Bir idam mahkumunun son günü kitabında ölümüne günler ve saatler kalan bir mahkumun son kalan zamanını bize okutan Hugo insanın yaşam ve ölüm ile arasında ki bağlantıyı bir insanın küçük bir umuda bile nasıl tutulduğunu düşüncelerin insanı nasıl bir boşluktan daha derin bir boşluğa attığını bazen o derin boşluğun ortasında küçük bir ışığın bile insanı nasıl hayatta bağladığını okuyoruz.
Kitabı okuduktan sonra benim kendime en çok sorduğum soru şu oldu:
Bu kadar zamanım varken neden hayatım için hâlâ harekete geçmedim?
Ölümüne saatler kala hayal kuran bir mahkumu okuduktan sonra kendi kendime dedim ki bunca zamanım varken neden bu kasvetli yaşamda kendimi hayallere bile kapattım.
Başı bedeninde kopacak bir adam kırlarda koşmayı hayal ediyorken beni özgürce kırlarda koşmaktan alıkoyan nedir?