Sırça Köşk

Sabahattin Ali
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Keyifle okunacak kısa öyküler
8/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2024 64. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 18 Aralık 2024 21:01
Birbirinden güzel ve kısa kısa 17 öyküden oluşuyor. Ben en çok adını kitaba da veren Sırça Köşk, Çirkince, Hakkımızı Yedirmeyiz ve Koyun Masalını beğendim. Koyun Masalı George Orwell’in Hayvan Çiftliği anımsatıyor.
Sırça KöşkSabahattin Ali · İthaki Yayınları · 202269,7bin okunma
SIRÇA KÖŞK-kitap yorumu
9/10
·184 syf.··
2023 28. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2023 01:42
Sabahattin Ali hayatıyla beni çok etkilemiş bir yazardır. Kitaplarından daha çok biyogrofisini okuduğumda çok etkilendiğimi söyleyebilirim. Şuana kadar bu eseriyle birlikte 4 kitabını okumuş bulunuyorum. Hepsini çok beğendiğimi söyleyemem. Özellikle herkes tarafından fazla abartıldığını düşündüğüm eserleri var, içimizdeki şeytan eserini buna örnek olarak verebilirim. Bu abartılmadan dolayı beklentim fazla yükseliyor ve daha sonrasında tam haz alamadığım için etkilenemiyorum yazarın eserlerinden. En çok kürk mantolu madonna eserini beğenmiştim. Şimdi okuduğum Sırça Köşk ise onu bile solladı ve en beğendiğim Sabahattin Ali eseri oldu diyebilirim. Sırça köşk 14 öykü, 4 masaldan oluşuyor. Hepsi kısa kısa ama anlamlı ve bir o kadar da etkileyici yazılar. İçlerinde beğendiklerim kadar anlamsız bulduğum ve beğenmediklerim de oldu. Beğendiklerim hakkında biraz bahsetmek isterim; Beyaz bir gemi öykümüz bir ressamın beyaz bir yatın resmini yapıp sahibine satması ve para kazanmasını anlatıyor. Daha sonrasında tüm ressamlar aynı şekilde para kazanmak ister ve gözlerine hırs bürünür. Resim yapma ve en hızlı şekilde yata ulaşıp parayı alma yarışına girerler. Ancak hepsinin gördüğü beyaz yat değil bir yük gemisidir. Kendilerini o kadar kaptırmışlardır ki onun gemi olduğunu hiçbiri farketmez. İnanılmaz anlamlı ve güzeldi. Yazar vermek istediği mesajı en derinine kadar verdi. O hırsla gördüklerinin zengin bir yat olduğuna sonuna kadar inanıp hepsinin de aynı şeyi gördüğünü sanması inanılmazdı. İnsanların görmek istediği şeyi gördüklerini çok güzel aktarmıştı yazarımız. O para hırsını, en iyi olma, yarış yapmayı.. Katil Osman Osman başta katil değildi. Çözülmesi zor iki taraflı bir karakteri vardı. Cezaevinde de dışarda da herke sona katil osman diyordu ancak o adam öldürmemişti. En
1K
Sırça KöşkSabahattin Ali · İthaki Yayınları · 202269,7bin okunma
6/10
·184 syf.··
2024 59. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 21 Ekim 2024 01:10
Sabahattin Ali'nin 13 öykü ve 4 masaldan oluşan eseri Sırça Köşk, yazarın vefatından önce yazdığı son kitap. Sabahattin Ali eserinde, dönemin zorluklarına, adaletsizliğine, yoksulluğuna ve yolsuzluğuna oldukça etkili hikayelerle değinmiş. Hikayelerin birinde anlatılan; o dönemde de paranın, insan canının ve sağlığının önüne geçtiğini görmek beni oldukça üzdü. Sırça Köşk masalında yazar hiçbir düzenin kalıcı olmadığını ince bir mesajla okuyucuya aktarmaktadır. Zaten eserin yazıldığı dönemde bir süre yasaklanmasına sebep de dönemin yönetim şekline manidar göndermeler yapmasıdır. Kısa kısa hikayelerden oluştuğu için oldukça hızlı ve akıcı bir şekilde okunan keyifli bir kitap. Kitapla kalın
