·
Okunma
·
Beğeni
·
1.758
Gösterim
Adı:
Felsefenin Sefaleti
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
230
Format:
Karton kapak
ISBN:
9757399221
Çeviri:
Ahmet Kardam
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sol Yayınları
Bu yapıt, Marx'ın kendi yeni tarihsel ve ekonomik görüşlerinin temel özelliklerini açıklığa kavuşturduğu bir sırada, 1846-47 kışında yazılmıştı. Proudhon'un henüz yayınlanmış olan Système des contradictions économiques ou philosophie de la misère adlı yapıtı, Marx'a, yaşayan Fransız sosyalistleri arasında bundan böyle başyeri alacak bir adamın görüşlerine karşı bu temel özellikleri geliştirme olanağını verdi. Bu iki adamın Paris'te sık sık sabahlara dek ekonomik sorunları tartışmaya başlamalarıyla birlikte yolları da giderek birbirlerinden ayrılmıştı; Proudhon'un kitabı, ikisi arasında zaten aşılmaz bir uçurum bulunduğunu kanıtladı. O sıralarda bu uçurumu görmezden gelmek olanaksızdı ve böylece Marx, verdiği bu yanıtla onarılmaz kopuşu belgeledi.
Marx'ın Proudhon konusundaki genel kanısı, bu önsöze ek olarak verilen ve 1865'te Berlin'de, Sozialdemokrat, nº 16, 17 ve 18'de çıkmış bulunan makalede[1] bulunabilir. Bu, Marx'ın bu gazete için yazmış olduğu tek makaledir; Herr von Schweitzer'in gazeteyi, feodal ve hükümet çizgisinde gütme çabaları, ki bu çabalar kısa bir süre sonra açığa çıkmıştır, onunla olan işbirliğimizin başlamasından hemen birkaç hafta sonra, bizi, bu işbirliğinin son bulduğunu kamuoyuna açıklamak zorunda bıraktı.

Bu yapıt, Almanya için, içinde bulunduğumuz şu anda, Marx'ın bile asla kestiremediği bir önem taşıyor. Proudhon'u mağlup ederken, o sıralarda henüz adlarını bile bilmediği bugünün sandalye avcılarının putu Rodbertus'a da vurduğunu nasıl kestirebilirdi ki?
F. Engels
230 syf.
·29 günde·Puan vermedi
Kitabı bitirmemin bu kadar uzun sürmesinin sebebi "beni bana yetersiz hissettirmesidir." Bu yüzden acele etmeden kendimi hazır hissettiğim zamanlarda yavaş yavaş okumayı tercih ettim. Dilin ağırlığı bir yana içinde bir çok ekonomik eleştiri barındırması ve sayısız, onlarca filozofa gönderme yapılması bu okuma sürecini terleten bir noktaya getirmişti. Ve neyse ki sonuç olarak Karl Marx okumalarımı bu sonuncu kitabı ile bitirmiş bulunmaktayım. Artık harekete geçme vakti, Marx gibi düşünmeye çalışma vakti.
251 syf.
·Beğendi
Marx hicvetmeyi cidden iyi biliyor. Kaosun peygamberlerinden biri olan koskoca anarşist Proudhon'u küçük burjuva olarak tanıtmak ve buna geniş bir kitleyi inandırmak o kadar kolay değil. Şu ana kadar her iki taraf da bana göre birbirlerine ve düşüncelerine hem çok haksız hem çok haklı ithamlarda bulundu. Sanırım bir kanaate varmadan önce bütün kapışmayı okumak (Proudhon'un Federasyon ilkesi kitabı, Bakunin ve Kropotkin'in kitapları...) gerekiyor çünkü her iki düşünce biçimi de (Anarşizm ve Sosyalizm) bu kapışmalar sayesinde geliştirildi ve her iki düşünceyi iyice anlamak için mutlaka iki tarafı da okumak gereklidir.
230 syf.
·20 günde·Puan vermedi
Sefaletin Felsefesi'nden sonra planlı okuma olarak gerçekleştirdiğim Felsefenin Sefaleti adlı eserde Marx öncelikle Proudhon'a onun tabiriyle "eleştirinin kırbacını"acımasızca indiriyor.Kitap Proudhon un eserine bir cevap niteliği taşımasınin yanında Proudhon'a da bireysel bir taşlamaya dönüşüyor ilerledikçe.Ben her iki eseri de belirli iktisat sözlüklerini okuduktan sonra okumaya koyulduğumdan her iki eserde oldukca keyif vericiydi.Fakat şunu söylemeliyim ki Marx i Proudhona göre daha ayaği yere basar bulduğumu Proudhon un sadece teoride yada ptatikte değil üsluptada kafasının çok karışık olduğunu iyi bir okuyucu asla gozden kaçırmaz.Marx eserinde Proudhon un ekonomi politikten anlamadiğıni bir çok alinti örnek ve çürütmeyle okuyucuya defaetle bildiriyor.Ayni zamanda Proudhon un diyalektiği yanlış kavradığıni acemi bir Hegelci olduğunu hatta böyle olmasinda kendi payinin da olduğunu itiraf ediyor çunkü ona Hegel i ilk ağizdan ögretmeye çalışan Paris teki sürgün gunlerinde Karl Marx tan başkası değildi.Eser ilerledikce Marx Proudhon hakkında son söz olarak ne iktisatçıları ne komünistleri anlayamamıs bir küçük burjuva olmaktan baska bir sey olamadığinı Mülkiyet nedir adli eserinde Fransız sosyalistleri için bir ümit yaratsa da o eserinde bile Sefaletin Felsefesin de olduğu gibi kücük burjuva üslubunun nüvelerinin görulebileceğini ortaya koyuyor.
230 syf.
·2 günde·Beğendi·7/10 puan
meşhur hikaye şöyle gelişiyor.

