·376 syf.····Okunma: 12 Mayıs 2023 14:01 Roman Aleksandr Petroviç isimli bir adamın, ölümünden sonra ev sahibinin yirmi kapik karşılığında Petroviç’in defterini başka bir adama satmasıyla hikâye başlar. Yazar o defterde yazan mahkûmiyet hayatını okuyucuların gözleri önüne sererken hassas noktalara da değinmeyi ihmal etmez. Petroviç kitapta da bahsedildiği üzere bir soyludur. Mahkûmlar soylulara karşı oldukça katı ve ön yargılıdır. Kitapta izah edildiği gibi Petroviç birçok defa mahkumlara yanaştıysa da soylu olduğu için diğer mahkûmlar tarafından hoş karşılanmadı çünkü onlara göre soylu her işi yapmayan adeta nazlanır gibi geride duran kimselerdi. Bana kalırsa Aleksandr hiçte öyle biri değildi o sadece ait olmadığı bir yerde kendisine yaşam alanı oluşturmaya çalışan iyi eğitimli bir adamdı.
Kitapta pek çok mahkûma ve isimlerine yer verilse de benim en çok ilgimi çeken binbaşı oldu; Binbaşı karakteri, bütün mahkumların çekindiği hatta haklarını bile arayamadıkları son derece kibirli bir adam. Tabir-i caizse mahkumlara son kertede mahkûm olduğunu iliklerine kadar hissettiren bir an bile unutturmayan bir adam demek daha doğru bir ifade olur. Kitabın sonlarına doğru binbaşı biraz yola gelmeye başladıysa da işlediği birkaç suç yüzünden emekliye ayrılıyor ve mahkumların, binbaşıyı üniformasıyla adeta bir fırtına, bir tanrı olarak görürken birdenbire emekliye ayrılmak zorunda kalmış bu adamın üzerine Redingot giymesiyle bir oda uşağına döndüğünü gözler önüne seriyor. Sahi bu kadar hapishaneyi kasıp kavuran bu adam neden birdenbire oda uşağına dönüşüvermişti? Bu sadece üniformanın etkisi miydi; yoksa binbaşı, mahkumlara karşı öz saygısını kaybettiği için mi böyle olmuştu? tartışılır.
Özetle her ne olursa olsun mahkumlara adeta bir köle gibi davranmak onları damgalamak, zincire vurmak hatta içinde böcek dolu ekmek ile çorba vermek ne derece doğru bilemiyorum. Açıkçası bu kitabı okurken çok zevk aldım. Sadece kitaptan iki puan kırmamın nedeni defteri satın alan adama hiç yer verilmemesi ve Petroviç’in hürriyet hayatına kavuştuktan sonra neler yaptığını anlatmamış olmasıydı. Yine de Dostoyevski severlere önerebileceğim bir kitap. Umarım siz de beğenirsiniz.