·77 syf.····Okunma: 10 Haziran 2023 22:48 Yine bir Sylvia klasiği ve yine Sylvia betimlemeleri. Sylviamın betimlemelerini kolay kolay başka şiirlerde bulamazsınız. O kadar farklı ve düşündürücü betimlemeler yapmış ki canımın içi okurken bunu nasıl düşünmüş veya bu parçaları nasıl birleştirmiş diye merak ediyor insan. Bu yaratıcılığı hastalığının mı yaşadıklarının mı yoksa yeteneğinin mi sonucu bilemiyorum. Bildiğim tek şey Sylviamın şiirindeki betimlemeleri anlamak felsefe yapmak gibi. Bazen bir şiirinin üzerine uzun uzun düşünüyorum acaba ne demek istemiş diye. Ama en çok uzun uzun düşündüren bunları hangi yaşanmışlığın hangi bunalımın üzerine yazdığı. O an ne yaşadı da tüm bunlar döküldü kaleminden diye düşünmeden alamıyorum kendimi. Çok zor şeyler yaşadığını biliyorum. Ve bunca yıl sonra seninle hiç tanışmamış olan ben seni anlıyorum ve seni asla fark edememiş olan lanet Ted Hughes'ten daha fazla tanıyorum. Senin nasıl olur da o cam fanusun içinde sıkıştığını fark etmez anlayamıyorum. Ya da fark etti ama kurtarmak istemedi. Ama seni ben yaşatacağım bende hep yaşayacaksın.
Tam inceleme olmadı yazdığım fakat Sylvia hakkında bir şey yazarken istemsizce onunla konuşuyor gibi yazmaya başlıyorum. Bence Sylviamın kitaplarına da bu yakışır. Onu anlamak, benimsemek ve yaşatmak. Benim küçük meleğim. Ruhun bende emanet. Asla bir erkeğin Ted Hughes'ın senin canını yaktığı gibi canımı yakmasına izin vermeyeceğim. Bir erkeğe boyun eğmeyeceğim. Senin için özgür ve güçlü bir kadın olacağım. Seni çok seviyorum meleğim. Işıklar içinde uyu. Ruhun hep benimle