Sabahattin Ali hayatıyla beni çok etkilemiş bir yazardır. Kitaplarından daha çok biyogrofisini okuduğumda çok etkilendiğimi söyleyebilirim. Şuana kadar bu eseriyle birlikte 4 kitabını okumuş bulunuyorum. Hepsini çok beğendiğimi söyleyemem. Özellikle herkes tarafından fazla abartıldığını düşündüğüm eserleri var, içimizdeki şeytan eserini buna örnek olarak verebilirim. Bu abartılmadan dolayı beklentim fazla yükseliyor ve daha sonrasında tam haz alamadığım için etkilenemiyorum yazarın eserlerinden. En çok kürk mantolu madonna eserini beğenmiştim. Şimdi okuduğum Sırça Köşk ise onu bile solladı ve en beğendiğim Sabahattin Ali eseri oldu diyebilirim.
Sırça köşk 14 öykü, 4 masaldan oluşuyor. Hepsi kısa kısa ama anlamlı ve bir o kadar da etkileyici yazılar. İçlerinde beğendiklerim kadar anlamsız bulduğum ve beğenmediklerim de oldu.
Beğendiklerim hakkında biraz bahsetmek isterim;
Beyaz bir gemi
öykümüz bir ressamın beyaz bir yatın resmini yapıp sahibine satması ve para kazanmasını anlatıyor. Daha sonrasında tüm ressamlar aynı şekilde para kazanmak ister ve gözlerine hırs bürünür. Resim yapma ve en hızlı şekilde yata ulaşıp parayı alma yarışına girerler. Ancak hepsinin gördüğü beyaz yat değil bir yük gemisidir. Kendilerini o kadar kaptırmışlardır ki onun gemi olduğunu hiçbiri farketmez.
İnanılmaz anlamlı ve güzeldi. Yazar vermek istediği mesajı en derinine kadar verdi. O hırsla gördüklerinin zengin bir yat olduğuna sonuna kadar inanıp hepsinin de aynı şeyi gördüğünü sanması inanılmazdı. İnsanların görmek istediği şeyi gördüklerini çok güzel aktarmıştı yazarımız. O para hırsını, en iyi olma, yarış yapmayı..
Katil Osman
Osman başta katil değildi. Çözülmesi zor iki taraflı bir karakteri vardı. Cezaevinde de dışarda da herke sona katil osman diyordu ancak o adam öldürmemişti. En sonunda ise bu lakaba ayak uydurmak için katil oldu.
Çok ilginç bir öyküydü. Sonunun böyle olacağını düşünmemiştim. Yazarımız bence döktürmüştü. Verilen mesaj o kadar yerinde ve ders verici nitelikteydi ki. Birine ne kadar bir şey olduğunu dayatır, söylerseniz, en sonunda o kişi o şeyden olur. Osmanın bu katil söyleminden bıkması ve madem böyle diyorlar bunun altını doldurayım mantığıyla adam öldürmesi çok ilginç ve etkileyiciydi. Beğendim.
Böbrek
Sanırım en keyif alarak okuduğum öykü bu oldu. Ana karakterimizin böbreklerinde taş vardır ve hastaneden hastaneye sürekli sürüklenir ancak bir türlü çare bulamaz, dolandırıcılara para kaptırır, hastanelere bütün mal varlığını verir ama iyileşemez.
Her bakımdan ülkenin sağlık sistemini eleştiren bir öyküydü. O kadar etkilendim ki.. Bir türlü çare bulamayıp doktorların onu oyalayıp para alması, dolandırıcıların sağlığı kullanması..
Doktorun karakteri de çok iyi yansıtılmıştı. O egoist ve hastayı sadece bir işi olarak gören doktorlara göndermeler yapılmıştı.
Genel olarak çok beğendim ve aşırı üzdü beni bu öykü. Ana karakterimizin içine de çok iyi girdim ve beni etkiledi. Sonu daha iyi bitebilirdi ama yazarımız çok derinlemesine mesajları göndermişti.
Kurtla Kuzu
Öykümüz bir adamın işgence görerek devlet görevlileri tarafından işlemediği bir suç için konuşturulmaya çalışılmasını anlatıyor. En sonunda suçsuzluğu ortaya çıkıp dışarı çıktığında aynı şekilde sorguya çekilen ve baskılara dayanamayıp adamı görüp, tanımamasına rağmen onun aleyhine konuşan bir genç kızla beraber sohbet ederler. Kurt ve kuzu adı burdan geliyor ve beni çok etkiledi. Adamın yaşadıklarını daha ayrıtılı anlatmasını isterdim ama öykü zaten kısacıktı. Bu kadar kısa yazıda ne kadar etkileyebilirse etkiledi beni. Kızın bir sözüyle yaşadıklarının da boyut değiştirmesi, güçlü kalışı, kıza acıması ve güç kavramını çok iyi anlatmıştı. Ona işgence edenlerin asıl zavallı olan emir kulları olduklarını söylemesi, psikolojik analizleri ve verdiği dersler, mesajlar aşırı iyiydi. Devlete göndermek istediği mesajları derinlerime kadar hissetim. Bu öykü yazarımızın hayatıyla da bağlantılı gibi olduğu için beni ayrıca etkiledi. Yazarımız da aynı şekilde haksız yere işgence görüp hayatını kaybetmişti. Çok etkilendim gerçekten.. Stefan zweig satranç havasını hissettim bu öyküden.
Sırça köşk
Çok kısaydı ama konuşulacak çok şeye sahip. Sadece verdiği mesaj ve göndermeden oluşuyordu. Mükemmeldi.
Genel olarak çok güzel bir kitaptı. Zamanında devlete olan mesajlardan dolayı yasaklanmış bir eser olduğunu da öğrendim. Gerçekten yazarın verdiği mesajlar her kısa yazısında bangır bangırdı ve o kadar etkileyiciydi ki tüylerim diken diken okudum çoğu satırı. Hayatıyla da bağlantılı gelen bir sürü mesaj yakaladım ve bu beni çok üzdü.
Çok çok güzel bir devlet eleştirisi, toplum eleştirisiydi bence bu kitap baştan sona. Her şeye değinilmişti. George orwell havası da hissetmem ayrıca kitaba olan bağımı arttırdı.
Kesinlikle okumalısınız. Zaten kısacık. Beğeneceğinize eminim. Efsaneydi.