Yaklaşık bir günde okuduğum, zamanın nasıl geçtiğini anlamadığım bu romanı oldukça beğendim. Yazarın hayal dünyası, kitaba ilmik ilmik işlediği sade anlatımıyla vücut bulmuş bir eser. Dilerseniz eserin içeriğine bakalım.
Kitap, filmlerde kullanılan çok özel bir teknik ile başlıyor bu tekniğin adı “flash back.” Tekniğin, esere ayrı bir şıklık kattığını, hatta okuyucuda merak duygusunu uyandıran en önemli unsurlardan biri olduğunu söylemek istiyorum. Genellikle kaliteli filmlerde uygulanan bir tekniğin, bu kitap ile buluşması asla tesadüf olamazdı.
Gelelim kitap kahramanlarının isimlerine. Orkun ve Tomris isminin kullanılması oldukça hoşuma gitti. Geçmişte kadın bir hükümdarın adı olan bu Türkçe ismin, Orkun’u tesiri altına alması, kırılmış kalbini yeniden canlandırıp, hükümdar Tomris gibi hükmü altına alması inanılmazdı. Orkun’un üniversiteyi okumak için çıktığı yolda ona kılavuzluk eden Faysal, Tomris, Hatır, Seyfo Dayı ve Sencer’dir. Özellikle Faysal karakterini çok sevdim. Uçsuz bucaksız bilgisi, birazda uçuk ruhunun kitaba kattığı neşesiyle yüzümde tebessümü eksik ettirmedi. Her şeye rağmen Orkun’un gördüğü rüyalara inanması, sorgusuz sualsiz onu destekleyip peşinden gitmesiyle herkesin sahip olmayı isteyip, sahip olamayacağı bir dosttu. Tomris ise geçmişte yaşadığı travmalar ile bir şekilde mücadele etmeyi öğrenmiş sonunda bu mücadelesine ne yazık ki yenik düşmüş, bilgili ve güzel bir kadın. Şuraya dikkat çekmek istiyorum. Bir insanın hem bilgili hem de güzel olması her yiğidin harcı değil. İşte Tomris’i özel kılan bir diğer unsurda tam olarak bu.
Özetle Faysal ve Tomris’in Orkun’un gördüğü rüyalara bir şekilde inanıp Kitâbü Cevâhiri'n-Nahv fî Lugâti't-Türk’ü beraber aramaları ise bu karakterlerin farklı oluşunu ispatlar nitelikte. Bu farkındalığa nail olduğum için mutluyum. Bu eser, okuyunca bir şey kaybetmeyeceğiniz aksine çok şey kazanacağınız bir eser.
Kılavuzun PusulasıOğuz Yılmaz