Sırça Köşk

Sabahattin Ali
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Sırça Köşk
8/10
·120 syf.··
2021 10. kitabı
Kitap 13 hikaye, 4 masaldan oluşmaktadır. Genel olarak kitabı beğendim, zaten Sabahattin Ali'nin dilini bilmeyen yoktur.. Romanlarını çok beğenerek okumuştum. Hikayeler kısa olduğu için elbette ki bir roman tadı vermiyor. Fakat çerezlik olarak aşırı iyiler.. Özellikle Dekolman hikayesinde verilen mesaj çok güzeldi. Daha sonra Masallar içinden "Bir Aşk Masalı" çok güzel bir sözle bitti.. Bknz: -"Ne talihsiz adam! Tam muradına ereceği an da öldü." +"Ondan daha talihli insan var mı? Asıl bahtiyar, bir ömür boyunca hasretini çektiği şeye kavuşan değil, ona erişeceğini anladığı anda, saadetinin en yüksek noktasında bir 'Ahh!' diyerek düşüp ölebilendir." Önerir miyim? Evet öneririm. Fakat romanlarını daha çok öneririm: •Kürk Mantolu Madonna, •Kuyucaklı Yusuf, •İçimizdeki Şeytan, Bu her 3 romanı da büyük bir şevkle okudum. Sizlere de tavsiyemdir.
Edebiyat
Sırça KöşkSabahattin Ali · Parodi Yayınları · 201969,7bin okunma
8/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2020 44. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 19 Kasım 2020 13:37
Sabahattin Ali okumayı seviyorum. Yıllar önceki toplumlardan günümüze ışık tutmayı başarmış çünkü. Bu kitapta kısa kısa hikaye var 1946-47 yıllarında kaleme alınan. Ama bakıyorsunuz ki anlatılanlar şimdi de geçerli, hala dert hale sorun .. Normalde hikaye okumayı sevmem ama Sabahattin Ali ne yazmışsa okurum ayırt etmeden . Onu okumak, onunla konuşmak gibi . Bunu size çok az eser hissettirir. İyi okumalar:)
Sırça KöşkSabahattin Ali · Parodi Yayınları · 201969,7bin okunma
Puan vermedi·120 syf.··
2020 6. kitabı
Her bir öykünün dönemin farklı noktalarının aynası olarak karşıma çıktığı bu kitapta; Sabahattin Ali’nin betimlemelerinden, öykülerin finallerine kadar beni içine alan anlatımın mükemmel bir gözlem yeteneğinin eseri olduğunu söyleyebilirim. Tek nefeste okunabilecek güzel bir kitap tavsiye ediyorum.
Edebiyat
Sırça KöşkSabahattin Ali · Parodi Yayınları · 201969,7bin okunma
9/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2021 62. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Ocak 2021 19:39
Kısa bir masal olarak değilde daha kapsamlı bir şekilde yazılsa Türk Edebiyatının "Hayvan Çiftliği" seviyesinde yegane eseri olabilirdi. Kısa ama bir o kadar da etkileyici masal . Bir gün halk kendi eliyle yarattığı sırça köşk ve sahiplerini yine kendi eliyle indirir.
Sırça KöşkSabahattin Ali · Parodi Yayınları · 201969,7bin okunma
Puan vermedi·120 syf.··
2020 27. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 08 Nisan 2020 15:11
Selamun aleyküm; Yine bir Sabahattin Ali bitirip de geldim. Kitap Sabahattin Ali'nin okuduğum üçüncü kitabı. Fakat itiraf etmeliyim ki sıkılmadım bu sonuna 4 masal sığdırılmış öykü kitabını okurken. Sabahattin Ali' nin diline yavaş yavaş alıştım diyelim ya da, yine yazar bildiğimiz gibi toplumsal olayları ironik bazen üstü kapalı bazen de imgelerle anlatmış. Sondaki masallar da öykülerden daha seri gidiyor okuması gayet kolay oluyor. Sabahattin Ali okumayan pek kalmamıştır sanırım bu nedenle dilini çözenler bir sonraki kitabını daha rahat okuyordur benim gibi. Dili başlarda açıkçası bana ağır geliyordu. Sanıyorum ki betimlemeler biraz ağır geldi çünkü konu içindeki bazen başkasının gereksiz görebileceği bir ayrıntıyı uzun uzadıya kelimelerle resmedebiliyor, bu da başlangıçta biraz zihin yorabiliyor. Uzun lafın kısası değirmene göre daha akıcı daha yere basan hikayelerdi.
