Sırça Köşk

Sabahattin Ali
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Sırça Köşk
10/10
·172 syf.··
Beğendi
·
2025 44. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 21 Temmuz 2025 12:19
Sırça Köşk ,13 öykü ve 4 masaldan oluşan her öyküde insanı içine alan sıcacık bir kitap.Hiçbir öykünün birbiriyle bağlantısı olmasa da tek ortak noktaları var o da ACI. Her öykü de toplumsal olayları,sıkıntıları ve insanların çaresizliğini öyle güzel anlatmış ki okurken adeta yaşadım.Her öyküyü sevdim ama kitaba adını veren Sırça Köşk'ü daha çok sevdim.Okuyunca sizde anlayacaksınız ki o günlerden bu güne pek değişen birşey olmamış.Sabahattin Ali'nin okuduğum en güzel kitabı bana göre.
Edebiyat
Sırça KöşkSabahattin Ali · İş Bankası Kültür Yayınları · 202069,7bin okunma
SABAHATTİN ALİ & SIRÇA KÖŞK
8/10
·172 syf.··
2022 87. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Temmuz 2022 14:03
Selam arkadaşlar Sabahattin Ali'den devam ediyorum. Usta yazarın bu eseri tıpkı Kağnı eseri gibi kısa hikayelerden oluşuyor. Fakat bu eserinde bir de masalları var. 13 öykü 4 masaldan oluşan bu eser bir dönem yasaklanan eserlerden. Biraz okuduktan sonra neden yasaklandığını zaten anlayabiliyoruz. Şu anda olduğu gibi o dönemlerde de düşünmek yasak. Açık, net bir dille yazılmış hikayelerdeki betimlemelerle toplumun resmini çizmiş usta şairimiz ve yazarımız. Yine toplumun sorunlarını ele almış, toplumcu gerçekçi yazar olmanın hakkını veriyor. En sevdiğim hikaye, kitaba da ismini veren Sırça Köşk hikayesi oldu. İktidar eleştirisi olan hikaye hiçbir kurum ya da kuruluşun kalıcı olmayacağını, biz halk olarak eğer istersek bu kurum ve kuruluşlardan daha güçlü olacağımızı, bizim istemediğimiz kimsenin bizi yönetemeyeceğini vurgulamış. Sabahattin Ali bir dönem bu düşüncelerinden dolayı hapis yattı. Hayatını araştıranlar bilir ki kendi ülkesinde yabancı olmuştur. Düşünmesi istenmemiştir ve daha sonra da öldürülmüştür. Daha önce yaşamış birçok düşünür ve filozof gibi... ölümü hala tartışma konusu olsa da gerçekten araştıranlar bilir ki ona kıymışlardır. Yine severek okuduğum bu eseri herkese tavsiye ederim, özellikle sırça köşk hikayesini okumanızı tavsiye ediyorum. Kitapla kalın sevgili okurlar
Sırça KöşkSabahattin Ali · İş Bankası Kültür Yayınları · 202069,7bin okunma
Puan vermedi·172 syf.··
2020 115. kitabı
·
39 günde okudu
·
Okunma: 20 Ağustos 2020 11:43
Çok heveslenerek okumak istemiştim ama elime aldığımda zorla okuduğum bir kitap oldu ne yazık ki. İçerisinde kısa hikayeler ve masallar bulunuyor ama belki de benim beklentimden kaynaklı ya da bana hitap etmediğinden dolayı bir hikaye okuyup bıraktığım bir kitap oldu. İlk kez bir kitabı bu kadar süründürerek okudum.
Edebiyat
Sırça KöşkSabahattin Ali · İş Bankası Kültür Yayınları · 202069,7bin okunma
Sırça Köşk İnceleme
5/10
·172 syf.··
2021 5. kitabı
·
54 günde okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2021 20:50
Bu kitabı okumaya başlamadan önce oluşan bir beklentim vardı. Fakat okuyunca çok da karşılanmadı beklentim. Edebi anlamda biraz yoğun... Okurken biraz sıkıldım açıkçası. Kitap 1944-1947 yılları arasında Sabahattin Ali'nin yazdığı hikayelerden oluşmakta. Sabahattin Ali'yi ölüme kadar götüren o keskin dönemde yaşadığı ve hayatını derinden etkileyen olayları da yansıtmaktadır.
