Sırça Köşk

Sabahattin Ali
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

7/10
·144 syf.··
2021 53. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 19 Eylül 2021 12:51
Sabahattin Ali' nin okuduğum beşinci kitabı olan Sırça Köşk, 13 öykü 4 masaldan oluşuyor. Sabahattin Ali, öykülerinde dönemin toplumsal ve bireysel sorunlarına ışık tutuyor ve düşündürüyor. Toplumcu gerçekçi bir edebi kişiliği benimseyerek kendi deneyimlerini okuyucuya aktarıyor. Kitaptaki en beğendiğim öykü 'Dekolman' oldu. Etkilendiğim ve sinirden dişlerimi sıkarak okuduğum öykü ise "Cankurtaran" öyküsü oldu. Bu öyküde yazar, o dönemlerde hasta rehin alan, insan canını önemsemeyen hastanelerin durumunu gözler önüne seriyor. Masallar ise dönemin yönetim şekline son derece manidar göndermeler içeriyor. Sabahattin Ali, "Sırça Köşk" öyküsü ile hiçbir düzenin sonsuza dek kalıcı olmadığını ince bir kurguyla dile getiriyor. "Koyun Masalı" ve "Sırça Köşk" masalları ile halka mesaj veriyor. Bu sebeple kitap, o dönemde yasaklanıyor ve Sabahattin Ali bazı yazıları nedeniyle hapse atılıyor. Sürekli hapis tehdidi ve baskılardan bunalan Sabahattin Ali yurtdışına kaçmaya karar veriyor. Ancak kaçmasına yardım eden kişi tarafından öldürülüyor. Yazar bu kitabında romanlarına göre daha sade bir dil kullanmış. Bu açıdan Sabahattin Ali'nin kalemiyle tanışmak için "Sırça Köşk" seçilebilir. Eğer siz de benim gibi "Kürk Mantolu Madonna" ve "İçimizdeki Şeytan" kitaplarını önce okuduysanız bu kitap beklentinizi karşılamayabilir. Ama yine de okuyun derim. Keyifli okumalar.
Edebiyat
Sırça KöşkSabahattin Ali · Venedik Yayınları · 201969,7bin okunma
6/10
·144 syf.··
2021 3. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 30 Ocak 2021 23:53
Onlar sadece öykü değil, onlar ülkemden insan manzarası, onlar insanlarımdan yaşanmışlıklar... Sabahattin Ali yine yazdıkları ile toplumun temel ve sosyal davranış ve yaşayış biçimini eleştiren bi kısmına şahit olduğu hikayeleri aktarmaya gayret göstermiş. Üzerine düşünülmeye değer her biri birbirinden kıymetli öyküler....
Sırça KöşkSabahattin Ali · Venedik Yayınları · 201969,7bin okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2019 89. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 18 Aralık 2019 23:56
"Sakın tepenize bir sırça köşk kurmayınız. Ama günün birinde nasılsa böyle bir sırça köşk kurulursa, onun yıkılmaz, devrilmez bir şey olduğunu sanmayın. En heybetlisini tuzla buz etmek için üç beş kelle fırlatmak yeter." . Kitaba adını veren öyküden bir alıntıyla başlamak istedim yorumuma. Sabahattin Ali öykülerini toplumcu gerçekçi bir tarzda yazıyor. Bu tarza alışana kadar, özellikle ilk iki hikayede baya bi bocaladım ve beklentimin biraz altında kaldı ancak daha sonra okumaya devam ettikçe verilmek istenen mesajları anladıkça aaa bu çok doğru bunu biz de yaşamıştık yahut bunu şurda görmüştük dedikçe evet dedim gerçekten de böyle kült eserlerin yıllarca insanların ellerinden düşmemesinin bi sebebi var. Çirkince, böbrek, koyun masalı ve özellikle sırça köşk hikayeleri en çok beğendiklerimden.