Sırça KöşkSabahattin Ali · Parodi Yayınları · 201969,7bin okunma
Puan vermedi·120 syf.·
2020 10. kitabı
Bugünün gündelik ve siyasal olaylarına okadar farklı bir pencere açmış ki okurken hiçbir siyasal olaya değinmeden hem gülümsetip hemde düşündürdü
Sırça KöşkSabahattin Ali · Parodi Yayınları · 201969,7bin okunma
Puan vermedi·120 syf.··
Beğendi
·
2020 5. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 11 Şubat 2020 16:27
En sevdiğim yazarlardan biri olduğu için adı geçen tüm kitapları satın aldım ve her okuduğum üç beş kitaptan sonra bir eserini okuma hedefi koydum . Bu kitabı da bir haftalık gibi bir süreçte bitirdim . Yazarın kalemini çok özlediğimi farkettim ve hala bende bıraktığı bu büyüyü anlamış değilim . Bu eseri de öykü ve masallarından oluşan bir derleme . Hatta bir zamanlar okuma yasağı getirilmiş bir kitap . Özellikle içindeki masallarda verilen mesajlar yüzüne bir tokat gibi çarpıyor ve neden yasaklandığını anlamanızı sağlıyor . Sanırım yazara ait tüm eserleri okumayı bitirdiğimde onunla vedalaşıyor olmak beni çok üzücek .
Sırça KöşkSabahattin Ali · Parodi Yayınları · 201969,7bin okunma
Puan vermedi·160 syf.··
Beğendi
·
2021 3. kitabı
·
88 günde okudu
·
Okunma: 05 Mayıs 2021 08:04
Hikaye ve romanlarında, kurgunun akışı arasında on ikiden vurulmuş yerli ve zamanlı tesbitlerini isabetli seçilmiş bir köşeye oturtturan; kelimeleri kalbimin derinlerinde yer bulan, üstelik bunlar dışındaki birçok güzelliği ile nezdimde bambaşka kıymette bulunan bir yazar... Bu nedenle de bilhassa öykülerini tek nefeste okuyup geçmek istemedim, hep o ilk okuyuşun verdiği merak ve heyecanın süresini yaymak için sindirerek okumaya uğraştım. Sırça köşk de biraz bu nedenlerle, biraz da benim farklı kitapları tanıma konusundaki açgözlülüğüm dolayısıyla uzunca bir vakte dağıtarak okuduğum ve bugün bitirme şerefine eriştiğim bir kitap oldu :) Sözü uzatmadan kitap incelemesine gelirsek; Sırça Köşk, içinde on üç ayrı hikayenin bulunduğu ve sonuna dört tane de masal eklenmiş bir derleme şeklinde. Ben de uzun ve sıkıcı olmaması açısından, her bir öykü ve masalı ayrı ayrı inceleyip yorumlamak yerine kitabın ismini almış son masal olan ‘Sırça Köşk’ masalını kendimce değerlendirmek istiyorum. Sırça köşk, yazarın kitaptaki diğer dört masalı (yine masalların genel özellikleri) gibi belli mesaj, öğüt niteliğiyle kurulu. Ancak bu öğütler her ne kadar içerisindeki kahramanlar, olaylar ve diğer faktörlerle gündelik gerçeklerden uzak ve ‘koyun masalı’nda başvurulan konuşturmalar yoluyla fabl biçiminde görülse de içerdiği anlamlar; yalnız yazarın yaşamış olduğu dönemin ideolojik, siyasi, toplumsal özelliklerine dair eleştirilerini düşündürmekle kalmıyor, günlük yaşamımızda karşılaştığımız zihinsel ve kurumsal bazı aksaklıkları da hatırlatıyor. Zannediyorum ki yazarın üzerinde kafa yorulmasını arzu ettiği asıl husus, bürokratik oluşumların ne şekilde işlediği ve bunun ne kadar gerekli olduğu konusu. Adaletsizlik, tembellik, hırsızlık ve yolsuzluk yoluyla halkın ve güçsüzün ezilmeye mahkum
