Puan vermedi·456 syf.····Okunma: 16 Haziran 2023 17:06 Beyoğlu Rapsodisi..
Kapağına baktığımda beni etkileyen ve yazarın İstanbul Hatırası'ndan sonra okuduğum ikinci kitabı.
Ahmet Ümit bu kitabında olaylarla tarihi bilgileri, mekanlar ile insanların günlük yaşamlarını bir kez daha ustaca bir arada anlatmış. Okurken kimi zaman mekanların da tıpkı biz insanlar gibi bir hafızasının, bir ruhunun olduğunu, tıpkı bizler gibi değişime uğradıklarını hissettim. Zamanının Pera'sının ve şimdinin Beyoğlu'nun ara sokaklarında, 3 arkadaşın hikâyesini anlatıyor Ahmet Ümit bu kitapta. Hayatını alabildiğine çılgınca ve doya doya yaşamış lakin son yıllarda kafasında ölümsüzlük olan Kenan, Hikayeyi ağzından dinlediğimiz mantığı ve iradesiyle olaylardan uzak kalmak isteyen ama olayların içine çekilen Selim ve her koşulda arkadaşlarının yanında olan iyi niyetli saf Nihat ve yer yer kitapta adı geçen ünlü simyacı Nicolas Flamel. Üç farklı karakterdeki bu arkadaşlar Kenan'ın tuhaf projesiyle kendilerini eski, tehlikeli ve gizemli bir cinayetler zincirinin içinde bulurlar. Beyoğlu'nda başlayan bu gizemli olay yeri gelir Paris'e uzanır, yeri gelir Milanoya, yeri gelir Tarlabaşına. Peki hakikat nerededir? Deccal Davut'un söylediği gibi:"Ne mağaza vitrinlerindedir, ne kadınların gözlerinde dudaklarında ve bacak aralarında, ne de içki alemlerinde, meyhanelerde.'' Belki de başlangıçların sonlarla buluştuğu yerdedir. Bunu düşüne duralım, en kısa zamanda bu güzel kitabı alın ve okuyun. Her Ahmet Ümit kitabında olduğu gibi bu kitapta da yaşadığım şehir hakkındaki cahilliğime biraz sitem ettim lakin öğrendiğim bilgiler sayesinde İstanbul'u yeniden sevdim. Yeni rotada yeni yerler var; Beyoğlu'nun bitmek bilmeyen hikayeleriyle dolu sokakları var. Benden incelemesi :).
İyi okumalar dilerim.