prudon (proudhon) 1840ta Mülkiyet Nedir? kitabını yazınca popüler oldu ve işçi sınıfı içinde etkisi arttı. tarihee geçmiş, herkesin ezbere bildiği şu tahrik edici sözü sarf etti: ÖZEL MÜLKİYET HIRSIZLIKTIR. şimdi ekonomi politik olarak doğru bir söz olsa da, prudon bunu kelimenin gerçek anlamı ile ahlaki bir sorun olarak değerlendiriyordu. yani çalmadan (rant veya fiyat dalgalanmalarında aşırı kar elde etme gibi) da "hakkıyla" özel mülkiyet edinilebileceği gibi ahlaki ve metafizik bir anlayışa sahipti.

işte marks bu ahlaki anlayışı bilimsel olarak (ekonomi-politik) irdeliyor.

ve nihayet prudon Sefaletin Felsefesi'ni yazınca artık bu "mösyö" ile yüzleşme zamanı geliyor. kitabın ismi de buradan geliyor zaten. sanırım marks bu kitabı yazınca her iki taraf da kılıçları çekiyor ve "dostlukları" hiçbir zaman eskisi gibi olmuyor. ama allah var, marks hakikaten prudonu tokat manyağı yapıyor :) okuyunca marks'ın prudonu tarihten nasıl sildiğini göreceksiniz.

marks, "marksist ekonomi politik" dediğimiz alana ilk defa bu kitap ile giriyor. kitabın tarihsel önemi de bu. onun dışında, bu kitapta yaptığı yenilikler, ilkler şu şekilde sıralanabilir

1- ekonomi politik eleştirisi
2- diyalektik materyalizm anlayışının geliştirilmesi
3- ütopik sosyalizmin eleştirisi
4- işçi ve kapitalist sınıf arasında uzlaşmaz çelişki olduğunun saptanması (öyle ki prudon işçilerin grev yapmasını bile kesinlikle reddediyor!!)
5- meta fetişizmi kavramının işlenmesi

marks, bu kitaptaki fikirlerin bir çoğunu sonraki kitaplarında kalıcı olarak işledi (mesela Kapital). bazı kavramları da geliştirdi (mesela emek, emek-gücü oldu). bu kavramlar üzerinden yabancılaşma, artı-değer gibi kapitalizmin sömürü mekanizmalarını tarif etti vs...

