Yazdığım ilk inceleme, aslında nasıl yazılır pek bilmem sadece aklımdan geçenleri yazdım. Lütfen siz de görüşlerinizi belirtmeyi unutmayın.
Öncelikle bir şiirden başlayacağım.
Ahmet Arif 'Yalnız Değiliz' şiirinde; 'Gerçi gece uzun, gece karanlık ama bütün korkulardan uzak' diyor. Ama günümüz insanlarına baktığımız zaman çoğu insan aynı düşüncede değil. Gece insan korkuları ile yüzleşir değil midir?Gece olunca bir hüzün çöker, korku salan düşünceler gece ortaya çıkar. Bu düşünceler sabah vardır ama gece günyüzüne çıkar.
Acaba burada aslında insanların korkularının sabah ortaya çıktığı, onların akıllarını kurcaladığı ve insanların bir şekilde bunlardan sıyrıldığından mı bahsediyor?
Öte yandan kendisinin gün ışığında korkularıyla yüzleşip geceye varıncaya dek onlarla barıştığını da söylüyor olabilir. Yoksa asıl korkulması gerekenlerin aşikâr olduğundan mı bahsediyor.
Demek istediğim neden gece korkulardan uzak olsun ki. Gecenin karanlığı bile bazen insanın korkmasına sebep oluyor. Peki o neden gecenin bütün korkulardan uzak olduğunu söylüyor.
Aklıma takılan şey aslında neredeyse bütün insanların gecenin korkuyla yüzleştiren yönünün ön planda olduğu görüşünde olması. Ancak Ahmet Arif'in bunun tam tersini söylüyor olması.
Her ne kadar bu düşünce, insanların genelinin düşüncelerine zıt düşmüş görünüyor olsa da illaki yazarın yazdığı sıradaki hissiyatı sözlerini etkilemiştir.
Nerden bilebiliriz belki de umutlu olmamız gerektiğini bu şekilde vurgulamıştır. Gecenin uzunluğu ve karanlığının yanı sıra korkulardan uzak oluşu bizi umutlandırsın istemiştir.
Ahmed Arif
Umarım derdimi anlatabilmişimdir.