·724 syf.····Okunma: 10 Temmuz 2017 13:26 Leyla ile Mecnun izlerken yoldan geçen bir yabancı gibi görmüştüm Oğuz Atay'ı. Türk edebiyatı okumaya başladığımda bu yabancıyı tanımak istedim. Tanışmam zor oldu biraz, anlamakta zorlandım önceleri. Zaman geçtikçe onunla aynı şeyleri düşündüğümü fark ettim. Düşüncelerimin benden habersiz satırlara dökülmüş olduğunu gördüm. Böylece tüm kitaplarını okumam gerektiğine karar verdim.
Kitabı bitirmem çok uzun sürdü fakat uzun sürede bitirmemin nedeni 724 sayfa olması ya da kitabın sıkıcı olması değildi - son derece akıcı olduğunu da söylemem- . Kitabı uzun sürede bitirmemin asıl sebebi her cümleyi dinç bir zihinle gerçekten anlayarak okumak istemem oldu.
Sanırım 1K platformunda okuduğum bir Tutunamayanlar incelemesinde " Oğuz Atay'ın satırları yazarken sizinle dalga geçerken güldüğünü ya da sizin acınıza ortak oluşunu hissedebilirsiniz. " gibi bir cümle yazıyordu. Oğuz Atay tam anlamıyla o duyguyu hissettiriyor.
Kitabın kalınlığına gelirsek her kalın kitapta olduğu gibi gelişme bölümüne girmek uzun sürdü. Giriş kısmının sıkıcı olduğunu düşünmüyorum fakat okuduğum ilk Oğuz Atay kitabı olduğundan, ince eleyip sıkı dokumak istediğimden olacak 2 ay kadar giriş bölümünü okudum. Kitabın 300. sayfasından sonra okuma hızım yazarın anlatımını çözmeye başlamamla arttı ve kitabı nasıl bitirdiğimi anlamadım.
" Şu anda sana güzel bir söz soyleyebilmek için, on bin kitap okumuş olmayı isterdim. Yine de az gelişmiş bir cümle söylemeden içim rahat etmeyecek : Seni tanıdığıma çok sevindim kendi çapımda. "