Puan vermedi·152 syf.····Okunma: 28 Mayıs 2023 09:58 Han Kang dilini hiç bilmediği Varşova’da geçirdiği dört ay boyunca Varşova’nın karla kaplı sokaklarında tek başına yürüyüşler yapıyor ve şehrin tarihine, savaşın şehirde bıraktığı izlere dair gözlemlerde bulunuyor. Bu yürüyüşler sonucunda hikayesi bu şehrin hikayesine benzeyen ablasını yazmaya karar veriyor. Aslında Kang ablasını sadece annesinin yıllarca süren yasından tanıyor çünkü ablası doğduktan 2 saat sonra ölüyor. Kang ablası yaşasaydı hiç doğmayacağını, aslında ablasının yerini yaşadığını düşünüyor. Kitapta belirli bir olay örgüsü yok. Kank beyaz nesneler üzerinden ölümü ve yaşamı anlatıyor. Aslında bu açıdan bana oldukça farklı geldi. Az kelimeyle çokça yas, hüzün, kayıp ve bunların yanında yaşam ve umut içeren bir kitap.
“Soğuk hava karanlık ciğerlerimize akın ederek vücut ısısı ile birleşir ve beyaz soluklara dönüşür. Hayatımız aslında beyaz ve belirgin, gökyüzüne süzülen bir mucize.”