Sırça KöşkSabahattin Ali · Venedik Yayınları · 201969,7bin okunma
9/10
·141 syf.··
Beğendi
·
2021 28. kitabı
Sakın tepenize bir sırça köşk kurmayınız. Ama günün birinde nasılsa böyle bir sırça köşk kurulursa, onun yıkılmaz, devrilmez bir şey olduğunu sanmayın. En heybetlisini tuzla buz etmek için üç beş kelle fırlatmak yeter. Sırça Köşk-Sabahattin Ali
Sırça KöşkSabahattin Ali · Venedik Yayınları · 201969,7bin okunma
8/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2020 7. kitabı
·
35 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2020 00:34
Kısa öykülerin yer aldığı her öykünün kendi içinde insanın hayatına dair bir ders niteliğini taşıdığı okunması gereken, hatta her kıssadan bir hisseyi kasamıza kilitlememiz gereken bir eser.
Edebiyat
Sırça KöşkSabahattin Ali · Venedik Yayınları · 201969,7bin okunma
9/10
·141 syf.··
Beğendi
·
2021 11. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 06 Ağustos 2021 19:35
Sabahhattin Ali'nin en güzel hikaye kitabı. Daha önce çok kötü eleştirilerden dolayı okumaktan çekinmiştim ama yanılmışım. Sabahhattin Ali en güzel hikayeleri Sırça Kösk' de toplamış. Önce neden yasaklandığını okuyunca çok net anlıyorsunuz. Okumanızı tavsiye ederim
Sırça KöşkSabahattin Ali · Venedik Yayınları · 201969,7bin okunma
10/10
·144 syf.·
2021 6. kitabı
Yine tadı damağımda kalan bir eser oldu. Elimden düşmedi şu birkaç günde. Okumaya başlayınca diğer hikayeler nasıl acaba diye merakla ilerledim. Zaman zaman güldüren, zaman zaman düşündüren bölümleri oldu. Umarım okuduğunuzda sizde begenirsiniz.
1000Kitap
Sırça KöşkSabahattin Ali · Venedik Yayınları · 201969,7bin okunma
Puan vermedi·252 syf.··
2021 9. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 10 Mayıs 2021 00:45
Tevfik, bakışlarını bir denize, bir arkadaşlarına kaydırarak çabuk adımlar atıyor , nefsine küfür üstüne küfür yağdırıyordu. "Ne vardı liraları önüne gelene gösterecek? ....... Sen sırrını meydana vurduğunla kaldın..."
Alıntı
Sırça KöşkSabahattin Ali · Venedik Yayınları · 201969,7bin okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2021 6. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 23 Ocak 2021 00:56
Sabahattin Ali. Bu kitapta yozlaşma, menfaat, çıkarcılık, egoistlik, bunları kişiler üstünden bizlere özetlenmiş . Ve aynı zamanda geçmiş dönemimizde ve bu günümüzde ne kadar iğrenç şeyler yaşandığını ve yaşanmaya devam edeceğini özgür yazım diliyle değil de Altan Altan diliyle çok güzel anlatmış. Teşekkürler Sabahattin Ali.
Sırça KöşkSabahattin Ali · Venedik Yayınları · 201969,7bin okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2020 41. kitabı
Hikayeler oldukça akıcıydı.Zaten bir Sabahattin Ali eserinden ne bekliyordum ki :) Bütün hikayelerde kıssadan hisse olayı vardı.Milletimize Sabahattin Ali okutun,okutturun.