Sırça KöşkSabahattin Ali · İthaki Yayınları · 202269,7bin okunma
Puan vermedi
Bu kitap bana şunu düşündürdü: İnsan, eline güç geçtiğinde aslında kim olduğunu değil, kim olmaya meyilli olduğunu gösterir. Sabahattin Ali, Sırça Köşk’te sadece bir hikâye anlatmıyor; insanın içindeki o sessiz dönüşümü yüzümüze çarpıyor. Sırça köşk, bana göre sadece yönetenlerin kurduğu bir yapı değil; hepimizin zaman zaman kendi etrafına ördüğü görünmez duvarlar. İnsan bazen yükseldikçe yalnızlaşır, yalnızlaştıkça da gerçeklerden uzaklaşır. En tehlikelisi de bu zaten: Kırılgan olduğunu unutan bir gücün, kendini sonsuz sanması. Kitabı okurken içimde şöyle bir his oluştu: Asıl çöküş, köşkün yıkılması değil; o köşkün içinde yaşayanların, aşağıda kalanları artık “insan” olarak görmemeye başlaması. Çünkü bir yerde empati biterse, orada adalet de bitiyor. Ve belki de en çarpıcı tarafı şu: O köşk aslında camdan olduğu için değil, vicdansızlıkla kurulduğu için kırılıyor. Bu yüzden Sırça Köşk, bana göre sadece bir eleştiri değil; aynı zamanda bir uyarı: İnsan, ne kadar yükselirse yükselsin, ayağının altındaki gerçeği unutursa, eninde sonunda kendi kurduğu camın altında kalır.
Sırça KöşkSabahattin Ali · İthaki Yayınları · 202269,7bin okunma
Puan vermedi·184 syf.··
2024 4. kitabı
Hikaye kitaplarını pek sevmem ama fena değildi. Etkileyici değil sıkıcı da değil. Kitaba da ismini veren en son bölüm (masal türünde) "Sırça Köşk" e gelene kadar kitabın neden zamanında yasaklandığını anlayamamıştım. Sırça Köşk masalı siyasi eleştiri içeriyor, alegorik bir anlatımı var. Diğer hikayeler de öyle her telden ama genelinde toplumsal eleştiri - topluma dair hoşnutsuzluk- ağır basıyor diyebilirim.
Sırça KöşkSabahattin Ali · İthaki Yayınları · 202269,7bin okunma
10/10
·184 syf.··
2024 22. kitabı
Memleketimden insan manzaraları. Okumasi keyifli. Okuduktan sonra düşündürücü. Kitap içindeki Favori hikayelerim: sırça köşk, böbrek, ...(hepsi).....
Sırça KöşkSabahattin Ali · İthaki Yayınları · 202269,7bin okunma
Saraylar..
8/10
·184 syf.··
2023 14. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 01 Ağustos 2023 23:51
Kitap bir sürü hikayeden kısa kısa bahsediyor. Sıkmadan bitiyor bütün hikayeler. Son bölümde de masallardan bahsediyor. Ben kısa öyküler sevmediğimden sanırım son masala gelene kadar okumasam da olurmuş dedim ancak son masal fikrimi değiştirdi. Son masal kitaba da adını veren Sırça Köşk.. Masalı okurken günümüz Türkiye'si bu demeden edemiyor insan. Ya da belki yaşanan bütün zamanlar bizim yaşadığımıza o kadar benziyor ki okuyanda hep aynı etkiyi bırakabiliyor. Ben en çok kitaba da adını veren Sırça Köşk kısmını beğendim. Sabahattin Ali kalemini çok sevdiğim bir yazar zaten. Okuyacaklarınız arasına ekleyebilirsiniz...