Sırça KöşkSabahattin Ali · Parodi Yayınları · 201969,7bin okunma
Puan vermedi·120 syf.··
2021 3. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2021 10:57
Sırça Köşk kitabı Sabahattin Ali' nin yazdığı hikaye türünde bir eser. İçinde 10 adet kısa hikaye 4 adette masal bulunuyor. Sırça Köşk masalı ise bence en güzeli. Kitap bence öğrenciler için uygun, kelimelerin anlamlarına mutlaka bakarak okunmalı. Kitaba başlarken hikaye kitabı olduğunu bilmiyordum. Sonradan fark ettim. Hikayeler arasında bir bağlantı yok. Bence güzel bir eser olmuş. İyi okumalar.
Sırça KöşkSabahattin Ali · Parodi Yayınları · 201969,7bin okunma
Puan vermedi·120 syf.··
2021 9. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 18 Ocak 2021 16:16
,,, Köyde karı yok degil a,, diye canm asiye canından oldu, sonradan farkettığim birşey var ki oda aslında bir hikaye var okuyorsunuz ve bir mesaj var hatta mesajlar sonradan bağdaştırıyrm ki Sebahattin Ali nin yönetimi ya da yönetimsel birşeyleri eleştirmesi, bizi yönlendirmesi dilsiz, beyinsiz, gözsüz olmayın olacaksanız o kelleden de kurtulun demesi hatta kurtla kuzu hikayesinde işkence gören adam kendisi bile olabilir,
Sırça KöşkSabahattin Ali · Parodi Yayınları · 201969,7bin okunma

Yazar Hakkında

Sabahattin AliYazar · 103 kitap
Sabahattin Ali, 25 Şubat 1907'de Edirne Vilayeti'nin Gümülcine Sancağı'na bağlı Eğridere kazasında doğmuştur. Babası piyade yüzbaşısı (Cihangirli) Selahattin Ali Bey'in görev yerlerinin sık sık değişmesi dolayısiyla, ilköğrenimini İstanbul, Çanakkale ve Edremit'in çeşitli okullarında tamamlamıştır. Edremit'e göçtüklerinde bölge Yunan işgalinde olduğu için emekli olan babası aylığını alamamış ve aile çok zor günler geçirmiştir. İlkokulu bitirdikten sonra parasız yatılı olarak Balıkesir Öğretmen Okulu'na giren Sabahattin Ali, beş yıl burada okumuş, daha sonra İstanbul Öğretmen Okulu'nda mezun olmuştur (1926). Bir yıl kadar Yozgat'ta ilkokul öğretmenliği yapmış, Millî Eğitim Bakanlığı'nın açtığı sınavı kazanarak Almanya'ya giderek iki yıl orada okumuştur (1928 - 1930). Yurda döndükten sonra Sabahattin Ali, Orhaneli’nde ilkokul öğretmenliğine atandı. Aydın ve sonra Konya ortaokullarında Almanca öğretmenliği yapmıştır. Konya'da bulunduğu sırada, bir arkadaş toplantısında Atatürk'ü yeren bir şiir okuduğu iddiasıyla tutuklanmış (1932), bir yıla mahkûm olarak Konya ve Sinop cezaevlerinde yatmış, Cumhuriyetin onuncu yıldönümü dolayısıyla çıkarılan af yasasıyla özgürlüğüne kavuşmuştur (1933). Cezaevinden çıktıktan sonra Ankara'ya giden Sabahattin Ali Millî Eğitim Bakanlığı'na başvurarak yeniden göreve alınmasını istemiştir. Dönemin bakanı Hikmet Bayur'un "eski düşüncelerinden vazgeçtiğini ispat etmesini" istemesi üzerine Varlık dergisinde "Benim Aşkım" adlı şiirini yayımlayarak (15 Ocak 1934) Atatürk'e bağlılığını göstermeye çalışmıştır. Aynı yıl Bakanlık Neşriyat Müdürlüğü'ne alınmış, Ankara II. Ortaokul'da öğretmenlik yapmıştır. 