Sırça KöşkSabahattin Ali · İş Bankası Kültür Yayınları · 202069,7bin okunma
içim tatlı, sıcak, neşeli şeyler anlatmak isteğiyle yanıyor.
9/10
·172 syf.·
Beğendi
·
2023 165. kitabı
"Niçin hep acı şeyler yazayım? Dostlar, yufka yürekli dostlar bundan hoşlanmıyorlar. 'Hep kötü, sakat şeyleri mi göreceksin?' diyorlar. 'Hep açlardan, çıplaklardan, dertlilerden mi bahsedeceksin? Geceleri gazete satıp izmarit toplayan serseri çocuklardan; bir karış toprak, bir bakraç su için birbirlerini öldürenlerden; cezaevlerinde ruhları kemirile kemirile eriyip gidenlerden; doktor bulamayanlardan; hakkını alamayanlardan başka yazacak şeyler, iyi, güzel şeyler kalmadı mı? Niçin yazılarındaki bütün insanların benzi soluk, yüreği kederli? Yüzü gülen, bahtiyar insan yok mu?'" Diye yazmış 1946 yılında "Bahtiyar Köpek" adlı hikayesinde Sabahattin Ali. Hem yazın edebiyatının temellerini, hem de bu kitabının özetini bu sözlerle açıklamış belki de. Toplumcu sanatçılarımızın başında gelen Sabahattin Ali, hikayeciliğinde hep toplumun kanayan yaralarına parmak basmış, hep derdi olanı, çevremizdeki insanları ve bizleri kaleminden yine bize anlatmış. Bu kitabında da yine çevresinde gördüğü, tanık olduğu, yaşadığı ve dinlediği hikayeleri derleyip toparlamış. 1944-1947 yılları arasında yazdığı hikayelerini bu kitabında derlemiş ve sonlarına da dipnot gibi hangi yılda yazdığını iliştirivermiş. Hikayelerden biri Sinop Cezaevi'nde karşısına çıkan mahkumun başından geçenleri anlatırken; bir diğeri de Rıfat Ilgaz'dan dinlediği Rıfat Ilgaz'ın emniyette sorgusunun hikayesidir. Yani bu biyografik ve otobiyografik hikayeleri okurken hem toplumun kanayan yaralarının bugün de kanamaya devam ettiğini fark edecek hem de geçmişin o günlerine bir yolculuk yapıp tanımadığınız kişilerin tanıdık hikayelerine konuk olmanın tadına varacaksınız. Anlatımını, içeriğini, dilini kusursuz bulduğum ve çok severek okuduğum, okumaya da devam edeceğim Sabahattin Ali'nin bu kusursuza yakın hikayeler
Sırça KöşkSabahattin Ali · İş Bankası Kültür Yayınları · 202069,7bin okunma
6/10
·172 syf.··
2021 28. kitabı
Sabahattin Ali, romanlarındaki anlatımlarıyla zirveye çıkmış değerli bir adamdır. Ancak öykülerinde onu farklı bir şekilde görürüz. Ali, öykülerinde insanı yine odağına alır; lakin farklı bir odaktır bu... İroniden oluşan örgüleri alır ve ilmek ilmek kazağı, yani insanı işler. Sırça Köşk adlı eserinde de kendisini yine oldukça toplumcu-gerçekçi bir hüviyette gördüm. Toplumsal sorunlara derinlemesine iniyor, yukarıda belirttiğim gibi ironik detayları ortaya çıkartıyor. İnsanla konuşur gibi, sade, gündelik konuşma dili şeklinde bir yazı dili kullanıyor bu eserinde de... Sabahattin Ali'nin 1947 yılında yayınladığı bu kitap, özellikle kitaba adını veren masal yüzünden yazara sıkıntı çıkarmıştır. "Sırça Köşk" adlı masal, içerdiği eleştiri yüzünden devlete bir baş kaldırı sayılmış ve yasaklanmıştır. Ölümü bile öznesinde devletin bulunduğu bir şaibe olan Ali'nin özellikle dergi yazılarını düşündüğümüzde, hükümetin bu korkusu şaşırtmıyor. Sırça Köşk, içerisinde 13 öykü ve 4 masal içeriyor. Bu 17 