Kays El Ecer
nedense aynanın içinden çıktıktan sonra
yüzümdeki acıların derin kesikleri
ve
yaralarımdan boşalan o kanlar
birden
öyle birden
birden ve ansızın unutuluveriyor üzerimde
o aynanın içerisindeki adamın üzerinde
ben kim miyim
bilmiyorum
zaten soranda olmaz be çocukluğum
ki zaten
hiç bir şey
hiç bir şeyde olsa mutluluktan
değişmedi
ne bekliyordun
ne bekliyordun ki
şapşal şey
ufaklık

Günaydınlar
Günaydın çocukluğum! Mavi önlüklü, saf olduğum çağım gülümsediğim ota, kuşa güvendiğim cana, dosta ve her şeyi pembe gördüğüm gözüm…

Kemirgen
tül havalandı
orada, içim kadar uzağımda
-rüzgar bu anı buldu işte-
içimle göz gözeydik
içim göze gözeydi
ah, o kemirgen
artık yüz yüzeydik

tül havalandı
tanıdım eşsiz kemiricimi
soluksuz çocukluğum telaşlandı
bir tavanarası kadar serin
bir sandık kadar eskiydi

annem odadaydı, hemen arkamda
sonra babam, ablam, tüm şehir
kim olsun’u söylüyorlardı
kimseymişim gibi

Ruh
Bir korku ile büyürken
Çocukluğum ,
İçimde bir yaşama sevinci
Anlamsız bir şekilde
Huzurlu ölümü özlerken yürek,
Kayıp giden çocukluğum
Dizlerden ağrısız,
Sizlerden ırak
Annem
Babam
Ve de kardeşlerim,
Sessizce beklerim sizleri
Kucaklamak için tekrardan sizi
Tıpkı çocukluğumdaki gibi...

Didem Madak
Siz aşktan ne anlarsınız bayım

Çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca
Alt katında uyumayı bir ranzanın
Üst katında çocukluğum
Kâğıttan gemiler yaptım kalbimden
Ki hiçbiri karşıya ulaşmazdı.
Aşk diyorsunuz,
limanı olanın aşkı olmaz ki bayım!

Allah'la samimi oldum geçen üç yıl boyunca
Havı dökülmüş yerlerine yüzümün
Büyük bir aşk yamadım
Hayır
Yüzüme nur inmedi, yüzüm nura indi bayım
Gözyaşlarım bitse tesbih tanelerim vardı
Tesbih tanelerim bitse gözyaşlarım…
Saydım, insanın doksan dokuz tane yalnızlığı vardı.
Aşk diyorsunuz ya
Ben istemenin Allahını bilirim bayım!

Çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca
Balkona yorgun çamaşırlar asmayı
Ki uçlarından çile damlardı.
Güneşte nane kurutmayı
Ben acılarımın başını
evcimen telaşlarla okşadım bayım.
Bir pardösüm bile oldu içinde kaybolduğum.
İnsan kaybolmayı ister mi?
Ben işte istedim bayım.
Uzaklara gittim
Uzaklar sana gelmez, sen uzaklara gidersin
Uzaklar seni ister, bak uzaklar da aşktan anlar bayım!

Süt içtim acım hafiflesin diye
Çikolata yedim bir köşeye çekilip
Zehrimi alsın diye
Sizin hiç bilmediğiniz, bilmeyeceğiniz
İlahiler öğrendim.
Siz zehir nedir bilmezsiniz
Zehir aşkı bilir oysa bayım!

Ben işte miraç gecelerinde
Bir peygamberin kanatlarında teselli aradım,
Birlikte yere inebileceğim bir dost aradım,
Uyuyan ve acılı yüzünde kardeşimin
Bir şiir aradım.
Geçen üç yıl boyunca
Yüzü dövmeli kadınların yüzünde yüzümü aradım.
Ülkem olmayan ülkemi
Kayboluşumu aradım.
Bulmak o kadar kolay olmasa gerek diye düşünmüştüm.
Bir ters bir yüz kazaklar ördüm
Haroşa bir hayat bırakmak için.
Bırakmak o kadar kolay olmasa gerek diye düşünmüştüm.

