Benim için iyi bir aşk romanı başlangıcı olmadı. Sırf aşk romanı pek sevmem, mıy mıy ilişkiler, ölümsüz aşklar, ayılmalar bayılmayalar vs ayyy ( Şu aşk romanını oku bakalım fikrin aynı mı olacak dediğiniz kitap varsa öneriye açığım)
Ortalardan sonra kitaptan sıkılmaya başladım. Kurgu değil gerçek olması daha da darladı beni. (Tam bir toksik ilişkiydi bencee)
Altı çizilesi, tekrar tekrar okunası güzel cümleleri boldu o ayrı.
Başlarda Kafka abime kızdım yaz yaz nereye kadar ‘seviyosan git konuş bence’ dedim.
Sonra Milena oyalıyor gibime geldi ve son olarak Kafka ile yola çıkılmazdı Milena iyi ki ailesini onun için dağıtmadı dedim. (Benim tutarlılık )
Okurken iki şeyi düşündüm:
İyi ki o dönemler akıllı telefonlar yokmuş Kafka abimin elinde hayal edemiyorum konum at, nerdesin etrafı at, neden çevrimiçisin, kiminle konuştun, o storyi niye attın, etiketlediğin kim, kocan uyudu mu…ayy daraldım
İkincisi, 1920ler gibi bir dönemde sevdiği kıza her gün mektup yazıp, üzerine hızlı telgraf çeken, yanına giden bir Kafka abi gerçeği varken 2023 yılında lütfen kimse müsait değildim, yoğunum kızım niye anlamıyorsun, ben çok dolu bi adamım gibi şeylerle hemcinslerime saçma bahaneler sunmasın
Kafka abinizi örnek alın darlayın demiyorum ama ‘seven sevdiğine vakit bulur’ diyorum.
(Bir aşk romanı ile ilişki uzmanı kesilmem pekiii)
Kitapla kalın
Franz KafkaMilena'ya Mektuplar