16 Mayıs 1935 günü Aliye Hanım ile evlenmiş, 1936'da askere alınmış, 1937 Eylülünde kızı Filiz Ali dünyaya gelmiştir. Yedek Subay olarak askerliğini Eskişehir'de tamamlamış, 10 Aralık 1938 de Musiki Muallim Mektebi'nde Türkçe öğretmeni olarak göreve başlamıştır. 1940 yılında tekrar askere alınmış, askerliğini yaptıktan sonra Ankara Devlet Konservatuarı'nda Almanca öğretmenliği yapmıştır (1941 - 1945). "İçimizdeki Şeytan" romanı milliyetçi kesimde büyük tepki toplamıştır. Nihal Atsız'ın hakkında yazdığı hakaret dolu bir yazıya karşılık dava açmış, dava sırasında çok sıkıntı çekmiştir. 1944 yılında davayı kazanmasına rağmen tepkilerden kurtulamamıştır. Olaylı duruşmalar sonunda bakanlıkça görevinden alınmış, İstanbul'a giderek gazetecilik yapmaya başlamıştır (1945). Ancak fıkra yazdığı La Turquie ve Yeni Dünya gazeteleri, Tan olayları sırasında tahrip edilince işsiz kalmış, Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz'la Marko Paşa, Malum Paşa, Merhum Paşa, Öküz Paşa gibi siyasal mizah dergilerini çıkarmıştır (1946 - 1947). Ancak, bu gazeteler tek parti iktidarının baskılarıyla karşılaşmış, dergilerin isimlerindeki Paşa ifadesiyle "Milli Şef" İsmet Paşa ile alay edildiği iddiası ile kapatılmış, yazılar ve yazarları hakkında kovuşturmalar açılmıştır. Sabahattin Ali dergilerde çıkan yazılarından dolayı üç ay hapis yatmış, karşılaştığı baskılardan bunalmıştır. Ali Baba dergisinde yayımladığı "Ne Zor Şeymiş" başlıklı yazıda, içinde bulunduğu durumu şöyle anlatmaktadır: "Çalmadan, çırpmadan bize ekmeğimizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz bırakmadan yaşamak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmalı idi?" Bir başka dava nedeni ile 1948'de Paşakapısı cezaevinde üç ay yatmıştır. Çıktıktan sonra zor günler geçirmeye başlamış, işsiz kalıp, yazacak yer bulamamıştır. Yurt dışına gidebilmek için pasaport almak istemiş, alamamıştır. Yasal yollardan yurt dışına çıkma olanağı da bulamayınca Bulgaristan'a kaçmaya karar vermiş fakat para karşılığı anlaştığı Ali Ertekin adlı kaçakçı tarafından Jandarma karakolunda katledilmiş daha sonra da cesedi 2 Nisan 1948 tarihinde Bulgaristan sınırında şaibeli bir şekilde bulunmuştur. Sabahattin Ali'yi öldürdüğünü itiraf eden ve Milli Emniyet mensubu olduğu iddia edilen Ali Ertekin, dört yıla hüküm giymiş; fakat birkaç hafta sonra çıkartılan aftan yararlanarak serbest kalmıştır. Bulgaristan’ın Eğridere (Ardino) kentinde, Sabahattin Ali’nin 100. doğum yılı kutlandı. 