Puan vermedi·336 syf.····Okunma: 30 Nisan 2023 00:00 Dünya Ağrısı'na bir inceleme yazmak ancak bir ay kadar sonra mümkün oldu; kitaptan üzerime bulaşan bu aşırı kötümser, negatif, acı dolu ruh halinin, atmosferin azalmasını bekledim diyebilirim.
Ayfer Tunç'un okuduğum ilk eseri Aziz Bey Hadisesi'ydi. O kitapta da buradakine benzeyen acı dolu bir hikâye vardı. O sebepten de yazarın diğer eserlerini okumaya devam edememiştim, hatta Dünya Ağrısı'nı seneler önce okumaya çalışmış, ama galiba 50 sayfa olmadan da bırakmıştım. Acılardan söz etme, hayatın acı dolu olması, bunun sebebinin kişisel ve toplumsal günahlar, suçlar olması konuları edebiyat için yeni bir şey olmasa bile galiba Ayfer Tunç bu acıyı bilerek, isteyerek böyle kesif bir şekilde, insanı zorlayacak şekilde yazıyor.
Açıkçası bu ruh hali, bu korkunç karamsarlığa rağmen yazarın edebi anlamda kurabildiği atmosferin kitabın kapağındaki resmin ve koyuluğun birebir aynısı olarak oldukça etkileyici olduğunu söyleyebilirim. Bir yazarın kitapta kurabildiği dünyanın bu kadar güçlü olabilmesi ancak edebi bir ustalıkla mümkün. Sonuçta Ayfer Tunç sözünü ettiği ağrıyı da dünyayı da anlatabiliyor. Bunu da o ağrının, ağrıyan yerin üzerine basa basa yapıyor. Baş karakterimiz Mürşit'in gerçek bir kişiye dönüşmesi çok da zor olmuyor, çünkü yazar onun üzerine abanarak, onu yoğurarak anlatıyor. Bu anlamda Ayfer Tunç etkileyici bir karakter çıkarıyor ortaya. Mürşit'in suçu ve büyük günahının ortaya çıktığı kısımlar kitabın oldukça etkileyici kısımlarıydı.
Bir aya yakın bir zaman geçti ama, hâlâ kitabı hatırlıyorum, düşünüyorum. Ortalama insanlar, ortalama hayatlar, küçüklü büyüklü suçların kanıksandığı dünyalar içerisinde edebiyatın bir yüzleşme ya da en azından konfor alanımızın dışına çıkmaya bir davet olduğunu da görüyoruz. Ayfer Tunç'un bunu yapabildiğini düşünüyorum. Keyif almak mümkün olmasa da, Dünya Ağrısı'nın bu konfor alanı dışında, gerçek dünyaya yakın bir yerde durduğunu söylemek gerek.