Sırça KöşkSabahattin Ali · Venedik Yayınları · 201969,7bin okunma

Yazar Hakkında

Sabahattin AliYazar · 103 kitap
Sabahattin Ali, 25 Şubat 1907'de Edirne Vilayeti'nin Gümülcine Sancağı'na bağlı Eğridere kazasında doğmuştur. Babası piyade yüzbaşısı (Cihangirli) Selahattin Ali Bey'in görev yerlerinin sık sık değişmesi dolayısiyla, ilköğrenimini İstanbul, Çanakkale ve Edremit'in çeşitli okullarında tamamlamıştır. Edremit'e göçtüklerinde bölge Yunan işgalinde olduğu için emekli olan babası aylığını alamamış ve aile çok zor günler geçirmiştir. İlkokulu bitirdikten sonra parasız yatılı olarak Balıkesir Öğretmen Okulu'na giren Sabahattin Ali, beş yıl burada okumuş, daha sonra İstanbul Öğretmen Okulu'nda mezun olmuştur (1926). Bir yıl kadar Yozgat'ta ilkokul öğretmenliği yapmış, Millî Eğitim Bakanlığı'nın açtığı sınavı kazanarak Almanya'ya giderek iki yıl orada okumuştur (1928 - 1930). Yurda döndükten sonra Sabahattin Ali, Orhaneli’nde ilkokul öğretmenliğine atandı. Aydın ve sonra Konya ortaokullarında Almanca öğretmenliği yapmıştır. Konya'da bulunduğu sırada, bir arkadaş toplantısında Atatürk'ü yeren bir şiir okuduğu iddiasıyla tutuklanmış (1932), bir yıla mahkûm olarak Konya ve Sinop cezaevlerinde yatmış, Cumhuriyetin onuncu yıldönümü dolayısıyla çıkarılan af yasasıyla özgürlüğüne kavuşmuştur (1933). Cezaevinden çıktıktan sonra Ankara'ya giden Sabahattin Ali Millî Eğitim Bakanlığı'na başvurarak yeniden göreve alınmasını istemiştir. Dönemin bakanı Hikmet Bayur'un "eski düşüncelerinden vazgeçtiğini ispat etmesini" istemesi üzerine Varlık dergisinde "Benim Aşkım" adlı şiirini yayımlayarak (15 Ocak 1934) Atatürk'e bağlılığını göstermeye çalışmıştır. Aynı yıl Bakanlık Neşriyat Müdürlüğü'ne alınmış, Ankara II. Ortaokul'da öğretmenlik yapmıştır. 16 Mayıs 1935 günü Aliye Hanım ile evlenmiş, 1936'da askere alınmış, 1937 Eylülünde kızı Filiz Ali dünyaya gelmiştir. Yedek Subay olarak askerliğini Eskişehir'de tamamlamış, 10 Aralık 1938 de Musiki Muallim Mektebi'nde Türkçe öğretmeni olarak göreve başlamıştır. 1940 yılında tekrar askere alınmış, askerliğini yaptıktan sonra Ankara Devlet Konservatuarı'nda Almanca öğretmenliği yapmıştır (1941 - 1945). "İçimizdeki Şeytan" romanı milliyetçi kesimde büyük tepki toplamıştır. Nihal Atsız'ın hakkında yazdığı hakaret dolu bir yazıya karşılık dava açmış, dava sırasında çok sıkıntı çekmiştir. 1944 yılında davayı kazanmasına rağmen tepkilerden kurtulamamıştır. Olaylı duruşmalar sonunda bakanlıkça görevinden alınmış, İstanbul'a giderek gazetecilik yapmaya başlamıştır (1945). Ancak fıkra yazdığı La Turquie ve Yeni Dünya gazeteleri, Tan olayları sırasında tahrip edilince işsiz kalmış, Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz'la Marko Paşa, Malum Paşa, Merhum Paşa, Öküz Paşa gibi siyasal mizah dergilerini çıkarmıştır (1946 - 1947). Ancak, bu gazeteler tek parti iktidarının baskılarıyla karşılaşmış, dergilerin isimlerindeki Paşa ifadesiyle "Milli Şef" İsmet Paşa ile alay edildiği iddiası ile kapatılmış, yazılar ve yazarları hakkında kovuşturmalar açılmıştır. Sabahattin Ali dergilerde çıkan yazılarından dolayı üç ay hapis yatmış, karşılaştığı baskılardan bunalmıştır. Ali Baba dergisinde yayımladığı "Ne Zor Şeymiş" başlıklı yazıda, içinde bulunduğu durumu şöyle anlatmaktadır: "Çalmadan, çırpmadan bize ekmeğimizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz bırakmadan yaşamak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmalı idi?" Bir başka dava nedeni ile 1948'de