Beşinci sınıfta mektup arkadaşı olarak eşleştirilen ve yedi yıl boyunca birbirlerine yazmaya devam eden Misha ve Ryen’in hikayesi.
Kitap belki çok özgün değildi. Klişeler de yok diyemiyorum. Kitabı okurken zaman zaman kötü çocuk klişesi karşınıza çıkıyor. Ama beni rahatsız etmedi. Okurken öfleyip amma klişe dedirtmedi. Aksine okurken çok keyif aldım. Tam gençlik tadındaydı. Yaz döneminde neşelenmek için deniz kenarında şezlongta güneşlenirken okursanız bu kitaptan benden daha bile fazla keyif alabilirsiniz.
Kitapta da en sevdiğim şeylerden biri Ryen’ın kişiliğiydi. Daha doğrusu kişisel gelişimi. Ryen herkes tarafından yüzeysel bir ilgi bile olsa, saygı görüp sevilme isteği uğruna yıllarını olmadığı biri gibi geçirmiş. Ait olmadığı insanların yanında kalmış, ait olmadığı bir yerde kalmış, duygularını yeteri kadar dışarı vuramamış. Kendini oynadığı role öylesine kaptırmış ki Misha karşısına, Masen olarak çıkıp Ryen’a olmadığı biri gibi davrandığını söyleyene kadar aslında olduğu kişiyi bile unutmuş.
Ryen bana pek çok açıdan kendimi hatırlattı. Zaman zaman hepimizin içine düştüğü yalnızlık hissini.
Kitabı okurken hiçbir eksiklik hissetmedim. Bence çok yerli yerindeydi, her şey. Romantik bir aşk, samimi bir arkadaşlık ve keyiflendiren bir erotizm.
Yazarın dili o kadar akıcı ki daha yüz sayfa okuduğumda bile yazarın gidip tüm kitaplarını almak isteyeceğime emin olmuştum. Kitabı bitirdim ve fikrim hala aynı. Tüm kitaplarını kütüphaneme ekleyeceğim.
Sadece sonundaki zaman atlamalı kısmın olmamasını isteyebilirdim. Çünkü ben biraz yapı olarak; tüm aşkların evli, mutlu, çocuklu olarak devam etmesi fikrine karşıyım. Ama bu kadar hoşlandığım bir kitabı bunun yüzünden göz ardı etmiyorum.
İçimi ısıtan Ryen ve Misha hikayesi için yazara teşekkür ediyorum.