Şu an bitirdim kitabı, duygusalım, üzgünüm, Latife'ye kızgın, Atatürk'e kırgınım. Fikriye, senin istediğin gibi sana acımıyorum kuzum, seninle gurur duyuyorum. Öyle naif, öyle zarif, öylesine aşkına sahip çıktın ki sana hem saygı duyuyor hem seni seviyorum.

Bu kitap bizlere sadece Atatürk ve Fikriye aşkını anlatmıyor, Atatürk'ün küçüklüğünden başlayıp Trablusgarp savaşı, Derne cephesindeki mücadelesi, Çanakkale savaşındaki muhteşem başarısı, Kurtuluş Savaşı, Saltanatın kaldırılışı birçok dönemi, savaşı, cepheleri, işgalin getirdiği kötülüğü, Mustafa Kemal'in muhteşem zaferlerini, Osmanlının ne iğrenç vaziyetlere düştüğünü anlatıyor. Vahdettin'in ve Damat Ferit'in hainliğini, Enver Paşa'nın Mustafa Kemal'e olan kıskançlığını ve Enver Paşa'nın maceraperestliği uğruna birinci dünya savaşına Osmanlının girmesinde parmağı olarak milyonlarca insanımızın kanının dökülmesine sebep oluşunu, nice bilgiyi gözlerimizin önüne seriyor bizi hem aydınlatıyor hem bilgilerimizi tazeliyor.

Son sayfalara doğru Fikriye'nin acısına, çaresizliğine, çırpınışına şahit oluyor ve istemsizce üzülüyorsunuz. Latife Hanıma kızgınlığım daha da arttı... Diyecek bir şey bulamıyorum. Ruhun şad olsun Fikriyeciğim, seni tanıma, anlama fırsatını bizlere sunduğu için Hıfzı Topuz'a çok teşekkür ediyorum. Okumayan herkese bu harika eseri okumalarını tavsiye ediyorum.