Paşakapısı cezaevinde üç ay yatmıştır. Çıktıktan sonra zor günler geçirmeye başlamış, işsiz kalıp, yazacak yer bulamamıştır. Yurt dışına gidebilmek için pasaport almak istemiş, alamamıştır. Yasal yollardan yurt dışına çıkma olanağı da bulamayınca Bulgaristan'a kaçmaya karar vermiş fakat para karşılığı anlaştığı Ali Ertekin adlı kaçakçı tarafından Jandarma karakolunda katledilmiş daha sonra da cesedi 2 Nisan 1948 tarihinde Bulgaristan sınırında şaibeli bir şekilde bulunmuştur. Sabahattin Ali'yi öldürdüğünü itiraf eden ve Milli Emniyet mensubu olduğu iddia edilen Ali Ertekin, dört yıla hüküm giymiş; fakat birkaç hafta sonra çıkartılan aftan yararlanarak serbest kalmıştır. Bulgaristan’ın Eğridere (Ardino) kentinde, Sabahattin Ali’nin 100. doğum yılı kutlandı. 31 Mart 2007 günü gerçekleşen toplantıya, başta Bulgaristan Yazarlar Birliği Başkanı olmak üzere Sofya ve Bulgaristan’ın çeşitli kentlerinden Türk ve Bulgar yazarlar, şairler, okurlar ve Sabahattin Ali’nin kızı Filiz Ali katıldı. Bütün eserleri 1950’li yıllardan beri Bulgaristan’daki tüm okullarda okutulduğundan, Sabahattin Ali bu ülkede çok tanınan bir yazardır. Sabahattin Ali yazı yaşamına şiirle başlamış, hece vezniyle yazdığı ve halk şiirinin açık izleri görülen bu ürünlerini Balıkesir'de çıkan ve Orhan Şaik Gökyay tarafından yönetilen Çağlayan dergisinde yayımlamıştır (1926). Servet-i Fünun, Güneş, Hayat, Meşale gibi dergilerde de yazan (1926 - 1928) Sabahattin Ali, bu arada öykü de yazmaya başlamış, ilk öyküsü "Bir Orman Hikayesi" Resimli Ay'da yayımlanmıştır (30 Eylül 1930). Toplumsal eğilimli bu öyküyü Nazım Hikmet, şu sözlerle okurlara sunmuştur: "Bu yazı bizde örneğine az tesadüf edilen cinsten bir eserdir. Köylü ruhiyatının bütün muhafazekâr ve ileri taraflarını, iptidaî sermaye terakümünü yapan sermayedarlığın inkişaf yolunda köylülüğü nasıl dağıttığını ve en nihayet, tabiatın deniz kadar muazzam bir unsuru olan ormanın muğlak, ihtiraslı hayatını, kımıldanışların zeki bir aydınlık içinde görüyoruz". Sabahattin Ali, af yasasından yararlanarak hapisten çıktıktan sonra, özellikle Varlık dergisinde yayımladığı "Kanal", "Kırlangıçlar", "Arap Hayri", "Pazarcı", "Kağnı" (1934 - 1936) gibi öyküleriyle dikkati çekmiştir. Sabahattin Ali Anadolu insanına yaklaşımıyla edebiyata yeni bir boyut kazandırmıştır. Ezilen insanların acılarını, sömürülmelerini dile getirmiş, aydınlar ve kentlilerin Anadolu insanına karşı takındıkları küçümseyici tavrı eleştirmiştir. 1937'de yayınlanan Kuyucaklı Yusuf romanı, gerçekçi Türk romanının en özgün örneklerinden biridir. Sabahattin Ali'nin halk şiirinden esinlenerek yazılmış şiirlerini içeren Dağlar ve Rüzgâr (1934) adlı kitabı yazın çevrelerinde ilgi uyandırmış, örneğin Yaşar Nabi, Hakimiyeti Milliye'de şu övücü satırları yazmıştır: "Bu kitabın mümeyyiz vasfı halk edebiyatı tarzında bir deneme teşkil etmesidir. Sabahattin Ali'nin tecrübeli muvaffak neticeler vermiş. Ve bize, şiirleri doğrudan doğruya bir halk şairi elinden çıkmamış olduklarını hissetirmekle beraber, o tanıdığımız ve sevdiğimiz samimi edayı tattırabiliyor. Komplike imajlardan kaçınılmış olması, bu şiirlere büyük bir sadelik vermiş." Ancak, Sabahattin Ali, bu kitabından sonra şiirle ilgilenmemiş, sadece öykü ve roman yazmıştır. 'Leylim Ley', 'Aldırma Gönül' gibi halk dilinden yararlanarak yazdığı şiirler herkes tarafından bilinir. Sabahattin Ali, Varlık'ta Esirler adlı üç perdelik bir oyun da yazmış (1936), ancak bu türü de bir daha denememiştir.