Puan vermedi·120 syf.····Okunma: 04 Haziran 2023 22:19 Gölge Kadınlar/Bölüm 4/Korku.
"Utanç da bir tür korkudur fakat daha iyi bir korku."
Galiba tüm Zweig hikâyeleri içinde en hissettiğim hikâyesi bu. Bu çeşit bir korkuyu yaşamayan birileri olduğuna inanmıyorum. Dağ başında yaşasa insan yine böyle bir korkuya maruz kalabilir. Bir keresinde çok korkmuştum. Öyle bir korku ki. Hiç bir şey ile tarif edemem. Hani şu hayatın altı üstü diye düşündüren cinsten. Allah'ım dedim. Sen bu korkuyu, sebebini benden al ben bir daha asla böyle bir şeye maruz bırakmam kendimi. Sonuçta öyle bir şey ki belki o korku sayesinde, şunu anladım: içten bir dua ne olursa olsun karşılıksız kalmıyor. İhlas ile insan ne isterse Allah veriyor. Aslında söylediklerim ne kitabın ne dünyanın tabiatına uzak değil ama sanki dini bir yaklaşım ile söyledim gibi duruyor. Hayır. Din olmasın da maneviyat olsun adı. Fark etmez. İnsanı iç âleminde rahatsız eden her şey bir duaya döner sonunda. Vaadler, taahhütler... Kısacası bu hissi biliyorum, kitaba döneyim. Olay örgüsü ne olursa olsun Zwig kimseyi kendi önüne geçirmiyor. Bunu yapabilen nadir yazarlardan. Demek istediğim konu ne olursa olsun, insanı içine çeken onun o konuya bakışı ve nakışı, tahlilleri oluyor. Öyle yılandan çıyandan değil de bir duygudan korkmayı, başa gelmesi muhtemel bir olayın korkusunu iliklerde hissettiriyor. Tabiri caizse tövbe kapısını aralıyor.
"İçinde çok derinlerde bir şeyler hala canını yakıyordu; fakat bu geçici bir acıydı; şiddetli olsa da iyi huylu bir acı... Tıpkı bir yara dokusunda yara tamamen kapanmadan önce hissedilen o yakıcı acı gibi..."
"Sanıklar en çok sır saklamaktan ötürü suçlarının açığa çıkacağı endişesiyle acı çekerler."
"İrene, böyle bir adamla aşk yaşamış olduğuna inanamıyordu."
"Korkudan çıldırmamak için sokağa çıkmak, diğer insanların arasına karışmak zorunda olduğunu hissediyordu."