içerikte de ortak tema, Sabahattin Ali'nin günlük hayattaki sıradan kişilere, bu kişilerin sıkıntılarına ve düşük düşünce seviyelerine odaklanmasıdır. Ali'nin karakterleri, gerek cahillikten gerekse şanssızlıktan oldukça trajik ve acıklı olaylar yaşarlar bu kitapta... Doktorların kurnazlığıyla, günümüzde bile bazı yerlerde görebileceğimiz toplumsal sorunları dile getirir. İnsanın kendi eliyle yarattığı dogmatik ve cahil düzene Ali, "Sırça Köşk" ile karşı çıkar, alt metinde verdiği mesaj dayanışma ve direniştir. Yazarımızın genellikle birinci tekil şahıslı anlatımı benimsediğini de görürüz. Bana göre masal bölümüne özellikle "Koyun" ve "Sırça Köşk" masallarına ayrı bir parantez açılmalı... Bu masallarda, şu an bile yaşadığımız düzene karşı çıkmıştır. 74 yıl öncesinden bugünü görmüştür,
Kitap
Sırça KöşkSabahattin Ali · İş Bankası Kültür Yayınları · 202069,7bin okunma
Puan vermedi·172 syf.··
Beğendi
·
2025 52. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 31 Mart 2025 19:45
Sırça Köşk, Sabahattin Ali'nin 1947 yılında yayımlanan ve 13 öykü ile 4 masaldan oluşan eseridir. Kitap, yazarın toplumcu gerçekçi bakış açısını yansıtan, dönemin siyasi ve sosyal eleştirilerini içeren güçlü bir yapıya sahiptir. Kitabın temelini, yoksulluk, eşitsizlik, adaletsizlik ve bürokrasinin eleştirisi oluşturur. Sabahattin Ali, keskin ve çarpıcı bir dille, halkın yaşadığı zorlukları ve iktidar sahiplerinin duyarsızlığını gözler önüne serer. Yazar, olayları ve karakterleri oldukça gerçekçi bir şekilde yansıtır. Sade ve akıcı dili sayesinde okuyucu, anlatılan dünyanın içine kolayca girebilir. Öykülerde farklı toplumsal kesimlerden insanların yaşamlarına dokunulur. Aşk, yalnızlık, umut, çaresizlik gibi evrensel temalar da ustalıkla işlenir. Kitapta yer alan masallar da aslında alegorik anlatımlarla toplumsal eleştirilerini sürdürür. Özellikle "Sırça Köşk" masalı, kitabın adını taşımasıyla da öne çıkar ve iktidarın kırılganlığını simgeler. Kitap, yayımlandığı dönemin siyasi atmosferini ve toplumsal sorunlarını yansıtması açısından önemli bir belgedir. Bu nedenle, edebi değerinin yanı sıra tarihi bir öneme de sahiptir. Sabahattin Ali'nin güçlü gözlem yeteneği ve etkileyici anlatımı sayesinde öyküler, okuyucunun zihninde uzun süre kalıcı izler bırakır. Sonuç olarak; Sırça Köşk, Sabahattin Ali'nin usta kaleminden çıkan, derinlikli ve düşündürücü bir eserdir. Toplumsal sorunlara duyarlı olan, gerçekçi öyküler ve alegorik masallar okumaktan hoşlanan herkesin mutlaka okuması gereken bir kitaptır. Yazarın insana ve topluma dair gözlemleri, günümüzde de geçerliliğini korumaktadır. Kitap, sadece edebi bir zevk sunmakla kalmaz, aynı zamanda okuyucuyu yaşadığı toplum üzerine düşünmeye de teşvik eder. ⋆ ˚。⋆୨୧˚ TANRI TÜRK E YÂR OLSUN ˚୨୧⋆。˚ ⋆
Edebiyat
Sırça KöşkSabahattin Ali · İş Bankası Kültür Yayınları · 202069,7bin okunma
Sırça Köşk-Kitap incelemesi
Puan vermedi·172 syf.··
2021 41. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 04 Temmuz 2021 23:07
