Puan vermedi·205 syf.··Beğendi
· "Birinci Dünya Savaşı'nda Batı cephesinin siper savaşlarında kilitlendiğini" duymuşsunuzdur. Ne İtilaf, ne İttifak kuvvetleri bir adım ilerleyemiyor ve günlerce, haftalarca birbirlerini biçiyorlardı.
Bu cümleler bir tarih kitabında pekala yer alabilir. Çocuklar ve gençler birkaç paragrafla bahsedilen bu konuyu kısa sürede okur, ezberlerler. Sınavlarında bir-iki soru çıkar Batı cephesi hakkında. Sonra dönem biter, kitaplar kapanır, kalemler kaybolur gider.
Savaş hakkında atıp tutanlar, "Bir türlü bir karış yerden ileriye gidemediler" diyenler olur. "Eğer şu strateji denenseydi..." "Eğer şu yoldan dolansalardı..." "Eğer şu ülke destek verseydi..." varsayımları havada uçuşur. Sonra bu konular da kapanır, geçmişte yaşanmış bir olayla ilgili bu tip senaryolar üretmek bir sonuca vardırmaz çünkü.
Peki gerçekte orada neler olmuştu? Komutanların verdikleri emirlerin ve ülkelerin benimsediği politikaların da ötesinde, tam da o siperlerde diyorum. Bombardımanların hiç kesilmediği; uykunun, sıcak yemeğin ve huzurun pek uğramadığı cephede.
Elbette hepimiz teorik olarak biliyoruz fakat yine de söylüyorum: Askerler günler, haftalar, aylar ve yıllarca orada mermilerin, havan toplarının, bombaların, mayınların ve zehirli gazların arasında bölük bölük ölüp yaralandılar. Kafaları kürekle yarıldı, bacakları acımasızca kesildi, bombalar kemiklerine kadar parçaladı, süngüler karın boşluklarına saplandı, zehirli gaz ciğerlerini kavurdu. Öldüler. Ölenlerin çizmelerini hayatta kalanlar aldı, sonra onlar da öldüler ve onların eşyalarını da başkaları kullandı. Mermiler takviye edildi, süngüler temizlendi, bölükler yok oldu ve yerine daha yenileri, maalesef ki daha küçük yaştakileri, getirildi.
Her şey değişti ama kimse olduğu siperden ileriye geçemedi. Herkes öldü ama kimse topraklarını genişletemedi. İşte bu sebeple Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok'tur. Üzerinden yüz yılı aşkın süre geçmesine rağmen işin en acı kısmı da insanların bu cephede kaybedilenleri değil, kazanılamayanları konuşmasıdır.