İncelememe Osamu Dazai'nin hayatı ile başlamak istiyorum. Çünkü bu kitap kimi araştırmacıya göre Osamu'nun uzun intihar mektubunun sonu olarak nitelendirilip otobiyografisi olduğu düşünülmekte.
Osamu 19 Haziran 1909 yılında doğmuştur. Japon edebiyatının önemli isimlerinden biri olan Osamu zengin, kültürlü ve politaka ile iç içe olan bir ailede doğup büyümüştür.
Ailesiyle çokta iyi anlaşamayan Osamu komünist bir partiye üye olmasıyla birlikte ailesi arasındaki bağlar zayıflayıp evlatlıktan reddedilmesine kadar işler uzamıştır. Hayatı boyuncada birçok defa intihar girişiminde bulunan Osamu bir taraftan intihar etmeye uğraşırken bir taraftanda yazarlık konusunda Japonyadaki ünü git gide yayılıyordu.
Osamu, edebiyat alanında örnek aldığı kişi olan Ryunosuke Akutagawa'nın o kadar çok etkisine kapılmıştır ki sadece edebi alanda değil ideolojik düşünce yapısı olarak da etkilenmiştir. Osamu günün sonunda tıpkı Ryunosuke'nin tercih ettiği gibi intihar ederek yaşamına son vermiştir. Bu olay bana Dorian Gray'in Portresi kitabında olan insanların birbirine olan etkileriyle ilgili şu dizeleri hatırlattı:
---'İyi bir etki diye bir sey yoktur Bay Gray. Tüm etkiler ahlak dışıdır... Bilimsel açıdan öyledir.'
'Neden?'
'Çünkü birisini etkilemek, ona kendi ruhunuzu vermek demektir. Etki altında kalan kişi, kendi düşüncelerini oluşturamaz ya da kendi tutkularıyla yaşamaz. Erdemli yönleri ona gerçek gelmez. Günah denen bir şey varsa günahlarını ödünç almıştır o. ' ---
Kitabın konusuna gelecek olursak ana karakterimiz Yozo ile Osamu'nun benzer hayat hikayelerine tanıklık edeceksiniz.
Yozo insanlara beslemiş olduğu sevgisizlik (sebebi bana göre ailesiyle arsaında yaşadığı kopukluklar) ve onların nasıl bu kadar mutlu olabildiklerine şaşırırken kendi söyleyişiyle 'soytarılık' maskesini bürünüp onlardan bu şekilde kaçabileceğini düşünür. Öyle bir hal alır ki kendi isteklerini, düşünçelerini ailesine bile söyleyemez hale gelir. Yozo bu maskeyi taktığında etrafına neşe saçarak ,güldürmeye çalışarak onların zıttına gitmeyerek kendinide bir nevi topluma kabul ettirmeye uğraşmaktadır.
Sahiden kaçımız böyleyiz ? Acaba dışırda gördüğümüz kişilerin, en yakınımızdaki dostlarımızın kaçının maskesinin ardında bambaşka kişiler yaşamakta ? Etrafımızdaki kişileri mutlu etmek, onları kırmamak için benliğimizi bir kenara bırakıp ne kadar farklı kişiler oluyoruz ?
Kitap sizi onlarca soruyla başbaşa bırakıyor.
Yaşadığı kısa aşklar, arkadaşlarının ve çevresindeki diger kişilerin üstünde yaratmış oldugu etkiler, alkolü bir kaçıs yolu olarak görmesi, kadınlar hakkındaki görüşleri ve sonlara doğru eczacı kadının merhamet duygusuyla alkolü bırakması adına morfin verip bağımlılıgına sürüklenen yol...
Unutulmamalıdır ki merhamet bazı insanlara göre en keskin bıçaktır.
Tadında olan kurgunun akıcılığıyla sizi bir an bile sıkmadan okutuyor. Yazar okura duyguları net şekilde geçirebilmiş. Öyle bir karakter düşünün ki yaşadığı sıkıntılar karşısında yaşı 27 olduğunda saçları beyazladı diye insanlar tarafından 40 yaşını geçtiği düşünülsün...