Kimi gün öylesine yalnızdım
Derdimi annemin fotoğrafına anlattım.
Annem
Ki beyaz bir kadındır.
Ölüsünü şiirle yıkadım.
Bir gölgeyi sevmek ne demektir bilmezsiniz siz bayım
Öldüğü gece terliklerindeki izleri okşadım.
Çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca
Acının ortasında acısız olmayı,
Kalbim ucu kararmış bir tahta kaşık gibiydi bayım.
Kendimin ucunu kenar mahallelere taşıdım.
Aşk diyorsunuz ya,
İşte orda durun bayım
Islak unutulmuş bir taş bezi gibi kalakaldım
Kendimin ucunda
Öyle ıslak,
Öyle kötü kokan,
Yırtık ve perişan.

Siz aşkı ne bilirsiniz bayım
Aşkı aşk bilir yalnız!

|Didem Madak

Küçükken Heidi izlerdim, dedesi ona erimiş beyaz peynirli ekmek yapardı; annemde bana yapardı televizyon karşısinda Heidiyle birlikte yerdim. Buggs Bunny havuç yerdi, bende hemen havuç ister Buggs Bunny ile birlikte yerdim. Temel reis ıspanak yerdi neyse işte gerisini anladınız...
Özenti çocukluğum :D

Psikeart sayı:53 Ergenlik
"...Freud'un dedigi gibi bellek izleri yüzeye en cok cagrisimlarla geliyor. Kokular ve sesler üzerinden belleğin derinliklerine ulasmak mümkün.
...
Aragon'un 'kelimeler kanatir yarayi' dizesinin icime isleyisini hatirladim. Bu kadar derin bir hüznü sonradan sadece iki defa yasadim. Bir nesnesi olmayan, anlamsiz bir keder, uzun uzun düsünülen ve yazilan geceler.
...
O zaman adini koyamadiğim bu acinin giden cocukluğum ve bedenim icin olduğunu bugün yeni anliyorum. Yani o kayip duygusunun 'nesnesini' daha yeni buluyorum. Doldurulamayan bir bosluk hissi..."

C., Ekmeğimi Kazanırken'i inceledi.
 16 Eyl 22:19 · Kitabı okudu · 3 günde · 10/10 puan

Aleksey Peşkov diğer ismiyle ve ananesinin hitabıyla ki benim sevdiğim de bu, sevgili Alyoşa. Sayfalar boyunca bir tanrı olsa meleģi sen olurdun dedim içten içe. Bu saflığı ne gördüm ne de duydum. Maksim Gorki subjektif anlatımınla da olsa gerçekten böylesine saf mıydın?

Ekmeğimi Kazanırken, Çocukluğum'un devamı yani otobiyografik üçlemesinin 2. kitabı. Alyoşa'nın iğrenç dedesi Çocukluğum kitabında 'Var git insanların arasına karış' demişti. Ve Alyoşa karıştı. Şefkat dolu annanesinin kafasında çizdiği polynna dünyasının dışına çıktı. Kimleri tanımadık ki bu çirkin dünyada? Patronunun iğrenç karısı ve annesi. Kötülüğün tanımı bu iki kadın. Çocuģu kitap okurken yakaladığında öyle bir dövdü ki çalıyla 42 kıymık çıkarttılar sırtından. Maksim Gorki'nin bunları yaşamış olması beni derinden üzdü. Neyse ki bu dünyada iyiler de vardı. Aleksey'in gözündeki o saflığı, bilgeliği gören insanlar. Smutriy, Kraliçe Margot, Yakov, Osip.. Siz bu çocuğa karşı iyi olurken sanki bana da iyi bir insan gibi davrandınız. Sizleri çok sevdim.

