·125 syf.····Okunma: 31 Mayıs 2023 23:50 Yaşamda bizi ayakta tutan şey nedir? Tabii ki hayallerimiz. Şu an yaşanması mümkün olmayan ama olması için hep mücadele ettiğimiz, her vakit onu düşündüğümüz ve gelecekte o ana kavuşmak için gün saydığımız şeyler, yani hayaller bizi hayata bağlar. İşte George ve Lennie'yi de hayata o hayalleri bağlıyordu. Çokta büyük beklentileri yoktu aslında. Sadece kendilerine ait bir toprak, kendilerine yetecek kadar yiyecek ve Lennie için çok kıymetli olan birkaç tavşan. Fakat bunların gerçekleşmesi güçtü. Şu an yaşamımızda çokça olduğu gibi gelir adaletsizliği mevcuttu. Kimileri rahatça yaşayıp, birilerini çalıştırıyor, diğerleri onlara boyun eğiyordu. Tabii ki birileri çalışacak ama önemli olan husus insan yerine konmak. Hikayedeki diğer kahramanlardan olan Candy yani yaşlı ve sakat olan, Crooks ise siyahi bir insan. Ve sırf bu farklılıklarından dolayı itilip kakılıyorlar. Gidecek yerleri olmadığı için bazı şeylere susmak zorunda kalıyorlar. Karşı taraf bunun farkında olduğu için istediği gibi davranabiliyor. Bu durum beni şu soruya itti; sırf güç elinde diye birini aşağılamak mıdır kendini değerli sanma, yoksa asıl insanlık elinde güç olmasına rağmen yine de onu ezmemek midir?
Tabii ki ikinci seçenek. Ama hepimiz biliyoruz ki maalesef birinci durum çokça karşımıza çıkıyor. Eline gücü alan karşısındaki kişilerin duygusuna, hayallerine, ne hissettiklerine bakmadan sırf kendi istekleri doğrultusunda ve kendi içindeki o ezikliği yok edebilmek adına, insanlara eziyet ederek, onları ezerek yok etmeye çalışıyor. Ve ne acı bir şer bu! Halbuki maddiyata, ten rengine, bulunduğu konuma, vücudundaki noksanlığa bakılmadan insan insandır. Umarım kitabın yansıttığı bu durum, gerçek dünyamızda da bir an evvel yok olur.
Peki bu kitap bize başka neler sunuyor? Dostluğu, hem de inanılmaz bir dostluğu. Hiçbir karşılık beklemeden, saf ve içten bir dostluğu görüyoruz. Başta George ve Lennie isimlerini dile getirmiştim. İşte o dostluk bu ikisi arasında. Lennie, biraz daha uzun boylu, çok saf, unutkan, kuvvetli ama bu kuvvetini karşı tarafa pek kullanmayan, kullanmak zorunda olmak istemeyen, her denilen işi yapabilen ve hiçbir kötülüğü bulunmayan ama akli dengesi olarak pekte normal olmayan biri. Ama her zaman gülümsemesi ve sevgisiyle biz okuyucuların içlerini ısıtıyor ve cümleleri okurken fark etmeden bizler de gülümsüyoruz. George ise daha normal, akıllı, kurnaz, kısa boylu ve birçok karakter gibi olağan bir karakter. Ama onun da harika bir kalbi, çok iyi bir vefası var. Lennie her ne kadar başını ve birlikte oldukları için onunda başını derde sokmuş olsada o hep Lennie ile beraber. Ona hep yardımcı olmak için çalışan, karnını besleyen biri.
Maalesef Lennie yine istemeden başını belaya sokuyor ve çok büyük bir probleme yol açıyor. George bu durumda çaresiz ve öfkeli kişileri durdurması zor. Ve işte o noktada kitabın sonlarında hepimizin yüreğini burkacak, içimizi küle döndürecek, düşüncelere ve gözyaşlarına boğacak bir olay gerçekleşiyor. George belki de Candy'nin daha önce keşke ben yapsaydım dediği anı hatırlıyor ve o pişmanlığı yaşamak istemiyor...
Bazen istemediğimiz ama mecbur olduğumuz durumlar vardır. George için bu mecburiyet ise çok büyük bir yaradır. Ama hepimiz biliyoruz ki George ve Lennie çok iyi bir dost ve hep o tatlı konuşmaları, hayalleri ile zihnimizde kalacak. Lennie'nin her zaman tavşanları duyduğunda ki heyecanı ve o sıcak gülümsemesiyle hatırlamak dileği ile...
John Steinbeck'in ilk okuduğum ve keşke daha önce okusaydım diye hayıflandığım bir kitabı oldu. Bana bu kitap inanılmaz duygular, perspektifler kattı ve beni derinden yaraladı. Aynı zamanda dostluk ve hayaller üzerine beni mutlu ve motive etti. Okumayan kitap severlere bu kitabı sakince ve alt metinlerine dikkat ederek okumalarını öneriyor ve keyifli okumalar diliyorum.
“Hayır, Lennie, kızmadım sana. Hiçbir zaman kızmadım. Bunu bilmeni istiyorum.” sayfa 110