Selam.Sabahattin Ali'nin okuduğum ilk öykü kitabı Sırça Köşk'ü incelemeye başlıyorum. 🛋 Öncelikle Sabahattin Ali'nin tüm romanlarını okumuş biri olarak şunu belirtmek istiyorum.Hikayeler oldukça realistti fakat kısa oldukları için romanlarındaki kadar doyum vermedi.Sabahattin Ali öykülerinde verdiği mesajları üstü kapalı aktarmasaydı öykülerinin bu kadar çok okunacağını sanmazdım.Çünkü incelikli ve hafif ironik dili okuyucuyu kitaba bağlıyor.Her bir hikayeden sonra anlatılmak istenen mesajı alıp 'Doğru söze ne denir ki?' diyorsunuz. 🛋 Gelelim içeriğe.Kitap 13 hikaye ve 4 masaldan oluşuyor.Her bir hikayede toplum sistemini oluşturan sorunlar işleniyor.Bu sorunları hem gerçekçi hem de mizahi bir dille yansıtması okurken güldürüyor ve düşündürüyor.Güldüren kısımsa aradan yıllar geçmesine rağmen şöyle bir baktığımızda pek de bir şeyin değişmediğini görmek hatta acıyla söylüyorum ki geriye gittiğimiz. 'Ağlanacak halimize gülmek' deyimi tam yerinde olur. 🛋 Sabahattin Ali'yi okumayan,tanımayan ve yazar hakkında hiçbir bilgisi olmayanlar bu öyküsünü okuyarak yazarla tanışabilir.Çünkü kitabı yazdığı sıralarda döneminin siyasisi oldukça karışıktı ve Sabahattin Ali'nin ölümüne neden olan olaylar kitabı yazdığı yıllarda gerçekleşti.O yüzden küçük çaplı bir araştırma yazar hakkında çokça bilgi sahibi olmanızı sağlayacaktır. Kitaplarla kalın
Sırça KöşkSabahattin Ali · İş Bankası Kültür Yayınları · 202069,7bin okunma
Sırça Köşk
7/10
·172 syf.··
2020 16. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Eylül 2020 03:08
Dikkatimi çeken bazı hikayeler hakkında birkaç şey karalamak istiyorum. Beyaz Gemi; Bir ressam manzara resmi çizerken birden manzara resmine dahil olan lüks bir yatı eserine dahil eder ve yatın içindekilerin dikkatini çekerek, yata biner. Tabloyu size hediye ediyorum ayağına iyi bir para alır. Sonra bu olayı arkadaşlarına anlatma talihsizliğine düşer ve hiç yoktan bir akım yaratır ve bütün ressamlar yat resmi çizmeye başlar. İnsanları bir akıma kaptırmak ne kadar kolay aslında. Böbrek; Böbrek taşı tedavisi için Kayseri'den İstanbul'a gelen emekli bir memurun hikayesi. Hastalığından çok basit bir şekilde kurtulabilecekken yanlış insanlara rast gelmesi kendisini saçma sapan bir noktada buluyor. Bu hikayede kahramanın yerinde olmamanız için hiçbir neden yok. İşin korkutuculuğu da burada zaten. Dikkatimi çeken o zamanki devlet hastanelerin doktorlarının, günümüz doktorlarıyla aynı ilgisizlikte olması. Doktorların günde 100 kişiye baktığı yerde siz ne kadar ilgi bekleyebilirsiniz, orası da muamma. Bu sarmal kırılmalı. Çirkince; Zorunlu mübadeleye tutulan azınlıkların ardından geride bıraktıkları büyük boşlukları , yitip giden kültürleri anlatan etkili bir hikaye olmuş. Hikayenin sonunda bir aaa diyeceksiniz. Sırça Köşk; Bu hikayeyi okurken aklıma nedense günümüz hükümeti geldi. Sanki yer değiştirmişler gibi. Kısa ama vurucu bir hikaye.
Edebiyat
Sırça KöşkSabahattin Ali · İş Bankası Kültür Yayınları · 202069,7bin okunma
10/10
·172 syf.··
Beğendi
·
2021 13. kitabı
Her hikayesi her masalı ayrı bir ders veriyor insana. Özellikle bizim ülkemizle ilgili gerçekleri ortaya koyuyor. Bu yüzden en güzel, en kıymetli kitaplardan biri bence.
