Sırça Köşk

Sabahattin Ali
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·128 syf.··
Beğendi
·
2019 3. kitabı
Sabahattin Ali''nin her hikayesinde başka bir toplumsal meseleyi ele aldığı, eleştirdiği hatta yayınladığı dönemde yasaklanmış olan hikaye ve masal kitabı. Daha önce okuduğum hikaye kitaplarına benzemiyor sanki bi isyan, mücadele ve sonunda sessizce bir yok oluş vardı.
Sırça KöşkSabahattin Ali · Parola Yayınları · 201969,7bin okunma
Puan vermedi·163 syf.··
Beğendi
·
2020 26. kitabı
Ruhunu ekmek parasına satan her insan cümlesi kadar net özetlenemezdi sanırım toplum gerçekliği. Sırça köşk, okurken gerçeklikle bir kez daha yüzleştiğim, insan hayatının para karşısında nasıl yok sayıldığı, aslında can kurtarması gereken insanların, insan canını nasıl hiçe sayarak kendi menfaatlerini gözettiklerini, insanların bahtiyar olmak için çoğu zaman köpek olmayı bile tercih edeceklerini, hakkımı yedirmem diyenlerin o hakkı, insanların hakkını çalarak elde ettikleri ve sonrada o çaldıklarını hakları olarak görmeleri kadar ironik olan , Çirkince'yi Şirince yapan ama Şirince'nin adını yaşatamayan ve keşke Çirkince olarak kalsaydı dedirten ve daha nicelerine dokunulan toplumsal sorunlarımızla her şeye rağmen nasıl da Sırça Köşklerde yaşadığımızı gösteren bu kitap Sabahattin Ali'ye bir kez daha teşekkür etmeme sebep oldu. Toplum sorunlarını bu kadar hassasiyetle işlemesi ve okuyan herkesin kitap bittiğinde artık gerçekliğe yaklaşımlarının daha duyarlı olacağına inandığım ,tasvirlerini okurken yaşadığım ve her okuyanın aynı duyguları paylaşmasını dilediğim bu kitaba hissettiklerimi yazmadan geçemedim. Teşekkür ederim.
Sırça KöşkSabahattin Ali · Parola Yayınları · 201969,7bin okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2020 5. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 27 Mart 2020 10:33
13 hikâye 4 masaldan oluşan bir hikâye kitabı . Hikâyelerin içinde en sevdiğim "Beyaz Bir Gemi" “böbrek” “can kurtaran” oldu kısa ve içinizi ısıtacak türde . Olay örgüleri , mekânları ve cümlelerin uyumu çok güzel . Kitabın son öyküsü ise kitaba ismini veren 'Sırca Köşk
Sırça KöşkSabahattin Ali · Parola Yayınları · 201969,7bin okunma
10/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2019 4. kitabı
Bazı konularda kendisini desteklemesem de o dönemlerde muhalif içerikli bir şeyler yazmak gerçekten cesaret işiydi. Bu yönüyle Sabahattin Ali'yi saygıyla anıyorum
Sırça KöşkSabahattin Ali · Parola Yayınları · 201969,7bin okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2020 17. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 26 Aralık 2020 21:20
Sabahattin Ali'nin yine çok beğendiğim bir eseridir. Bu kitabın sonunda yapılan uyanıklığın hiçbir işe yaramadığını gösteriyor. Size şöyle anlatayım kitap aslında sonunda ders vermek amacıyla yazılmış bir kitap. Biraz içeriğinden bahsedelim. Üç tane arkadaş vardır bu arkadaşlar bir şehre giderler bu şehirde insanların azimle çalışarak kariyer yapmaya çalıştıklarını görürler. İçlerinden birinin aklına biz çalışmayalım burdaki insanlar bizim için çalışsın diye bir fikir gelir. Ve bir Sırca Köşk yaparlar halk bu Sırca Köşke gelerek çalışırlar, ellerindeki bütün malzemeleri bu köşke verirler ve sonunda halk ve çalışanlar isyan ederler. Çalışanlardan biri elindeki koyun kellesini Sırca Köşke fırlatır ve yıkılmaz denilen köşkün duvarı kırılır. Ve halk elindeki kellelerin hepsini Sırca köşke fırlatırlar ve Sırca Köşk yıkılır. Hikaye burada da sonlanır. Hepinizin okumasını tavsiye ederim.☺
Sırça KöşkSabahattin Ali · Parola Yayınları · 201969,7bin okunma
6/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2018 35. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 03 Temmuz 2018 19:28
yazarın farklı öykülerinden oluşan biir eser. çok güzel öyküler olmasa da öyküsever iseniz okuyabilirsiniz.....................................................................................
