Puan vermedi·206 syf.····Okunma: 21 Mayıs 2023 01:40 "Bu yolculuğu geciktirdik çobanım. Bak o ne kadar uzaklarda, artık ona ulaşamayız ki..."
Teyze çocukları Zülal ve Nejat'ın çocukluktan kurulan gönül bağı ve yaşadığı acılar, ayrılıklar... İşin sonunda kavuştular diyebilirim. İçime sinmediği için buna yorum yapmak istemiyorum. Daha önce okuduğumu hatırlıyorum hem zaten defalarca da izledim, aynı isimli filmini. Yalnız bu okuyuşumda bir şey fark ettim. Kitabın adının neden Samanyolu olduğunu hiç düşünmemiştim. İsmini Alphonse Daudet'in Değirmenimden Mektuplar'ından aldığını bilmiyordum. Bu kitabı da severek okuduğumu hatırlıyorum ama oradaki çoban ve kızın diyalogları aklımda kalmamış. İşte Zülal'in Nejat'a olan sevgisini heba ettiğini anladığı an yukarıdaki cümleyi kurması bu hikâyeden. Nejat'ın anlattığı ana kadar hiç düşünmedim neden Samanyolu diye. Meğer ne anlamlıymış. Sonradan anlaşılacak şeyleri tarafların biri iliklerinde hissediyor. Diğerinin anlaması için uğraşıyor. Sonuçta Zülal Nejat'i sevdiği halde gidip başkası ile evlendi. Üstelik evlendiği adam da "düzelmek" çaresini evlilikte arayan bir zavallı. Zülal hem ona hem kendine hem Nejat'a yazık etti. Nejat'ın o kendinden vazgeçmiş halinin sebebinin kendisi olduğunu anlamasına rağmen devam etti. Aralarında öyle çok yanlış var ki ama akraba olmak gerçeği değişmiyor maalesef. Akraba olmasalardı ne Nejat tüm bunlara maruz kalırdı ne de Zülal bu kadar kolay affedilirdi. Sanırım. Nejat teyzesinin kızına kıyamadı. Yoksa Zülal'in yaptıkları affedilecek cinsten değildi. Bu yaşadıklarını hak etti ama nedametin doğduğu o ilk an benim öfkem de geçti. İnsan onuruyla pişman olmayı, utanmayı bildikten sonra bütün sonlar mutludur. Hikâye bence değil, kendince mutlu bitti.
Bak, Samanyolu bu gece ne kadar aydınlık, dedim.
Başını kaldırdı:
-Mutluluk bize öyle güzel kanatlar taktı ki, artık ona ulaşabiliriz, diye gülümsedi...