Sırça KöşkSabahattin Ali · İş Bankası Kültür Yayınları · 202069,7bin okunma

Yazar Hakkında

Sabahattin AliYazar · 103 kitap
Sabahattin Ali, 25 Şubat 1907'de Edirne Vilayeti'nin Gümülcine Sancağı'na bağlı Eğridere kazasında doğmuştur. Babası piyade yüzbaşısı (Cihangirli) Selahattin Ali Bey'in görev yerlerinin sık sık değişmesi dolayısiyla, ilköğrenimini İstanbul, Çanakkale ve Edremit'in çeşitli okullarında tamamlamıştır. Edremit'e göçtüklerinde bölge Yunan işgalinde olduğu için emekli olan babası aylığını alamamış ve aile çok zor günler geçirmiştir. İlkokulu bitirdikten sonra parasız yatılı olarak Balıkesir Öğretmen Okulu'na giren Sabahattin Ali, beş yıl burada okumuş, daha sonra İstanbul Öğretmen Okulu'nda mezun olmuştur (1926). Bir yıl kadar Yozgat'ta ilkokul öğretmenliği yapmış, Millî Eğitim Bakanlığı'nın açtığı sınavı kazanarak Almanya'ya giderek iki yıl orada okumuştur (1928 - 1930). Yurda döndükten sonra Sabahattin Ali, Orhaneli’nde ilkokul öğretmenliğine atandı. Aydın ve sonra Konya ortaokullarında Almanca öğretmenliği yapmıştır. Konya'da bulunduğu sırada, bir arkadaş toplantısında Atatürk'ü yeren bir şiir okuduğu iddiasıyla tutuklanmış (1932), bir yıla mahkûm olarak Konya ve Sinop cezaevlerinde yatmış, Cumhuriyetin onuncu yıldönümü dolayısıyla çıkarılan af yasasıyla özgürlüğüne kavuşmuştur (1933). Cezaevinden çıktıktan sonra Ankara'ya giden Sabahattin Ali Millî Eğitim Bakanlığı'na başvurarak yeniden göreve alınmasını istemiştir. Dönemin bakanı Hikmet Bayur'un "eski düşüncelerinden vazgeçtiğini ispat etmesini" istemesi üzerine Varlık dergisinde "Benim Aşkım" adlı şiirini yayımlayarak (15 Ocak 1934) Atatürk'e bağlılığını göstermeye çalışmıştır. Aynı yıl Bakanlık Neşriyat Müdürlüğü'ne alınmış, Ankara II. Ortaokul'da öğretmenlik yapmıştır. 16 Mayıs 1935 günü Aliye Hanım ile evlenmiş, 1936'da askere alınmış, 1937 Eylülünde kızı Filiz Ali dünyaya gelmiştir. Yedek Subay olarak askerliğini Eskişehir'de tamamlamış, 10 Aralık 1938 de Musiki Muallim Mektebi'nde Türkçe öğretmeni olarak göreve başlamıştır. 1940 yılında tekrar askere alınmış, askerliğini yaptıktan sonra Ankara Devlet Konservatuarı'nda Almanca öğretmenliği yapmıştır (1941 - 1945). "İçimizdeki Şeytan" romanı milliyetçi kesimde büyük tepki toplamıştır. Nihal Atsız'ın hakkında yazdığı hakaret dolu bir yazıya karşılık dava açmış, dava sırasında çok sıkıntı çekmiştir. 1944 yılında davayı kazanmasına rağmen tepkilerden kurtulamamıştır. Olaylı duruşmalar sonunda bakanlıkça görevinden alınmış, İstanbul'a giderek gazetecilik yapmaya başlamıştır (1945). Ancak fıkra yazdığı La Turquie ve Yeni Dünya gazeteleri, Tan olayları sırasında tahrip edilince işsiz kalmış, Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz'la Marko Paşa, Malum Paşa, Merhum Paşa, Öküz Paşa gibi siyasal mizah dergilerini çıkarmıştır (1946 - 1947). Ancak, bu gazeteler tek parti iktidarının baskılarıyla karşılaşmış, dergilerin isimlerindeki Paşa ifadesiyle "Milli Şef" İsmet Paşa ile alay edildiği iddiası ile kapatılmış, yazılar ve yazarları hakkında kovuşturmalar açılmıştır. Sabahattin Ali dergilerde çıkan yazılarından dolayı üç ay hapis yatmış, karşılaştığı baskılardan bunalmıştır. Ali Baba dergisinde yayımladığı "Ne Zor Şeymiş" başlıklı yazıda, içinde bulunduğu durumu şöyle anlatmaktadır: "Çalmadan, çırpmadan bize ekmeğimizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz bırakmadan yaşamak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmalı idi?" Bir başka dava nedeni ile 