"Aslında bir Ankara yok. Ankara'lar var. Mesele hangi Ankara meselesidir. Ankara Anadolu'ya yakın mı uzak mı olacak meselesi."
Ankara, yazıldığı dönemin bir tahlili olarak pek tabii okunabilecek bir metin olsa da Yakup Kadri'nin ütopyası aslında bu metinde vücuda gelmiştir. Bu metin arka planında Kadro dergisinin birikimiyle inşa edilişiyle " Bir başka Cumhuriyet mümkün" sözünü içinde taşır. Yakup Kadri, ana kahramanımız Selma hanımla bize bu yolculuğu anlatır.
Roman, milli mücadele dönemiyle beraber Ankara'ya gelen Selma ve Nazif'in evinde başlar. İstanbul'da doğup büyüyen Selma, Anadolu'ya dair ilk izlenimlerini Ankara yolunda öğrenir. Eşi Nazif tabiatı ile sakin ve tedbirli bir insandır. Yaşadıkları mahalle Ankara'nın olagelen yaşamının hiç değişmeden yaşandığı bir mahalledir. Selma bu mahalle ile eşi Nazif'in dostu Mebus Murat Bey'in evi arasında Ankara'ya alışırken, Mebus Murat Bey'in tanıdığı Binbaşı Hakkı'nın hayatlarına dahil oluşu Selma için bir başka devrin başlangıcı olur. Milli Mücadele topyekun bir seferberlikle sürmektedir ve Milli Şuur hiç gecikmeden bir ruh halinde kendini Selma'da gösterir. Büyük çarpışmalarla düşman Ankara'ya 80 km'ye kadar yaklaşır. Nazif Kayseri'ye gitmek için Selma'yı zorlasa da Selma gelmez. Cebeci hastanesinde hastabakıcılığı yapar. Böylece metnin ilk bölümü sona erer.
İkinci bölümde savaş kazanılmış ve yeni devlet ilk yıllarını yaşamaktadır. Selma Hanım, Binbaşı Hakkı Bey ile evlenmiş ve Ankara'nın sosyete hayatında hızlı bir şekilde savrulmaktadır. İlk bölümden bir hayli farklı olarak, Milli Mücadele'nin keskin ve dinç Ankara'sı yoktur. Artık yeni Ankara ve Yeni Hakkı Bey vardır. Sürekli gece hayatı ve batılı bir beyefendi halleri ile Milli Mücadele'nin Binbaşı Hakkı Beyi gitmiş ve bambaşka bir adam gelmiştir. Selma Hanımın bu yaşantıyı yadırgayışları ve arka planda anlatılan yeni Ankara ile bu bölüm Selma Hanımın Neşet Sabit ile tanışması ve bu yadırgamalarını onunla paylaşması ile hayatına yeni bir yön vermesiyle sona erer.
Üçüncü ve son bölümde Yakup Kadri'nin ütopyasını Selma ve Neşet Sabit üzerinden okuruz. Ankara, yapılan inkılapların mahiyetini anlamış ve bambaşka bir çehreye bürünmüştür. Ankara'dan bütün Anadolu'ya yayılan bu uyanış, yazımızın başında bahsettiğim kadro dergisinin ekonomik ve sosyal anlayışını yansıtır. Her bölge belli bir ihtiyaç kolunun alanı haline gelmiş ve burada çalışanların hepsi devlet memuru olmuştur. Sınıfsız ve patronsuz bir ekonomi işlemektedir. Bu şekilde ilerleyen son bölümde ikinci bölümün Ankara'sı, kötü ve küçük görülür. İnkılaplar milli mücadele ruhuyla yeni nesillere doğru yol almaktadır ve bu ütopyayı çağrıştıran manzara eşliğinde metin sona erer.
Tüm bu anlatıyı derleyip toplayıp okuduğumuz bu metinde yazımın başındaki "Hangi Ankara ?" düşüncesine Yakup Kadri, kendi ütopyasının Ankara'sını koyuyor fakat Nazif ve Binbaşı Hakkı Bey'de vücut bulan dönemsel karakterlerle, Osmanlı'nın son dönemi ve Cumhuriyet'in ilk yıllarına da sağlam eleştirilerini bizzat yaşantılar üzerinden yöneltiyor.
Ankara üzerine kronolojik bir inceleme için: youtu.be/akaba0-PwKk