dolayısıyla önemli bir kitap. prudon polemiği içinde marksizmin temel konularını öğreniyorsunuz. Kapital gibi temel bir klasik değil, kavramları ve konuları sistematik olarak göremezsiniz. fakat temel klasiklerden sonra okunacak önemli bir kitap. ekonomi politiğin ilk işlendiği eser olması açısından da tarihi bir önemi var.
230 syf.
Marx’ın Proudhon’u çürütmesi olarak bilinse de kitapta daha fazlasını buldum. Polemikçi eserlerinden biri yine. Ama burjuva bilimi olarak nitelediği iktisata dair epey ufuk açıcı fikirlerle dolu. Proudhon’u eleştirirken okura da yöntemle alakalı güzel fikirler veriyor. Zaten eleştirisi de yöntem ekseninde gelişiyor. Proudhon’un ekonomik açıdan bir kısır döngüde olduğunu ispatlıyor. Koca bir ekonomik sistemi ceteris paribusla ele aldığını söylüyor kısaca. İndirgenmiş çıkarımlarla da Fourier ya da Cabet’ye yaklaşılabileceği gerçeğini gösteriyor. Üreticiyi tek bir tip, tüketiciyi de tek bir tip olarak ele almanın işlerliği yok. Bu kalıplar sınıfsal olarak da bir ütopya olarak da geçersiz. Proudhon’un işbölümü övgüsü de bu tek tipleşmenin sonucu. Bir ilerleme ve değişim fikrine kapalı hatta bireysel yeteneklere de kapalı. Bu kapalılığı tarihsel olarak çürütüyor. Üretim mekanizması bir tür yaşam pratiğidir çünkü. Yaptığın işin toplumsal karşılığı vardır. Üretim mekanizması değiştiğinde toplum da değişir. Bilimsel gelişmeleri dışarıda bırakıyor Proudhon’un ekonomik tasarımı. Diğer bir eleştirisi de Proudhon’un iktisatçılara yaklaşımı. Marx’ın fikirlerini oluşturan kaynaklardan biri İngiliz iktisatçılarıdır. Kendisi de kitaplarında Ricardo’dan sık sık bahseder. Burjuva iktisatçısı diye niteleyerek bilimselliklerini gözden kaçırdıklarını söylüyor. Vicdanen rahatsız edici analizlere sırt çevirmelerinin bir yere ulaştırmadığı yönünde eleştirisi. Faydalanarak aşmayı Marx’tan öğreniyoruz zaten.
230 syf.
·9/10 puan
Marx'ın erken dönem eserlerinden birisidir. Engels'ten ayrı olarak yayımladığı ilk yapıtıdır. Yapıtta Pruodhoun'a yapılan eleştiriler yer alır ve kitap bu eksende döner. Ancak kitabın önemi bununla sınırlı değilidir. Çünkü kitapta Marx'ın ileride biçim alacak düşüncelerinin önemli taslakları ya da öncül biçimleri bulunur. İlerideki baskılarda bu değişikler Engels tarafından da belirtilmiştir. Marx'ın düşüncelerinin öncülü olmasından ayrı bir yönü de kitabın yayınlandığı dönem "Fransız sosyalistleri" tarafından benimsemip üzerinde çokca konuşulmasıdır da. Kitap okunurken Marx'ın Proudhon ile karşılıklı oturup iktisat üzerinde bol bol konuştuğu, tartıştığı hesaba katılmalıdır. Son olarak da Marx'ın eleştiri yeteneğinin son derece kuvvetli olduğunun ilk elden kaynağıdır bu kitap.
230 syf.
·97 günde·Beğendi·10/10 puan
Prodhon deyince önceden kafamda farklı bir imaj vardı. Halbuki çok sıkça karşımıza çıkan, günümüzde sosyal demokratların büründüğü bir devrim reddedişi mevcut kendisine. Marx, bu reddedişi ve onun sürekli olarak mutlak eşitliği aramasını sert bir dille eleştiriyor. Bu kitaptan sonra Karl Marx filmini de izlerseniz, kafanızda bu çelişkilerin açtığı durum daha net belirecektir.
Kötü yönetim bir neden değil, bir sonuçtur— kötü yönetim yaratıcı değil, yaratılandır, kötü yönetim mülk eşitsizliğinin ürünüdür; ve mülk eşitsizliği bugünkü toplumsal sisteme kopmaz bağlarla bağlıdır.
Herhangi bir metaın değerinin büyümesi sonucu bireylerin zenginlikleri artması oranında, toplumun zenginliği genellikle azalır; ve herhangi bir metaın değerinin azalması oranında, toplumun zenginliği artar.
İnsanın ilk yaratılışının birinci günü, Tanrıyı bize dünyanın ilk sanayicisi diye gösteren, Tevrat'ın ilk kitabında yazılıdır.