Ekmeğimi Kazanırken o dönemin Rus toplumuna birçok yönden ışık tutuyor. Bunlar nasıl insanlar diyorsunuz? Hiçbir çıkarı yokken insanlar sırf birbiriyle alay ederek eğleniyor. Kötücüllük, hasetlik, kıskançlık, aşaģılanmışlık bu toplumda kanser gibi. Gorki bir keresinde şunu belirtiyor. Rus toplumu neşeyi bir anlık alternatif olarak görür sanki üzüntü, keder onların kaderidir. Bu iğrenç insanlık tablosu karşısında çıldırmamak elde değil. Mujiklerin birbirine sürekli yalan söyleyerek ticareti, iki farenin kuyruklarını bağlayarak ısırmalarını izlemeleri insanlık felaketi. Eğlence dedikleri şeyler pislik çukurundan farksız, iğrenç. Gorki bize bunları çok iyi resmediyor.

2 karakter var ki anmadan geçemeyeceğim. İlki, Yakov. Ateşçi Yakov derler ona. Her yeri dolaşmıştır arkadaş. Bir gün bir teyze için para toplanır. Teyze toplanan bu para için 3 ruble 2 kopek fazla, alın der. Kimse almaz ve lazım olur yanında bulunsun derler. Usulca gider Yakov ve parayı ister. Hahaha. Herkes üzerine yürür ve dönüp şunu söyler. İnsanlar garip, teyze fazla diyor alın diyor alıncada kızıyolar diyor. Dostoyevski'nin Budala yapıtında Lebedev abimiz vardı aklıma o geldi. Böylesine sırnaşık, yüzü kızarmaz adam nadir bulunur. İkincisi, kapıcı. İğrenç bir mahlukatsın. Alyoşa ile kavga eder. Sen bu kadına acıyor musun? O halde kediye de acıyor musun? diye sorar. Evet, der Alyoşa. Nereden bilsin ahlaksız herifin böyle yapacağını. Bir kedi bulur ve Alyoşa karşıdan gelirken kuyruğundan tutar kafasını betona vurur. Kanlar her yana sıçrar. Alyoşa bunu pataklar. Ellerine sağlık, Aleksey ellerine.

Gorki koca kitapta bize birşeyler anlatmak istedi. Ben çok severim kilit cümleler bulmayı ve onlar aslında bir kitabın tümünün mesajını taşır yeri gelir. Gorki 426. sayfada bize bunu hatırlatır. "Bu iğrençlikleri niçin anlatıyorum? Bütün bunların geçip gitmediğini, henüz hiçbir şeyin bitmediğini bilesiniz diye, saygıdeğer baylar. İyi anlatılmış korku öykülerini sevdiğinizi, dehşet verici, fantastik birtakım kurgu öykülerini sizi tatlı tatlı heycanlandırdıģını biliyorum. Ama ben, gündelik hayatımıza ilişkin gerçekten korkunç, tüyler ürpertici olaylar biliyorum ve bunları anlatarak, nasıl yaşadığınızı hiç unutmayasınız diye sizi tatsız bir biçimde de olsa heycanlandırma hakkını kendimde görüyorum. Kimsenin yadsımayacağı bir hak olarak görüyorum bunu kendimde. Alabildiğine aşağılık, iğrenç bir yaşam sürüyoruz. Olay, budur! Ben insanları çok severim, kimseye acı çektirmek istemem; ama duygusal olmamalı, kahrolası gerçeği cicili sözler, albenili yalanlar arasına gizlememeliyiz. Hayata doğru....hayata doğru! Yüreğimizde ve beynimizde iyi, insanca ne varsa hayata katıp hayatın içinde eritmeye doğru" Gorki deneyimleriyle bize bu gerçekliği sunuyor. Hayatı toz pembe görmemeliyiz. Ne varsa hayata katıp içinde öğütmeliyiz.

Son olarak Osip Aleksey'e git manastıra kapan demişti. İyi ki kapanmamışsın Maksim Gorki! İyi ki sosyalist gerçekçi yaklaşımı edebiyata yerleştirmişsin Aleksey Maksimoviç Peşkov! Büyük insansın, büyük.

Gül Yıldız, Çocukluğum'u inceledi.
16 Eyl 20:55 · Kitabı okudu · 10 günde · Beğendi · 8/10 puan

Klasik olması, çok şey söylemeye gerek bırakmıyor. Rus klasiklerini severek okurum. Gorki' nin bu eseri kendi hayatından esinlenmiş olması sebebiyle çok daha etkileyici geldi. İyi okumalar dilerim.