim ve gerçekten içime işledi. Az sayılarda kayıplarla açıklanan grevin aslında 3-8bin arasında işçinin her şeyden önce insanın ölümü ile sonlandırılması, gerçeğin gene ne kadar çarptırıldığını ve açıklanmadığını gösteriyor.
Sömürülen sen, ses çıkarınca gene ölen sen.
Sömürülmeyen günlere!