Puan vermedi·724 syf.··Beğendi
···Okunma: 07 Haziran 2023 19:20 Okumak için yıllarca beklediğim bir kitap için dilimin döndüğünce bir şeyler yazmasam içim içimi yiyecek, rahat edemeyecektim.
Öncelikle şunu ifade etmeliyim ki ;bu kitabı okumak, tek ayağı kırık bir sandalye üzerinde , çok lezzetli bir yemek yemek gibi bir duygu. Her an düşecek gibi rahatsız edici, konforsuz ama mükemmel.
Oğuz Atay'ı ve Tutunamayanlar ını uzun süre okumayı ertelemiştim evet , çünkü sağda solda gezen korkunç Olric alıntıları bana böyle bir kitap okuyacağıma ekranlardan Kurtlar Vadisi dizisinin eski bölümlerini izlemenin daha cazip geleceği hissini vernişti.
Kitabı okuyanların hemen fark edeceği gibi, sağda solda dolaşan alıntıların büyük bir kısmı taşıma, kitapta yok yani bu alıntıların birçoğu.
Garip olan şu ki ; 1000 kitap uygulamasında en fazla beğeni alan Olric temalı Tutunamayanlar alıntılarının bazıları yazarın kaleminden çıkıp hiçbir sayfayı süslememiş.
Sosyal deney mi, toplu hezeyan mı, okumadıkları kitabı okumuş görünmek için ya da , kitap okuyanları değil de okumadan okumuş görünenleri taklit etmelerinin enfes ironisi mi, ne dersek diyelim uygulamada müthiş bir Tutunamayanlar çılgınlığı var. Kitapta yer almayan alıntıları kopyala yapıştır tekniği ile Google üzerinden alıp sayfalarını süsleyen sözde okurların sayısı her geçen gün artmakta.
Herkesçe bilinen bir gerçektir ki ;Oğuz Atay, Türk edebiyatının içinde, romanların biçimi üzerine kafa yoran az sayıdaki yazardan biridir, belki de ilkidir.
Bana göre Oğuz Atay Tutunamayanlar'da, batıdan aldığı biçimleri, anlatı tekniklerini yetkinlikle istenilen ölçüde kullanamamıştır. Hikâyeyi götüren, hikâyede var olan oyunlar yerine, hikâyenin yerine var olan oyunları görürüz kitabın tamamında. Turgut'un yolculuğunu değil, Selim'in hikâyesini değil, Oğuz Atay'ın alaylarını, oyunlarını okumaya başlarız her defasında.
Turgut'a, onun değişimine yeteri kadar yer ayrılmaz kitapta, derinlemesine incelenmez, onun yerine Oğuz Atay eleştirileri sıralar, burjuva yaşamıyla alay eder, edebiyat üzerine kafa yorar, kitap bittiğinde bir yaşanmışlık hissi oluşmaz bu sebepten. Evet, oyunlar vardır, bilmeceler vardır ve bunlar zekicedir de, ama kitabın içinde olması gerekenden fazla yer kaplar. Bu yüzden Selim de Turgut da kartondandır bana göre.
Tutunamayanlarda yer alan bütün karakterler biraz Oğuz Atay'dır ve konuşan Selim mi, Günseli mi, Turgut mu, yazar belirtmese anlamayız çoğu zaman. Sanki romanın derdi Selim'i bize anlatmak değildir de Selim üzerinden yazarın fikirlerini dile getirmektir. Bu yüzden Selim'in tutunamaması da inandırıcı gelmez bize, yazar beş sayfa Selim'in ruh haliyle ilgilense ilgisi dağılıverir. Selim'i yaşayan, hareket eden, markete giden, arkadaşlarıyla buluşan bir insan olarak görmeyiz. Onun yerine söylenmelerini, suçlamalarını okuruz sayfalarca. Selim kukladır, Turgut kukladır.
Kitabı bitiren okurların Selim'i çok sevmesine şaşırdım, bana kalırsa ortada Selim diye bir şey dahi yok...
Bana göre Tutunamayanların çoğu okur tarafından yarıda bırakılmış olmasının sebebi Oğuz Atay' ın gevezeliği. Atay 'ın gevezeliğinden dolayı olaylar gelişmiyor, hikâye akmıyor. Selim'in yaşadıklarına bakarken, bir anda Oğuz Atay'ın şakacılığına kaptırıyoruz kendimizi.
Tutunamayanlar'ı baştan sona bir hikâye anlatan bir roman gibi okuyamayız bu yüzden. En basit olayda bile Oğuz Atay sazı eline alıyor ve oyunlar oynuyor. Bunun fazlasının zararlı olduğunu düşünüyorum.
Tüm bunların yanı sıra Tutunamayanlarda beni en çok şaşırtan, Oğuz Atay'ın hikâyeci yönü oldu, roman tekniğine biraz daha olgun, soğukkanlı yaklaşabilse belki bu hikâyeciliğiyle bambaşka, Yüzyıllık Yalnızlık tarzı işler çıkarabilirmiş. Örneğin Tutunamayanlar ansiklopedisi muazzam bir fikir ve oradaki insanların hikâyeleri müthiş bir keyifle okudum. Aynı şekilde Süleyman Kargı'nın Açıklamaları bölümü de Türk edebiyatında eşine az rastlanır dolulukta.
Sonuç olarak, Türk edebiyatı için ilginç, önemli bir eser Tutunamayanlar.
Keyifli okumalar diliyorum herkese..