Proudhon, bana çok ayrıntılı
bir mektubunda [kitabının çıkacağını-ç.] bildirdi; burada, daha başka şeylerle birlikte "eleştirinizin kırbacını bekliyorum." diyordu. Misere de la Philosophie, ete., Paris 1847, (Felsefenin Sefaleti) eserimde bu kırbacı, dostluğuma son veren bir tarzda, yedi.
M. Proudhon'un Hegelcilik konusundaki pervasızlığı bizde de olsaydı şöyle derdik o, kendi içinde, kendisinden ayırd edilir. Bu, ne demektir? Gayri şahsi akıl,. kendi dışında, kendisini üzerine oturtabiieceği bir temelden, kendisini karşısına geçirebileceği bir obje'den, kendisi ile bileşebileceği bir süje'den yoksun olduğu için kendisini oturturken, karşıt olurken ve bileşirken tepe taklak dönmek zorundadır: durum, karşıtlık, bileşme. Yunancası ile söylersek: tez-antitez-sentez. ·Hegelci dili bilmeyenler için, kutsal formülü vereceğiz: teyid (olumlama), inkar-nehiy (olumsuzlama), ve inkarın inkarı (olumsuzlamanın olumsuzlanması). Dilin anlatmak istediği işte budur. Bu, şüphesiz, eski İbranice değildir (M. Proudhon'dan özür dileriz); fakat bireyden ayrılmış, bu saf aklın dilidir. Alelade konuşma ve düşünme tarzına sahip olan alelade birey yerine, şimdi önümüzde bireyden yoksun bu alelade tarzın (tavrın) bizzat kendisinden başka .bir şey yoktur.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Felsefenin Sefaleti
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
230
Format:
Karton kapak
ISBN:
9757399221
Çeviri:
Ahmet Kardam
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sol Yayınları
Bu yapıt, Marx'ın kendi yeni tarihsel ve ekonomik görüşlerinin temel özelliklerini açıklığa kavuşturduğu bir sırada, 1846-47 kışında yazılmıştı. Proudhon'un henüz yayınlanmış olan Système des contradictions économiques ou philosophie de la misère adlı yapıtı, Marx'a, yaşayan Fransız sosyalistleri arasında bundan böyle başyeri alacak bir adamın görüşlerine karşı bu temel özellikleri geliştirme olanağını verdi. Bu iki adamın Paris'te sık sık sabahlara dek ekonomik sorunları tartışmaya başlamalarıyla birlikte yolları da giderek birbirlerinden ayrılmıştı; Proudhon'un kitabı, ikisi arasında zaten aşılmaz bir uçurum bulunduğunu kanıtladı. O sıralarda bu uçurumu görmezden gelmek olanaksızdı ve böylece Marx, verdiği bu yanıtla onarılmaz kopuşu belgeledi.
Marx'ın Proudhon konusundaki genel kanısı, bu önsöze ek olarak verilen ve 1865'te Berlin'de, Sozialdemokrat, nº 16, 17 ve 18'de çıkmış bulunan makalede[1] bulunabilir. Bu, Marx'ın bu gazete için yazmış olduğu tek makaledir; Herr von Schweitzer'in gazeteyi, feodal ve hükümet çizgisinde gütme çabaları, ki bu çabalar kısa bir süre sonra açığa çıkmıştır, onunla olan işbirliğimizin başlamasından hemen birkaç hafta sonra, bizi, bu işbirliğinin son bulduğunu kamuoyuna açıklamak zorunda bıraktı.

Bu yapıt, Almanya için, içinde bulunduğumuz şu anda, Marx'ın bile asla kestiremediği bir önem taşıyor. Proudhon'u mağlup ederken, o sıralarda henüz adlarını bile bilmediği bugünün sandalye avcılarının putu Rodbertus'a da vurduğunu nasıl kestirebilirdi ki?
F. Engels

Kitabı okuyanlar 109 okur

  • Gökhan
  • Tuğba Ünal
  • Mazlum yazan
  • Devrim
  • Beril Sevecen
  • yakup
  • M.M.A
  • klmno
  • Hyperanthropos
  • Zeynep çelik

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%0
13-17 Yaş
%4
18-24 Yaş
%20
25-34 Yaş
%36
35-44 Yaş
%20
45-54 Yaş
%8
55-64 Yaş
%4
65+ Yaş
%8

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%11.8
Erkek
%88.2

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%40 (12)
9
%23.3 (7)
8
%20 (6)
7
%3.3 (1)
6
%3.3 (1)
5
%10 (3)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0