10/10
·492 syf.··
Beğendi
·
2017 93. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 12 Temmuz 2017 18:56
Savaşın, tüm kötülüklerini, bütün gerçekliğiyle, sanki bir romanmış gibi anlatan muhteşem bir tarihi belgesel kitap. Yazar olayları o kadar güzel bir kurguyla anlatıyor ki, aynı anda her iki tarafta yaşananları, neredeyse zaman mefhumu olmadan, sanki maç anlatan bir spiker gibi bize an be an aktarıyor. Konu,1944 yılı noeli yani yılın son günlerinde, Almanya ana topraklarına Sovyet ordusunun henüz girmemiş haliyle başlıyor. Yazar, 1945 yılının ilk günlerinde, Sovyet ordularının, Almanya ana topraklarına girip,1945 yılı Mayıs ayının ilk günlerinde Berlin'i tamamen ele geçirinceye kadar ki sürede yaşanan olayları gerek askeri açıdan,gerek siyasi açıdan,gerek ekonomik açıdan ve gerekse sosyal açıdan tüm vahşetiyle çok ayrıntılı olarak bize anlatıyor. Tabiiki sadece Sovyet cephesi değil,zaman zaman Amerikan, Fransız ve İngilizlerin saldırdığı cephelerdeki olan savaşlardan da bizi bilgilendiriyor. Tüm bu bilgiler haritalarla ve o günlerden kalan dramatik resimlerle de destekleniyor. Vahşet ki ne vahşet,Bir yanda SS ve Nazi inzibatları,diğer taraftan daha önce kendi topraklarında yapılan vahşetin kat kat fazlasını bu defa Almanlara yapmak için gelen Sovyet askerleri ve NKVD (Almanların SS nin Ruslardaki karşıtı) mensupları. Her zamanki gibi arada kalan ve vahşetin en acımasızını yaşayan sivil halk. Böyle bir savaş ortamından,ölmeden,yaralanmadan,tecavüze uğramadan veya esir edilip yıllarca köle olarak ağır koşullarda çalıstırılmadan kurtulmak hemen hemen imkansız gibi bir şey. Naziler Almanya'da iktidara yüzde otuzluk bir oy oranıyla gelip, ülkeyi tamamen tek adam hegamonyası altına almışlardı. Oysa iktidarlarının sonuna geldiklerinde Alman halkının sadece yüzde otuzu değil, yüzde yüzü de tükenmişti. Tek bir kişinin megalomanlığı, çevresindeki en yakın insanlar da dahil olmak üzere, başta üzerine titrer gibi gözüktüğü kendi ülkesinde, Avrupada ve dünyada milyonlarca ölü,yaralı,yerlerinden yurtlarından edilen,açlık ve perişanlıktan dolayı her türlü onursuzluğu yapmak zorunda kalan,esir kamplarında ömür tüketen ve yıllarca tutsak köleler olarak çalıştırılan hayatlara sebep olmuştur. Bütün bu olanların özetini, Rus askerlerine teslim olan bir Alman, yapılan sorgusunda kullandığı şu cümleyle bize ve bütün dünyaya anlatıyor sanırım. ''Hitler'in tuttuğu yegane söz, iktidara gelmeden önce verdiği sözdür: BANA ON YIL VERİN ALMANYA'YI TANIYAMACAKSINIZ.'' Gerçekten de verdiği sözü tutmuştu. Çünkü ne Almanya kalmıştı ne de Alman halkı. Peki bütün bunlardan insanlar ders çıkarabildi mi? bence hayır. Çünkü o tarihten bu yana insanlığa ve kendi ülkelerine büyük zararlar veren kaç diktatör geldi geçti ? Bundan sonra da daha kaç tanesi gelip geçecek. Sonuçta ise zararı hiç bir günahı olmayan insanlar çekecek. Kitap hakkında söylenecek çok söz var ama daha fazlasını yazmak , kitabı yazana,yayınlayanlara ve verilen emeğe saygısızlık olur. Onun için burada bitirmek en doğrusu. Ben mutlaka kitabı okumanızı öneririm. O insanların o günlerde yaşadıklarını mutlaka hissetmelisiniz. Yaşananların bir benzerinin yakın zamandaki örneği hemen yanı başımızdaki Suriye. Dünyanın ne olacağını hiç kimse tahmin edemez. Dilerim hiç kimse bir daha benzer şeyler yaşamak zorunda kalmaz.
Televizyon
Berlin’in DüşüşüAntony Beevor · Yapı Kredi Yayınları · 202356 okunma
·
136 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Nasıl ki, tarih boyunca üstün başarı ve yetenekleriyle toplumların sevgi ve saygısını kazanmış insanlar var olduğu gibi, insanlık dışı zulümleriyle tanınmış ve lânetlenmiş insanlar da vardır. Bu lânetlenmiş olan insanlara da, en iyi örnek Hitlerdir. Denis Diderot, " Rahibe " isimli eserinde; " İnsan bir şey düşüne düşüne bu düşüncenin yerinde olduğunu hissettiği gibi, bunu gerçekleştirebileceğine de inanır. " der, ve akabinde, " Bir kez bu noktaya vardı mı, kendini gayet kuvvetli hisseder. " diye, noktalar cümlesini. Saf ve ari bir ırk yaratma inancıyla, kendisine biat edenlerle birlikte, insanlık dışı bir eylemde bulunmak ve yapılan eyleme de " Halkın İyiliği " adı altında kılıf uydurmak. Hangi haklı gerekçe olursa olsun, bir insan başka bir insana yapılan zulmü reva görmemeli! Kaleminize ve yüreğinize sağlık, Mehmet Bey. İncelemeniz Hitler'in eylemlerini savunanlara tokat gibi, bir cevap olmuş. Ama tabi ki, anlayana ya da anlamak isteyenlere. Selâm ve sevgilerimle, kitaplarla kalınız...
mehmet temiz
Gönderi Sahibi
Değerli katkılarınız ve içten dilekleriniz için çok teşekkür ediyorum Serpil hanım. Sizin de dile getirdiğiniz gibi keşke insanlar, olanları anlamak isteseler veya anlayabilselerdi ve bütün bunlardan dersler çıkarmış olsalardı, sanırım bu günkü dünya çok farklı olurdu. selamlar.