2023 Okuma Raporları
Sırça KöşkSabahattin Ali · İthaki Yayınları · 202269,7bin okunma
DİRENİŞİ ÖĞÜTLEYEN HİKÂYELER
Puan vermedi·141 syf.··
2021 9. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 09 Ocak 2021 15:23
Sırça Köşk, bir dönemin yasaklı kitaplarından. Okumadan önce neden yasaklı olduğunu tahmin etsek de okuduktan sonra gerçekler neden yasaklanır ki diye düşündürüyor. Bu kadar mı sevmiyoruz gerçeğin anlatılmasını? Bu kadar rahatsız eden ne? Gerçekle yüzleşememek niye? İfade etmeyince, anlatmayınca geçip gidecek mi öylece? Sabahattin Ali, hikâyelerinde insanı anlatmış, insan eliyle oluşturulan dogmatik düzeni. Hepsi içimizden, hepsi biziz. Açık, net bir dille yazılmış hikâyelerdeki betimlemelerle toplumun resmini çiziyor usta yazar. Ne diyelim, ellerine sağlık Sabahattin Ali, bilemedik ellerinin değerini.. Sırça Köşk, on üç hikâye ve dört masaldan oluşuyor. Kitap adını en sondaki “Sırça Köşk” masalından alıyor. İktidarlaşma eleştirisi olarak ele alabileceğimiz bu hikâye hiçbir kurumun kalıcı olmadığını gösteriyor. Liyakatın olmadığı yerde tek bir kıvılcımın nelere mâl olabileceğini gözler önüne seriyor. Halkın kendi eliyle inşa ettiği düzeni, yozlaşma başladığı anda pek tabii yine kendi eliyle yok edebileceğinin net bir ifadesi oluyor bu sembolik hikâye. Kitabın kimleri, neden rahatsız ettiğini anlamak böylece kolaylaşıyor. *** “Portakal” hikâyesi, bu kadar kolay mı insanın ekmeğiyle oynamak, diye sorgulatıyor. Burnunuza acı bir portakal kokusu geliyor. Acılığını çaresizlikten alıyor. *** “Beyaz Bir Gemi” hikâyesinin duygusu “umut”. Gözümüzün önündeki şeyi olduğu gibi değil, olmasını istediğimiz gibi algılarız. Aşırı bekleme hâli umudu besler de besler. Sonrasında gördüğümüz şey artık herkesin gördüğü şey değildir. O şey, kendi varlığından bağımsız olarak kişinin hayal dünyasında, algılayışında bambaşka bir şekle bürünmüştür artık. Umut onu o hâle getirmiştir. *** “Katil Osman” toplumsal dayatmaların, etiketlemelerin insanı o şekle girmeye mecbur bırakmasının hikâyesi.
Edebiyat
Sırça KöşkSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202069,7bin okunma
Puan vermedi·141 syf.··
2024 85. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2024 11:26
17 öyküden oluşan kitap sade, akıcı ve etkileyici bir anlatıma sahip.Her bir öyküsü gündelik hayattan güzel dersler veriyor. 1947 yılında yayınlanıp yönetime başkaldırı olduğu gerekçesiyle yasaklanan bir kitap. Çok beğendim tavsiye ederim.
Sırça KöşkSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202069,7bin okunma
Şimdi Ben Ne Anlattım?
