Başkasının çocuğunu sevmeyen, kendi çocuğunu sevebilir miydi?
8/10
·168 syf.··
2023 96. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2023 21:56
Edebiyat dünyasında yankı bulan, yazarın 1970 yılında kaleme aldığı “Beyaz Gemi”, daha çok bir çocuğun bakış açısıyla yazılmıştır. Kitapta annesi ve babası terk etmiş olan bu çocuğun, dedesi Müminden başka kimsesi yoktur. Mümin son derece iyi, vicdanlı ve çalışkandır. Birinci eşinin vefatından sonra bir evlilik yapar ve ikinci eşiyle beraber yaşamaya başlar. Kitapta ne yazık ki bu kadının ismine yer verilmemiştir ve “nine” diye konuşmaları okuyuculara aktarılır. Nine, son derece kibirli, sürekli yakınan ve öksüz çocuğa zerre kadar iyi davranmayan bir kadındır. Mümin’in bu kadından önce üç tane kızı vardır bunlar; Bekey, Gülcemal ve öksüz kalan torununun annesi. Kitapta anlatılana göre torununun annesi, kendi çocuğunu terk edip şehire yerleşmiştir. Burada kendisine yeni bir aile kurmuştur. Çocuğun babasına gelecek olursak bir gemi de çalışmaktadır. O da tıpkı eski eşi gibi bir aile kurmuştur kendisine. Yani anlayacağınız herkes kendi ailesini kurmuşta bir tek bu çocuğu, o ailenin içine dahil edememişler. Mümin dedenin son derece kibirli, her şeyi bildiğini sanan ama aslında hiçbir şey bilmeyen bir de damadı vardır adı Orozkul’dur. Bu damat adeta bütün aileye hayatı zindan etmeye gönderilmiş, insan olma evrimini tam anlamıyla tamamlayamamış, kaba saba bir adamdır. En çok uğraştığı kişiler ise çocuk, Mümin dede ve eşi Bekey’dir. Orozkul eşi Bekey’in çocuğu olmadığı için sürekli “kısır karı” diye nitelendirdiği, dayaktan gözünü açtırmadığı ve sayıp sövdüğü bu kadına güç gösterisi yaparken bir yandan da karın tokluğuna yanında çalıştırdığı Mümin dedeye sözlü olarak sürekli saldırı da bulunur. Çocuğa gelecek olursak onun zaten bu ailede yeri yoktur. Annesi ve babasının bakamadığı bir çocuğa onlar mı bakacaklardı? En azından Orozkul ve çocuğun üvey ninesi böyle düşünmektedir. Bir gün dedesi, çocuğa okula giderken takması için bir çanta alır ve çocuk sürekli o çanta ile konuşur. Kendi kendine hikayeler anlatır. Arta kalan zamanlarındaysa dedesinin verdiği bir dürbünle beyaz gemiye bakar. Çocuğa göre o gemide babası vardır ve bir gün balık olup onun yanına gidecektir. Hep böyle düşünür ve bu şekilde kendini avutur. Özellikle dedesinin anlattığı hikayelerde en çok “Maral Anayı” sevmektedir. Hatta bir gün dedesi ve kendisi ormanda üç tane Maral görür ve bunu Orozkul’a anlatırlar. Orozkul Marallara inananların aptal ve cahil olduğunu söyler ve onları paylar. Kitabın sonlarına doğru Mümin dede ile Orozkul bir gün kavga ederler. Mümin dede, torununu okuldan almak için Orozkul’dan izin ister lakin Orozkul önce işini bitir diyerek onu geçiştirir. Mümin dede, şimdiden iki saat geç kaldığı için bu duruma daha fazla dayanamaz ve ilk defa damadına kafa tutar ve işini yarım bırakarak torununu okuldan almak için yola koyulur. Bu baş kaldırısı kendisi, torunu ve kızı Bekey’i öyle bir etkileyecektir ki Orozkul adeta onlara zulüm etmekten son kerteye kadar zevk alacaktır. Açıkçası bu kitabı okurken hem üzüldüm hem de oldukça beğendim. Yazarın dili o kadar sade ve anlaşılır ki kitabın nasıl bittiğini anlamıyorsunuz bile. Sadece kitabın sonlarına doğru sevmediğin iki tane unsur vardı. Birincisi; dedenin sarhoş mu yoksa ölü mü olduğunu anlamak için son kısmı iki kere okudum. Keşke kitabın son kısmı biraz daha anlaşılır olsaydı. Bir diğer eleştirim ise şu yönde; Gülcemal ve onun eşi Seydahmet’in iyi mi yoksa kötü mü olduğunu bir türlü anlayamadım. Çok fazla arada kalmış karakterlerdi. Bu iki eleştiri mi görmezden gelecek olursak kitabı beğendiğimi söyleyebilirim.
Kurgu
Beyaz GemiCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202387,5bin okunma
·
737 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Gün olur asra bedel kitabı en güzel kitabı. Bu da fena değil
1gazeteci
Gönderi Sahibi
Önerinizi dikkate alacağım.