31 Mart 2007 günü gerçekleşen toplantıya, başta Bulgaristan Yazarlar Birliği Başkanı olmak üzere Sofya ve Bulgaristan’ın çeşitli kentlerinden Türk ve Bulgar yazarlar, şairler, okurlar ve Sabahattin Ali’nin kızı Filiz Ali katıldı. Bütün eserleri 1950’li yıllardan beri Bulgaristan’daki tüm okullarda okutulduğundan, Sabahattin Ali bu ülkede çok tanınan bir yazardır. Sabahattin Ali yazı yaşamına şiirle başlamış, hece vezniyle yazdığı ve halk şiirinin açık izleri görülen bu ürünlerini Balıkesir'de çıkan ve Orhan Şaik Gökyay tarafından yönetilen Çağlayan dergisinde yayımlamıştır (1926). Servet-i Fünun, Güneş, Hayat, Meşale gibi dergilerde de yazan (1926 - 1928) Sabahattin Ali, bu arada öykü de yazmaya başlamış, ilk öyküsü "Bir Orman Hikayesi" Resimli Ay'da yayımlanmıştır (30 Eylül 1930). Toplumsal eğilimli bu öyküyü Nazım Hikmet, şu sözlerle okurlara sunmuştur: "Bu yazı bizde örneğine az tesadüf edilen cinsten bir eserdir. Köylü ruhiyatının bütün muhafazekâr ve ileri taraflarını, iptidaî sermaye terakümünü yapan sermayedarlığın inkişaf yolunda köylülüğü nasıl dağıttığını ve en nihayet, tabiatın deniz kadar muazzam bir unsuru olan ormanın muğlak, ihtiraslı hayatını, kımıldanışların zeki bir aydınlık içinde görüyoruz". Sabahattin Ali, af yasasından yararlanarak hapisten çıktıktan sonra, özellikle Varlık dergisinde yayımladığı "Kanal", "Kırlangıçlar", "Arap Hayri", "Pazarcı", "Kağnı" (1934 - 1936) gibi öyküleriyle dikkati çekmiştir. Sabahattin Ali Anadolu insanına yaklaşımıyla edebiyata yeni bir boyut kazandırmıştır. Ezilen insanların acılarını, sömürülmelerini dile getirmiş, aydınlar ve kentlilerin Anadolu insanına karşı takındıkları küçümseyici tavrı eleştirmiştir. 1937'de yayınlanan Kuyucaklı Yusuf romanı, gerçekçi Türk romanının en özgün örneklerinden biridir. Sabahattin Ali'nin halk şiirinden esinlenerek yazılmış şiirlerini içeren Dağlar ve Rüzgâr (1934) adlı kitabı yazın çevrelerinde ilgi uyandırmış, örneğin Yaşar Nabi, Hakimiyeti Milliye'de şu övücü satırları yazmıştır: "Bu kitabın mümeyyiz vasfı halk edebiyatı tarzında bir deneme teşkil etmesidir. Sabahattin Ali'nin tecrübeli muvaffak neticeler vermiş. Ve bize, şiirleri doğrudan doğruya bir halk şairi elinden çıkmamış olduklarını hissetirmekle beraber, o tanıdığımız ve sevdiğimiz samimi edayı tattırabiliyor. Komplike imajlardan kaçınılmış olması, bu şiirlere büyük bir sadelik vermiş." Ancak, Sabahattin Ali, bu kitabından sonra şiirle ilgilenmemiş, sadece öykü ve roman yazmıştır. 'Leylim Ley', 'Aldırma Gönül' gibi halk dilinden yararlanarak yazdığı şiirler herkes tarafından bilinir. Sabahattin Ali, Varlık'ta Esirler adlı üç perdelik bir oyun da yazmış (1936), ancak bu türü de bir daha denememiştir.