1948'de Paşakapısı cezaevinde üç ay yatmıştır. Çıktıktan sonra zor günler geçirmeye başlamış, işsiz kalıp, yazacak yer bulamamıştır. Yurt dışına gidebilmek için pasaport almak istemiş, alamamıştır. Yasal yollardan yurt dışına çıkma olanağı da bulamayınca Bulgaristan'a kaçmaya karar vermiş fakat para karşılığı anlaştığı Ali Ertekin adlı kaçakçı tarafından Jandarma karakolunda katledilmiş daha sonra da cesedi 2 Nisan 1948 tarihinde Bulgaristan sınırında şaibeli bir şekilde bulunmuştur. Sabahattin Ali'yi öldürdüğünü itiraf eden ve Milli Emniyet mensubu olduğu iddia edilen Ali Ertekin, dört yıla hüküm giymiş; fakat birkaç hafta sonra çıkartılan aftan yararlanarak serbest kalmıştır. Bulgaristan’ın Eğridere (Ardino) kentinde, Sabahattin Ali’nin 100. doğum yılı kutlandı. 31 Mart 2007 günü gerçekleşen toplantıya, başta Bulgaristan Yazarlar Birliği Başkanı olmak üzere Sofya ve Bulgaristan’ın çeşitli kentlerinden Türk ve Bulgar yazarlar, şairler, okurlar ve Sabahattin Ali’nin kızı Filiz Ali katıldı. Bütün eserleri 1950’li yıllardan beri Bulgaristan’daki tüm okullarda okutulduğundan, Sabahattin Ali bu ülkede çok tanınan bir yazardır. Sabahattin Ali yazı yaşamına şiirle başlamış, hece vezniyle yazdığı ve halk şiirinin açık izleri görülen bu ürünlerini Balıkesir'de çıkan ve Orhan Şaik Gökyay tarafından yönetilen Çağlayan dergisinde yayımlamıştır (1926). Servet-i Fünun, Güneş, Hayat, Meşale gibi dergilerde de yazan (1926 - 1928) Sabahattin Ali, bu arada öykü de yazmaya başlamış, ilk öyküsü "Bir Orman Hikayesi" Resimli Ay'da yayımlanmıştır (30 Eylül 1930). Toplumsal eğilimli bu öyküyü Nazım Hikmet, şu sözlerle okurlara sunmuştur: "Bu yazı bizde örneğine az tesadüf edilen cinsten bir eserdir. Köylü ruhiyatının bütün muhafazekâr ve ileri taraflarını, iptidaî sermaye terakümünü yapan sermayedarlığın inkişaf yolunda köylülüğü nasıl dağıttığını ve en nihayet, tabiatın deniz kadar muazzam bir unsuru olan ormanın muğlak, ihtiraslı hayatını, kımıldanışların zeki bir aydınlık içinde görüyoruz". Sabahattin Ali, af yasasından yararlanarak hapisten çıktıktan sonra, özellikle Varlık dergisinde yayımladığı "Kanal", "Kırlangıçlar", "Arap Hayri", "Pazarcı", "Kağnı" (1934 - 1936) gibi öyküleriyle dikkati çekmiştir. Sabahattin Ali Anadolu insanına yaklaşımıyla edebiyata yeni bir boyut kazandırmıştır. Ezilen insanların acılarını, sömürülmelerini dile getirmiş, aydınlar ve kentlilerin Anadolu insanına karşı takındıkları küçümseyici tavrı eleştirmiştir. 1937'de yayınlanan Kuyucaklı Yusuf romanı, gerçekçi Türk romanının en özgün örneklerinden biridir. Sabahattin Ali'nin halk şiirinden esinlenerek yazılmış şiirlerini içeren Dağlar ve Rüzgâr (1934) adlı kitabı yazın çevrelerinde ilgi uyandırmış, örneğin Yaşar Nabi, Hakimiyeti Milliye'de şu övücü satırları yazmıştır: "Bu kitabın mümeyyiz vasfı halk edebiyatı tarzında bir deneme teşkil etmesidir. Sabahattin Ali'nin tecrübeli muvaffak neticeler vermiş. Ve bize, şiirleri doğrudan doğruya bir halk şairi elinden çıkmamış olduklarını hissetirmekle beraber, o tanıdığımız ve sevdiğimiz samimi edayı tattırabiliyor. Komplike imajlardan kaçınılmış olması, bu şiirlere büyük bir sadelik vermiş." Ancak, Sabahattin Ali, bu kitabından sonra şiirle ilgilenmemiş, sadece öykü ve roman yazmıştır. 'Leylim Ley', 'Aldırma Gönül' gibi halk dilinden yararlanarak yazdığı şiirler herkes tarafından bilinir. Sabahattin Ali, Varlık'ta Esirler adlı üç perdelik bir oyun da yazmış (1936), ancak bu türü de bir daha denememiştir.