çok zor günler geçirdik, kısmen geçirmeye de devam ediyoruz. depremin üzerinden 4 ay geçti ama etkisi hâlâ üzerimde. o korku, o perişanlık hâlâ üzerimde.
büyük bir kol çantası aldım kendime deprem sonrası, lazım olan bütün eşyalarımızı içine koyabileyim diye. lazım olan dediysem en lazımları yani. üzerinden aylar geçti ama ben hâlâ ilk günkü korkumla dolduruyorum çantamın içini, hiçbir şeyi unutmamaya özen gösteriyorum. öyle bir dolduruyorum ki, eve döndüğümde içinden evin anahtarını bulmam dakikalarımı alıyor. eşim kızıyor her seferinde, bunu bu kadar doldurma, diye. her gece baş ucumdaki sehpanın üzerine koyuyorum, tekrar bir deprem olursa hemen alıp kaçabileyim diye. odadan odaya geçerken yanımda götürüyorum çantamı. öyle bir korku bendeki.
üzerimi sıkı giyinmek istiyorum bir de, hava sıcak olsa bile sıkı giyinmek istiyorum. korkuyorum. deprem anındaki gibi karda, yağmurda kalırsak diye. ıslanmaktan, donarak ölmekten korkuyorum. kat kat kıyafet taşımak istiyorum yanımda.
her yağmur yağmasında korkuyorum, çok korkuyorum. Ankara'dayım depremden bu yana. çok yağmur yağıyor burda. her seferinde korkuyorum. telefonumun şarjı 70'se bile hemen şarja takıyorum, elektrikler giderse yakınlarıma ulaşabileyim diye. mutfakta oturuyorsam girişin ışığını da açık bırakıyorum akşamları, aniden bir şey olursa karanlıkta kalmayayım diye.
böyle bir korku bendeki. böyle bir geçmeyen ağrı.
şehrimi terk ettim ben, eşimle daha 1 ay oturabildiğimiz ilk evimi terk ettim ben. evdeki hiçbir eşya bizim değildi, ama öyle özlüyorum ki o evi, o eşyaları.
sevdiklerimi kaybettim ben. anılarımı, kısmen çocukluğumun geçtiği sokakları kaybettim. ana evimi, ailemle geçirdiğim anıları kaybettim.
hiçbir şey eskisi gibi olmadı, olmayacak. kaybedilen şeyler geri gelmeyecek.
08.06.23