·192 syf.····Okunma: 11 Haziran 2023 16:05 Yazarımız Knut Hamsun psikolojik edebiyatın da öncüsü olarak kabul ediliyor. Thomas Mann,
Franz Kafka, Maksim Gorki, Stefan Zweig, Henry Miller
Hermann Hesse ve Ernest Hemingway gibi pek çok Önemli
isme de ilham veren yazarımız. 1920 yılında Nobel Edebiyat Ödülü' ne layık görülüyor.
Hayatının büyük bir kısmında edebî başarısıyla anılan
Hamsun, ilerleyen zamanlarda tartışmaya yol açan görüşleri.
Alman hayranlığı ve 1940 yılinda Norveç'in Nazi istilasına
sempatiyle yaklaşması sebebiyle büyük tepki topladı ve itibarını kaybetti. Savaş sonrasında vatan haini ilan edilip mülküne el konulan Hamsun, akli melekelerinin yerinde olmaması gerekçesiyle hapis cezası almasa da psikiyatrik gözlem
altnda tutuldu ve son yillarını yoksulluk içinde geçirdi. 19
Şubat 1952'de, 92 yaşında, banyosunda ölü bulunuyor.
Kitaba gelirsek, başlarda çok sinir oldum adamın salak salak ortalarda dolaşması,kafasında sürekli birşeyleri atıp tutması,yazabiliyorken bunun üzerine gitmemesi yazmak için uğraşırken başka bir şeylere uğraşması sinir krizine soktu beni. Hele de Yu Hua'nın "Yaşamak" kitabından sonra oradaki gerçek açlığı,açlığın getirdiği çabayı gördükten sonra daha da sinir oldum ya da iyi bir zamanımda değildim okurken :) Açlığının tek sebebi kendisi dedim kendi kendime. Martin Eden'e benzetmişler ne benzemesi yahu burada karşımda tam bir salak var deyip bırakmamak için zor tutundum cümlelere.
Andreas (Gerçekte romanın başkahramanının ismi hiç zikredilmemektedir. Bu lakabı, kahramanın kendisi uydurur.), kiralık bir odada yarı aç, sefil bir hayat sürmektedir. Çok yoksuldur. Birkaç gazetede yayınlanan yazısından aldığı paralarla karnını doyurmaya çalışmaktadır. Yazları çoğu zaman parklarda kalmakta, yazılarını da sokaklarda yazmaktadır. Çok aç kaldığı zaman üstündeki eski püskü giysilerini satarak karnını doyurmaktadır. Fakat asla ideali olan yazarlıktan vazgeçmez. Açlığını bastırmak için kendi kanını emmesi,kasaptan kemik isteyip onu kemirmesi kitabın ilginç detaylarından.
Ne kadar istediğim gibi bitmese de, okumamız gereken kitaplardan birisi diye düşünüyorum. Sevgiler.