Sırça KöşkSabahattin Ali · Parola Yayınları · 201969,7bin okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2019 31. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 31 Mart 2019 18:17
Yine olmadı. Yine başaramadım. Neyimi? Anlamayı, sevmeyi, bir çok kişinin gördüğü o edebi zevki görmeyi? Gerçekten inanıyorum buna, bazı yazarlar bazı okurlara göre değildir. Herkes her yazarı okuyamaz. Mesela Sabahattin Ali bana göre değil. Bunu söylemekteki amacım yazarı kötülemek ya da olumsuz yorum yapmak değil kesinlikle. Biliyorum ki yazarla aramda bağ oluşmamasının yegane nedeni benim. Dilimi ağır deseniz değil, akıcı mı değil deseniz akıcı ama bişeyler eksik. Olmuyor yazarın okuduğum üçüncü kitabı ve aramızda bir bağ yok oluşmuyor. Belki de zamanı gelmemiştir, bu yazarı okumak için biraz daha zamana ihtiyacım vardır bilemiyorum. Dili ağır olan, sayfalarca betimleme yapan yazarları seven ben Sabahattin Ali sevemedim gitti.. Hayırlısı ne deyim ilerde okuyabilirim umarım...
Sırça KöşkSabahattin Ali · Parola Yayınları · 201969,7bin okunma
9/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2019 178. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 12 Kasım 2019 17:53
13 öykü ve sonrasında 4 masalın yer aldığı kitap, kendi adını taşıyan masalla sona eriyor. Açıkçası öykülerin kısa olması dolayısıyla odaklanma sorunu yaşayıp, beğenmeyeceğimi düşünmüştüm. Fakat betimlemeler o kadar başarılı, üslup o kadar temiz ve sade ki adeta aktı gitti kitap. Hayatın içinden olaylar eleştirel olarak aktarılmış. Bu sebeple de mutlu biten öykü yok kitapta. Aa evet tek bir öykü var mutlu biten; o da bir köpeğin öyküsü :) ama o da eleştirel bir dille başlayıp bitiyor. İnce dokundurmalarla dolu bir kitap anlayacağınız. İyi okumalar.
Edebiyat
Sırça KöşkSabahattin Ali · Parola Yayınları · 201969,7bin okunma
8/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2020 13. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 01 Mayıs 2020 20:05
Sabahattin Ali ve yine çok güzel bir kitap... Birbirinden güzel 13 öykü ve 4 masaldan oluşuyor kitap. Kullanılan dil ve içerdiği konularla herkesin okuması gerek bir kitap. İçindeki öykülere gelecek olursak en beğendim öykü 'Hakkımızı Yedirmeyiz' ve 'Cankurtaran' oldu. Hakkımızı Yedirmeyiz, hiçbir şeyin göründüğü gibi olmayıp insanların para ve çıkarları uğruna her yola başvuracağını anlatıyor. #71018318 Cankurtaran 'da ise yine aynı şekilde parasızlık ve doktorun paragöz oluşu konu edilmiş. Bir yandan da insanların önyargıları da dikkat çekiyor bu bölümde. Keyifli okumalar...
1000Kitap
Sırça KöşkSabahattin Ali · Parola Yayınları · 201969,7bin okunma
Köşkler Saraylar ve İnsanlar...
10/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2000 4. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 10 Ocak 2000 00:00
Sabahattin Ali, hem şiirleri hem öyküleriyle mükemmel bir kaleme sahiptir. Öykülerden oluşan bu kitapta muhakkak kendinizden bir şeyler bulacaksınız. Ama ben esas, kitaba da ad vermiş öyküden bahsetmek isterim. Sırça Köşk Her devirde rastlanacak ve muhtemelen her devrin sorunu olacak bir konuya mükemmel dokunulmuş. Hayatımıza dokunacak bu eser mutlaka ufkumuzu da genişletecektir.
