Ölülerle Uzlaşmak yazarın 2000 yılında Cambridge Üniversitesi'nde ''Yazmak ve yazarlık'' üzerine verdiği 6 konferansın yine Margaret Atwood tarafından yazıya dökülmesi ile oluşmuştur.
Kitap yazarın okuma yazma öğrendikten şu ana kadar hayatından özellikle yazın hayatı ile ilgili otobiyografik veriler içermektedir. Henüz 9 yaşında ilk yazdığı piyesten, 17 yaşında ilk şiirinden, 26 yaşında yazdıgı ilk şiir kitabından esintiler sizi karşılayacak.
Mitolojik kahraman Hydra'yı bilenler bilir, ölüler ülkesi ile bizim aramızdaki kapıyı bekler; çok başlı canavar olarak geçer ve onu öldürmek imkansızdır(ta ki Herkül'e kadar) çünkü kesilen her baş yerine iki adet baş çıkar. Edebiyat eserleri de böyledir büyülü dünyasına girdiginiz zaman pek çok alt metin sizi karşılar. Bu kitap her ne kadar edebiyat okyanusunun bir damlasını ihtiva etse de içinde Gılgamış'tan, Odyseus'a, Shakespare'dan, George Orwell'e, Tevrattan, İncile, Proust'dan, Flaubert'e, Çehov'dan Dostoyevski'ye ve daha adını zikredemeyecegim pek çok yazara ve eserine atıf içermektedir. Binaenaleyh nasıl ki her okuyucu kitabını seçiyorsa bu kitapta okuyucusunu seçiyor, orta düzey edebi birikimi olmayan bir okuyucu için uygun olmadığı düşüncesindeyim.
Yazar bu kitabı yazma nedenini ''çamaşır makinesinin merdanesinden birkaç kez geçmiş birinin köpüklü suda geçen anılarının diğer inssnlara ilginç gelecegini düşünmek'' olarak açıklıyor. İlk bölüm diğer bölümler arasında en derli toplu bölüm sayılabilir. Bu bölümde yazar ''niçin yazarız?'' sorusuna cevap arıyor ve buna pek çok neden sıralıyor. Yazmak ister keyfi olsun ister sistemik olsun yazıda ''sine qua non'' yani ''olmazsa olmaz kural'' olmadığını herkesin yazabilecegini belirtiyor. Yalnız yazı yazmak degil, yazar olmak istiyorsanız belli bir düzen silsilesi gerektiğini savunuyor. Yazı yazan ile yazar arasında ki farkı ''herkes toprak kazabilir ama herkes mezar kazıcısı olamaz'' diye özetliyor. Yazarları dağinık kuş yuvalarını(zihinlerini) parlak taşlarla bezeyip pazarlayan kargalara benzetiyor. Yazar olmanın meşguliyeti önlemek, kalıcı olmak, sosyal statü, para getirisi gibi pek çok fayda/kazancını ayrıntılı olarak anlatıyor.
Bütün yazarların yazarlık serüvenine başlamadan önce iki temel ortak özelliğinin olduğunu savunuyor: yalnızlık ve kitaplar. Özellikle iyi bir okuyucu olmadan iyi bir yazar olunamayacagını belirtir. Küçük yaştan itibaren her türlü okuma yaptığı; okumalarını üçe ayırdığını belirtir: okul kütüphanesinden alınan okulda ve evde okunacaklar, toplum içinde okunabilecek romanlar ve herkesten gizli çatı katında okunabilecek romanlar.
Yazar olmaktan ziyade kadın yazar olmanın zorluğunu değinen yazar enn baştan beri mahlas kullanmadıgı için yaşadığı zorluklara değinir. Toplumun kadına bakışına eleştirel bir bakış sunar.
''Eğer yazar olmasa idim casus veya dolandırıcı olurdum çünkü ben doğuştan çift kişilikliyim '' diyen yazar, yazan bir kisiyi incelerseniz yazı yazan kişi ile normal hayat yaşayan kişinin farklı biri olduğunu savunur. Bu iki farklı ruhun aynı bedende beraber yaşadıklarını düşünür.
Genel olarak yazarların bir ideolojiyi savunduğu bu yüzden Platon'un döneminde şairlerin yalancı oldukları gerekçesiyle ülkeden kovulmak istendigi, Ortaçağ'da pek çoklarının Enginizisyon mahkemelerinde yargılandığı, günümüzde bu yargılanmaların devam ettiği örneklerle anlatılır.
Peki kime yazıyoruz? Muhattabıımız kim? Eğer günlük tutmuyor veya kompulsif logore(söz ishali) hastalığına muzdarip degilseniz yazdıklarınızın elbet birilerine ulaşmasını istersiniz. Yazar ister belli bir kesime yazsın ister hayran bataklıgına yazsın alıcı her zaman tekil ve birincil şahıstır. Kitaplar eski çağlardaki ulaklardır ve okuyucuya ulaşmanın en kolay yoludur. Diger görsel sanatlardan farklı olarak edebiyat daha kalıcıdır ve her okuyucuda farklı etki yaratarak sesli iletişim aracı olarak değerlendirilebilir. Bir eserin yararlı olup olmadıgına karar verecek olan okurdur ve bu karar öznellik gösterir.
Vel hasıl-ı kelam yazmanın asıl amacı fanilige karşı bir başlaldırış, hatırlanmak için kalıcı eser bırakma çabası ve fosilleşmiş ayak izi olusturmaktır. Sonuç okuyucu için haz ve bilgi, yazar için sevinç ve tatmindir(duygusal, psikolojik, şöhret, maddi kazanç ve kalıcı eser bırakma)
Edebiyatla belli bir süre haşır neşir olmuş veya kitap yazmak isteyen herkesin okuması gereken bir eser...
Kitapla kalın...