6/10
·141 syf.··
2023 88. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 12 Temmuz 2023 21:16
Sabahattin Ali bu kitabı 1947 yılında yazmıştır. Kitabın adının da geldiği Sırça Köşk hikayesi politik olduğu gerekçesiyle zamanında ülkemizde yasaklanmış ve o dönemde de toplatılmıştır. Ali'ye, devlete başkaldırı var bu kitapta, sen kim oluyorsun denilmiştir. Bana kalırsa çok ağır eleştiriler yoktur bu öykünün içerisinde ama ne yazık ki o dönem bildiğiniz üzere birçok günümüzün önemli eseri yasaklanmıştır. Bunlara örnek vermek isterim; Fikrimin İnce Gülü, Asılacak Kadın, Nazım Hikmet kitapları, Aziz Nesin kitapları, Necip Fazıl kitapları, Said Nursi kitapları bunlardan bazıları. Toplam 17 bölüm vardır kitapta. 13 ü klasik hikaye tadında, 4 ü de masal biçimindedir. Açık konuşmak gerekirse kitaptaki ne hikayeleri, ne de masalları beğenemedim. Kimi yarım kalmış gibi, kimi amaçsız, kimi mesajsız, kimi zevksiz, kimi fazla sıkıcı, kimisi de hiç akmayan hikayeler ve masallardı. Yani yazarın kalemimdeki edebi dahiliğini çıkarın ve Wattpad yazarı yazmış diye söyleyin bana cidden inanırım. Hayatımda okuduğum belki en iyi romanların yazarı böyle bir kitabı nasıl yazmayı başardı bilemiyorum. Yani özellikle siyasi mesaj vereceğim diye bazı yerlerde ütopik, distopik tarza bile yer yer geçmiş. Mesaj vereceğim kafası hikayeyi ya da masalı konudan soğutmuş ve bizleri konuya uzaklaştırmış gibi hissettim. Çekiciliğini, sempatikliğini, akıcılığı özellikle çoğu bölümde kaybettirmiş. Hikayelerin çoğu şehir hikayesi. Kırsaldan uzak kalmış. Kuyucaklı Yusuf u okumuştum. Kırsalı çok iyi yazar. Ama İçimizdeki Şeytan ve Kürk Mantolu Madonna yı da okudum. Şehiri de iyi yazar. En çok şunu beğendim diyeceğim ya da şunu kesin okuyun kaçırmayın ha diyebileceğim bir hikayesi ya da masalı yok. Ne yalan söyleyim. Yukarıda belirttiğim gibi hepsi bir eksik kalmış. Hatta bazıları büyük skandaldı bana göre. Dümdüz başladı ve
Edebiyat
Sırça KöşkSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202069,7bin okunma

Yazar Hakkında

Sabahattin AliYazar · 103 kitap
Sabahattin Ali, 25 Şubat 1907'de Edirne Vilayeti'nin Gümülcine Sancağı'na bağlı Eğridere kazasında doğmuştur. Babası piyade yüzbaşısı (Cihangirli) Selahattin Ali Bey'in görev yerlerinin sık sık değişmesi dolayısiyla, ilköğrenimini İstanbul, Çanakkale ve Edremit'in çeşitli okullarında tamamlamıştır. Edremit'e göçtüklerinde bölge Yunan işgalinde olduğu için emekli olan babası aylığını alamamış ve aile çok zor günler geçirmiştir. İlkokulu bitirdikten sonra parasız yatılı olarak Balıkesir Öğretmen Okulu'na giren Sabahattin Ali, beş yıl burada okumuş, daha sonra İstanbul Öğretmen Okulu'nda mezun olmuştur (1926). Bir yıl kadar Yozgat'ta ilkokul öğretmenliği yapmış, Millî Eğitim Bakanlığı'nın açtığı sınavı kazanarak Almanya'ya giderek iki yıl orada okumuştur (1928 - 1930). Yurda döndükten sonra Sabahattin Ali, Orhaneli’nde ilkokul öğretmenliğine atandı. Aydın ve sonra Konya ortaokullarında