Edebiyat
Sırça KöşkSabahattin Ali · Parola Yayınları · 201969,7bin okunma

Yazar Hakkında

Sabahattin AliYazar · 103 kitap
Sabahattin Ali, 25 Şubat 1907'de Edirne Vilayeti'nin Gümülcine Sancağı'na bağlı Eğridere kazasında doğmuştur. Babası piyade yüzbaşısı (Cihangirli) Selahattin Ali Bey'in görev yerlerinin sık sık değişmesi dolayısiyla, ilköğrenimini İstanbul, Çanakkale ve Edremit'in çeşitli okullarında tamamlamıştır. Edremit'e göçtüklerinde bölge Yunan işgalinde olduğu için emekli olan babası aylığını alamamış ve aile çok zor günler geçirmiştir. İlkokulu bitirdikten sonra parasız yatılı olarak Balıkesir Öğretmen Okulu'na giren Sabahattin Ali, beş yıl burada okumuş, daha sonra İstanbul Öğretmen Okulu'nda mezun olmuştur (1926). Bir yıl kadar Yozgat'ta ilkokul öğretmenliği yapmış, Millî Eğitim Bakanlığı'nın açtığı sınavı kazanarak Almanya'ya giderek iki yıl orada okumuştur (1928 - 1930). Yurda döndükten sonra Sabahattin Ali, Orhaneli’nde ilkokul öğretmenliğine atandı. Aydın ve sonra Konya ortaokullarında Almanca öğretmenliği yapmıştır. Konya'da bulunduğu sırada, bir arkadaş toplantısında Atatürk'ü yeren bir şiir okuduğu iddiasıyla tutuklanmış (1932), bir yıla mahkûm olarak Konya ve Sinop cezaevlerinde yatmış, Cumhuriyetin onuncu yıldönümü dolayısıyla çıkarılan af yasasıyla özgürlüğüne kavuşmuştur (1933). Cezaevinden çıktıktan sonra Ankara'ya giden Sabahattin Ali Millî Eğitim Bakanlığı'na başvurarak yeniden göreve alınmasını istemiştir. Dönemin bakanı Hikmet Bayur'un "eski düşüncelerinden vazgeçtiğini ispat etmesini" istemesi üzerine Varlık dergisinde "Benim Aşkım" adlı şiirini yayımlayarak (15 Ocak 1934) Atatürk'e bağlılığını göstermeye çalışmıştır. Aynı yıl Bakanlık Neşriyat Müdürlüğü'ne alınmış, Ankara II. Ortaokul'da öğretmenlik yapmıştır. 16 Mayıs 1935 günü Aliye Hanım ile evlenmiş, 1936'da askere alınmış, 1937 Eylülünde kızı Filiz Ali dünyaya gelmiştir. Yedek Subay olarak askerliğini Eskişehir'de tamamlamış, 10 Aralık 1938 de Musiki Muallim Mektebi'nde Türkçe öğretmeni olarak göreve başlamıştır. 1940 yılında tekrar askere alınmış, askerliğini yaptıktan sonra Ankara Devlet Konservatuarı'nda Almanca öğretmenliği yapmıştır (1941 - 1945). "İçimizdeki Şeytan" romanı milliyetçi kesimde büyük tepki toplamıştır. Nihal Atsız'ın hakkında yazdığı hakaret dolu bir yazıya karşılık dava açmış, dava sırasında çok sıkıntı çekmiştir. 1944 yılında davayı kazanmasına rağmen tepkilerden kurtulamamıştır. Olaylı duruşmalar sonunda bakanlıkça görevinden alınmış, İstanbul'a giderek gazetecilik yapmaya başlamıştır (1945). Ancak fıkra yazdığı La Turquie ve Yeni Dünya gazeteleri, Tan olayları sırasında tahrip edilince işsiz kalmış, Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz'la Marko Paşa, Malum Paşa, Merhum Paşa, Öküz Paşa gibi siyasal mizah dergilerini çıkarmıştır (1946 - 1947). Ancak, bu gazeteler tek parti iktidarının baskılarıyla karşılaşmış, dergilerin isimlerindeki Paşa ifadesiyle "Milli Şef" İsmet Paşa ile alay edildiği iddiası ile kapatılmış, yazılar ve yazarları hakkında kovuşturmalar açılmıştır. Sabahattin Ali dergilerde çıkan yazılarından dolayı üç ay hapis yatmış, karşılaştığı baskılardan bunalmıştır. Ali Baba dergisinde yayımladığı "Ne Zor Şeymiş" başlıklı yazıda, içinde bulunduğu durumu şöyle anlatmaktadır: "Çalmadan, çırpmadan bize ekmeğimizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz bırakmadan yaşamak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmalı idi?" Bir başka dava nedeni ile 