·136 syf.····Okunma: 25 Mayıs 2023 22:53 Murathan Mungan, eserde üç ayrı hikâye ele almıştır. Bunlar: Azer ile Yadigar, Murathan ve Selvihan, Ulak ile Sadrazam. İlk ikisi halk efsanelerini sevenlerin hoşuna gidecektir. Bu Hikâyeler kavuşamayan âşıkları konu alır. Zengin halk motiflerine Mungan'ın kendine özgü anlatışı da eklenince ortaya zevkle okunan bir eser çıkmış. Ulak ile Sadrazam ise Fatih dönemindeki yönetim anlayışına, devşirme oğlan-kaftan oğlan konularına değinmiştir. Tarihi sevenlerin zevkle okuyacağı bir hikâyedir.
Alıntılar:
1) Onca insan arasında kendini yabancı gibi hissediyor, bir sürgün gibi. (syf 10)
2) Şu anda küçük bir incelik, yumuşak bir bakış, sevecen bir baş sallama, bir gülümseme her şeyi nasıl da çözebilir. (syf 10)
3) İlk çağlardan bu yana bilmek, biraz da lanetlenmek değil miydi? (syf 11)
4) Gurbet tutar, ırak çağırır. Hep uzak diyarlar görürüm düşlerimde. Çağırırlar beni. Sanki yazgım beni çağırır. (syf 19)
5) Âşık demek yalnızca iyi saz çalmak, kudretli türkü söylemek değildir. Âşık dediğin gönül toprağına tohum düşüren kişidir. (sayfa 26)
6) Âşık kısmının diline zincir vurulmaz ağalar. Âşık kısmı yürektekini söylemiyorsa eğer sazına namertlik ediyor demektir. Sazın da sözün de hukuku vardır. Saza da söze de yasak konulmaz. Gün gelir o yasak koyanını yer ilkin. (syf 45)
7) Toprağı bölen, malı bölen emeği bölen, sevdayı da bölecekti elbet. İnsanları birbirine yasak edecekti. (syf 57)
8) Seni her dem görmek, soluk alışını, gülüşünü, gezinişini, yürüyüşünü, seslenişini görmek de sevdadır. (syf 72)
9) Geçmişi anlatmak için tarihçilerin önümüze sürdükleri o kusursuz düzende, neden ve sonuçlar öylesine kesin öylesine birbirine bağlı ve öylesine açık bir ilişkilenme içindedir ki bir gerçeği tümüyle yansıtmazlar. Çok çok ölü bir geçmişi biçimlerler yalnızca. (syf 81)
10) Belki de bedenini, içine hapsedildiği bir kafes gibi görüyor. Burada değil orada olmak istiyor. Yıldızlar kadar uzak olmak istiyor her şeye. ( syf 90)
11) Ölüm, her şeyi sıradanlaştırırken en fazla yaşarken kaçırılmış fırsatların ve olanakların acısını duyuruyor. ( syf 92)
12) Bir köle, efendisini sevip sevmediğini sahiden bilebilir mi? Çaresizlikten duyulan hislerin ne kadarı sahicidir? (syf 93)
13) Bir mucize olsun istedim. Her şey masallardaki gibi olsun istedim. Her şey bir masal olsun istedim. ( syf 114)
14) Biliyorum ki kötülüğün gücü sonunda sahibine dayanır. Kötülüğün sınırları o kadar geniştir ki gün gelip içine sahibini almamazlık edemez. Kendi kötülüğüyle baş edebilen hiç kimseyi tanımadım, tanımıyorum. (Syf 121)