Almanca öğretmenliği yapmıştır. Konya'da bulunduğu sırada, bir arkadaş toplantısında Atatürk'ü yeren bir şiir okuduğu iddiasıyla tutuklanmış (1932), bir yıla mahkûm olarak Konya ve Sinop cezaevlerinde yatmış, Cumhuriyetin onuncu yıldönümü dolayısıyla çıkarılan af yasasıyla özgürlüğüne kavuşmuştur (1933). Cezaevinden çıktıktan sonra Ankara'ya giden Sabahattin Ali Millî Eğitim Bakanlığı'na başvurarak yeniden göreve alınmasını istemiştir. Dönemin bakanı Hikmet Bayur'un "eski düşüncelerinden vazgeçtiğini ispat etmesini" istemesi üzerine Varlık dergisinde "Benim Aşkım" adlı şiirini yayımlayarak (15 Ocak 1934) Atatürk'e bağlılığını göstermeye çalışmıştır. Aynı yıl Bakanlık Neşriyat Müdürlüğü'ne alınmış, Ankara II. Ortaokul'da öğretmenlik yapmıştır. 16 Mayıs 1935 günü Aliye Hanım ile evlenmiş, 1936'da askere alınmış, 1937 Eylülünde kızı Filiz Ali dünyaya gelmiştir. Yedek Subay olarak askerliğini Eskişehir'de tamamlamış, 10 Aralık 1938 de Musiki Muallim Mektebi'nde Türkçe öğretmeni olarak göreve başlamıştır. 1940 yılında tekrar askere alınmış, askerliğini yaptıktan sonra Ankara Devlet Konservatuarı'nda Almanca öğretmenliği yapmıştır (1941 - 1945). "İçimizdeki Şeytan" romanı milliyetçi kesimde büyük tepki toplamıştır. Nihal Atsız'ın hakkında yazdığı hakaret dolu bir yazıya karşılık dava açmış, dava sırasında çok sıkıntı çekmiştir. 1944 yılında davayı kazanmasına rağmen tepkilerden kurtulamamıştır. Olaylı duruşmalar sonunda bakanlıkça görevinden alınmış, İstanbul'a giderek gazetecilik yapmaya başlamıştır (1945). Ancak fıkra yazdığı La Turquie ve Yeni Dünya gazeteleri, Tan olayları sırasında tahrip edilince işsiz kalmış, Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz'la Marko Paşa, Malum Paşa, Merhum Paşa, Öküz Paşa gibi siyasal mizah dergilerini çıkarmıştır (1946 - 1947). Ancak, bu gazeteler tek parti iktidarının baskılarıyla karşılaşmış, dergilerin isimlerindeki Paşa ifadesiyle "Milli Şef" İsmet Paşa ile alay edildiği iddiası ile kapatılmış, yazılar ve yazarları hakkında kovuşturmalar açılmıştır. Sabahattin Ali dergilerde çıkan yazılarından dolayı üç ay hapis yatmış, karşılaştığı baskılardan bunalmıştır. Ali Baba dergisinde yayımladığı "Ne Zor Şeymiş" başlıklı yazıda, içinde bulunduğu durumu şöyle anlatmaktadır: "Çalmadan, çırpmadan bize ekmeğimizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz bırakmadan yaşamak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmalı idi?" Bir başka dava nedeni ile 1948'de Paşakapısı cezaevinde üç ay yatmıştır. Çıktıktan sonra zor günler geçirmeye başlamış, işsiz kalıp, yazacak yer bulamamıştır. Yurt dışına gidebilmek için pasaport almak istemiş, alamamıştır. Yasal yollardan yurt dışına çıkma olanağı da bulamayınca Bulgaristan'a kaçmaya karar vermiş fakat para karşılığı anlaştığı Ali Ertekin adlı kaçakçı tarafından Jandarma karakolunda katledilmiş daha sonra da cesedi 2 Nisan 1948 tarihinde Bulgaristan sınırında şaibeli bir şekilde bulunmuştur. Sabahattin Ali'yi öldürdüğünü itiraf eden ve Milli Emniyet mensubu olduğu iddia edilen Ali Ertekin, dört yıla hüküm giymiş; fakat birkaç hafta sonra çıkartılan aftan yararlanarak serbest kalmıştır. Bulgaristan’ın Eğridere (Ardino) kentinde, Sabahattin Ali’nin 100. doğum yılı kutlandı. 