1948'de Paşakapısı cezaevinde üç ay yatmıştır. Çıktıktan sonra zor günler geçirmeye başlamış, işsiz kalıp, yazacak yer bulamamıştır. Yurt dışına gidebilmek için pasaport almak istemiş, alamamıştır. Yasal yollardan yurt dışına çıkma olanağı da bulamayınca Bulgaristan'a kaçmaya karar vermiş fakat para karşılığı anlaştığı Ali Ertekin adlı kaçakçı tarafından Jandarma karakolunda katledilmiş daha sonra da cesedi 2 Nisan 1948 tarihinde Bulgaristan sınırında şaibeli bir şekilde bulunmuştur. Sabahattin Ali'yi öldürdüğünü itiraf eden ve Milli Emniyet mensubu olduğu iddia edilen Ali Ertekin, dört yıla hüküm giymiş; fakat birkaç hafta sonra çıkartılan aftan yararlanarak serbest kalmıştır. Bulgaristan’ın Eğridere (Ardino) kentinde, Sabahattin Ali’nin 100. doğum yılı kutlandı. 31 Mart 2007 günü gerçekleşen toplantıya, başta Bulgaristan Yazarlar Birliği Başkanı olmak üzere Sofya ve Bulgaristan’ın çeşitli kentlerinden Türk ve Bulgar yazarlar, şairler, okurlar ve Sabahattin Ali’nin kızı Filiz Ali katıldı. Bütün eserleri 1950’li yıllardan beri Bulgaristan’daki tüm okullarda okutulduğundan, Sabahattin Ali bu ülkede çok tanınan bir yazardır. Sabahattin Ali yazı yaşamına şiirle başlamış, hece vezniyle yazdığı ve halk şiirinin açık izleri görülen bu ürünlerini Balıkesir'de çıkan ve Orhan Şaik Gökyay tarafından yönetilen Çağlayan dergisinde yayımlamıştır (1926). Servet-i Fünun, Güneş, Hayat, Meşale gibi dergilerde de yazan (1926 - 1928) Sabahattin Ali, bu arada öykü de yazmaya başlamış, ilk öyküsü "Bir Orman Hikayesi" Resimli Ay'da yayımlanmıştır (30 Eylül 1930). Toplumsal eğilimli bu öyküyü Nazım Hikmet, şu sözlerle okurlara sunmuştur: "Bu yazı bizde örneğine az tesadüf edilen cinsten bir eserdir. Köylü ruhiyatının bütün muhafazekâr ve ileri taraflarını, iptidaî sermaye terakümünü yapan sermayedarlığın inkişaf yolunda köylülüğü nasıl dağıttığını ve en nihayet, tabiatın deniz kadar muazzam bir unsuru olan ormanın muğlak, ihtiraslı hayatını, kımıldanışların zeki bir aydınlık içinde görüyoruz". Sabahattin Ali, af yasasından yararlanarak hapisten çıktıktan sonra, özellikle Varlık dergisinde yayımladığı "Kanal", "Kırlangıçlar", "Arap Hayri", "Pazarcı", "Kağnı" (1934 - 1936) gibi öyküleriyle dikkati çekmiştir. Sabahattin Ali Anadolu insanına yaklaşımıyla edebiyata yeni bir boyut kazandırmıştır. Ezilen insanların acılarını, sömürülmelerini dile getirmiş, aydınlar ve kentlilerin Anadolu insanına karşı takındıkları küçümseyici tavrı eleştirmiştir. 1937'de yayınlanan Kuyucaklı Yusuf romanı, gerçekçi Türk romanının en özgün örneklerinden biridir. Sabahattin Ali'nin halk şiirinden esinlenerek yazılmış şiirlerini içeren Dağlar ve Rüzgâr (1934) adlı kitabı yazın çevrelerinde ilgi uyandırmış, örneğin Yaşar Nabi, Hakimiyeti Milliye'de şu övücü satırları yazmıştır: "Bu kitabın mümeyyiz vasfı halk edebiyatı tarzında bir deneme teşkil etmesidir. Sabahattin Ali'nin tecrübeli muvaffak neticeler vermiş. Ve bize, şiirleri doğrudan doğruya bir halk şairi elinden çıkmamış olduklarını hissetirmekle beraber, o tanıdığımız ve sevdiğimiz samimi edayı tattırabiliyor. Komplike imajlardan kaçınılmış olması, bu şiirlere büyük bir sadelik vermiş." Ancak, Sabahattin Ali, bu kitabından sonra şiirle ilgilenmemiş, sadece öykü ve roman yazmıştır. 'Leylim Ley', 'Aldırma Gönül' gibi halk dilinden yararlanarak yazdığı şiirler herkes tarafından bilinir. Sabahattin Ali, Varlık'ta Esirler adlı üç perdelik bir oyun da yazmış (1936), ancak bu türü de bir daha denememiştir.