Travmatik acılarla, hüzünlerle,şiddetle, ve daha bir çok acı hikayeyle geçen bir çocukluk. Peki bu denli ağır bir yük haline gelen hayattan sonra, o çocuk böyle bir yükle yoluna nasıl devam edebilir? Yaşadığı olaylarla yüzleşip bunları atlatsa bile ruhunda lekeler bırakmaz mı hiç?
Edebi olarak harika bir otobiyografik eser olduğunu düşündüğüm bu kitabı okurken, hayatın toz pembe kısmına olan ufacık bir inancınız varsa bile, bu kitap heryeri siyaha boyayacaktır. Ancak kendi ruhunuzda var olan canlı renklere ise bir umut pırıltısı da ekleyecektir. Çünkü; öyle bir eser ki bu, yazarın hayatında başına gelen olaylar ve iç dünyasında yaşadığı her şeyi, bize usta bir kalemle, muazzam bir anlatım ve ebedî bir üslupla yazıldığı için hepimizin gözlerinin önüne çocukluğumuzu getirecektir.
Maksim Gorki daha küçük bir çocukken babasını kaybeder. Annesi ile birlikte dedesinin evine taşınır ve bundan sonra onlarla birlikte yaşamaya başlar. Ancak öyle bir kaosun içine düşer ki bu aileyle birlikte, çocukluğunu dayanılması güç zorluklarla hayata tutunmaya çalışır. Aile içinde miras konusunda çıkan anlaşmazlıklar, dedesinden yediği dayaklar,sevgisiz bir ortam,babasız bir çocukluk,annesiz bir yaşamın keşmekeşliğinde mücadele etmek zorunda kalır.
Aleksey'in nenesi ise torununa herkesten farklı davranır. Onun çocuk olduğunun farkındadır, onunla onun dilinde konuşur. Ailedeki herkes Hristiyandır ancak, dini yaşayış ve anlayış kısmında herkes farklı davranır. O yüzdendir ki; Maksim, kendisine sevgiyle bakan nenesinin Tanrı'sını severken, kendisini hep döven ve sürekli sinirli olan dedesinin Tanrı'sını ise pek anlayamaz ve korkar ondan. Çünkü, çocuklara anlattığımız Tanrı hangisi olursa olsun, bize bakıp bize göre bir Tanrı anlayışını benimserler.
Horoseye Delo, toplumdan farklı ve aykırı bir karakterdir. Maksim bu yüzdendir ki, ondaki aykırılığı merak eder ve onda yarattığı arzu ile onunla birlikte olmak ister. Bir çocukla eğer onun dilinden konuşup, onu küçümsemeden yanında olursak, onların gözünde birer kahraman sıfatına bile bürünebiliriz. Kitapta, Maksim ondan şu şekilde bahseder:"Kendi ülkelerinde bir yabancı gibi yaşayan, gerçekte ise o toplumun en iyileri olan..." Ve böyle biriyle çok erken tanışıp, çok çabuk da kaybeder.
Toplumda hâlâ var olan kadına şiddet meselesinin, çağ farketmeksizin her yerde ve her toplumda olduğu gerçeğiyle de yüzleşmek zorunda kalıyoruz bu kitabı okurken. Ve çoğu kadın ise ne yazık ki aile korkusundan dolayı bu şiddete göz yumar, kendi gururunu toplumun normlarına feda eder. Utanmalıyız insanlığımızdan.
Ancak tüm bu olumsuzluklara karşın içimizde varlığını sürdürmesi gereken umuda kalbimizde ona hep yer vermeliyiz diye düşünüyorum. Ve şöyle bir alıntıyla bitirmek istiyorum.
" Hayatımız bizi her türden rezil, aşağılık yanlarının bolluğu ile şaşırttığı kadar; bunca pisliğin, rezilliğin ortasında aydınlık, insancıl bir hayat yaratacağımıza ilişkin sarsılmaz bir umudu var eden ışıltılı, sağlıklı, yaratıcı, insancıl, iyi bir şeylerin karşı konulmaz biçimde gelişip durmasıyla da şaşırtır."
ÇocukluğumMaksim Gorki · İş Bankası Kültür Yayınları · 201419,6bin okunma