31 Mart 2007 günü gerçekleşen toplantıya, başta Bulgaristan Yazarlar Birliği Başkanı olmak üzere Sofya ve Bulgaristan’ın çeşitli kentlerinden Türk ve Bulgar yazarlar, şairler, okurlar ve Sabahattin Ali’nin kızı Filiz Ali katıldı. Bütün eserleri 1950’li yıllardan beri Bulgaristan’daki tüm okullarda okutulduğundan, Sabahattin Ali bu ülkede çok tanınan bir yazardır. Sabahattin Ali yazı yaşamına şiirle başlamış, hece vezniyle yazdığı ve halk şiirinin açık izleri görülen bu ürünlerini Balıkesir'de çıkan ve Orhan Şaik Gökyay tarafından yönetilen Çağlayan dergisinde yayımlamıştır (1926). Servet-i Fünun, Güneş, Hayat, Meşale gibi dergilerde de yazan (1926 - 1928) Sabahattin Ali, bu arada öykü de yazmaya başlamış, ilk öyküsü "Bir Orman Hikayesi" Resimli Ay'da yayımlanmıştır (30 Eylül 1930). Toplumsal eğilimli bu öyküyü Nazım Hikmet, şu sözlerle okurlara sunmuştur: "Bu yazı bizde örneğine az tesadüf edilen cinsten bir eserdir. Köylü ruhiyatının bütün muhafazekâr ve ileri taraflarını, iptidaî sermaye terakümünü yapan sermayedarlığın inkişaf yolunda köylülüğü nasıl dağıttığını ve en nihayet, tabiatın deniz kadar muazzam bir unsuru olan ormanın muğlak, ihtiraslı hayatını, kımıldanışların zeki bir aydınlık içinde görüyoruz". Sabahattin Ali, af yasasından yararlanarak hapisten çıktıktan sonra, özellikle Varlık dergisinde yayımladığı "Kanal", "Kırlangıçlar", "Arap Hayri", "Pazarcı", "Kağnı" (1934 - 1936) gibi öyküleriyle dikkati çekmiştir. Sabahattin Ali Anadolu insanına yaklaşımıyla edebiyata yeni bir boyut kazandırmıştır. Ezilen insanların acılarını, sömürülmelerini dile getirmiş, aydınlar ve kentlilerin Anadolu insanına karşı takındıkları küçümseyici tavrı eleştirmiştir. 1937'de yayınlanan Kuyucaklı Yusuf romanı, gerçekçi Türk romanının en özgün örneklerinden biridir. Sabahattin Ali'nin halk şiirinden esinlenerek yazılmış şiirlerini içeren Dağlar ve Rüzgâr (1934) adlı kitabı yazın çevrelerinde ilgi uyandırmış, örneğin Yaşar Nabi, Hakimiyeti Milliye'de şu övücü satırları yazmıştır: "Bu kitabın mümeyyiz vasfı halk edebiyatı tarzında bir deneme teşkil etmesidir. Sabahattin Ali'nin tecrübeli muvaffak neticeler vermiş. Ve bize, şiirleri doğrudan doğruya bir halk şairi elinden çıkmamış olduklarını hissetirmekle beraber, o tanıdığımız ve sevdiğimiz samimi edayı tattırabiliyor. Komplike imajlardan kaçınılmış olması, bu şiirlere büyük bir sadelik vermiş." Ancak, Sabahattin Ali, bu kitabından sonra şiirle ilgilenmemiş, sadece öykü ve roman yazmıştır. 'Leylim Ley', 'Aldırma Gönül' gibi halk dilinden yararlanarak yazdığı şiirler herkes tarafından bilinir. Sabahattin Ali, Varlık'ta Esirler adlı üç perdelik bir oyun da yazmış (1936), ancak bu türü de bir daha denememiştir.