9/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2017 4. kitabı
·
49 günde okudu
·
Okunma: 16 Temmuz 2017 14:39
Ne güzel bir martıydın sen Jon! Hikayen ile büyüledin desem abartmış olmam... Bir kere ‘Farklı’ydın. Etrafımızı sert bir kabuk gibi çevreleyen, nefes almamızı güçleştiren gelenekleri, görenekleri , örf ve adetleri, kuralları kırıp içinde ‘Öğrenme’nin özünü oluşturduğu gün ışığını aldın içeriye. Rutinlerin ve sabit fikirlerin bünyede oluşturduğu uyuşukluğu özgürlüğün verdiği heyecanla yok ettin, attın. Tabi bunun altındaki merak duygusu olmasa harekete geçemezdin. Herşeyin başlangıcında bu ‘merak’ dürtüsü yatıyor. Aslında hikayenin her bölümü farklı şeyler anlatıyordu bize: - Merak duygusunun verdiği harekete geçme isteğiyle toplum yargılarını arkada bırakarak (sonucu dışlanmak olsa bile) özgürlüğün peşinden koşmak ve bunun için de çalışmak, çalışmak ve yine çalışmak. Tabi bu yolda, insanın kendini geliştirmesinde toplumun dayattığı engellerin de ne denli insanı bu yolda zorladığını anlayabiliyoruz. ‘’Yaşamak için ne çok neden var! Balıkçı teknelerinin etrafında o rutin, sıkıcı dönüp dolaşmadan başka nedenler de var yaşamak için. Cehaletimizi kırabiliriz, becerilerimizi, yeteneklerimizi ve zekamızı kullanarak kendimizi bulabilir, kendimiz olabiliriz. En önemlisi, özgür olabiliriz! Uçmayı öğrenebiliriz!’’ - Sürekli gelişimin ve öğrenmenin desteklendiği ortamda insanın sınırlarını zorlayarak en mükemmele ulaşmadaki ısrarı ve bunun sonucunda da kişisel gelişimin kaçınılmaz oluşu. ‘’İlginç. Mükemmelliği küçümseyen martılar yavaştır, hiçbir yere gidemezler. Mükemmele ulaşmak için uçanlar ise hızlıdırlar ve her yere gidebilirler. Unutma Jonathan, cennet bir zaman dilimi ya da bir mekan parçası değildir, çünkü zaman ve mekan kavramları anlamsızdır.’’ 4. bölüm ilavesiyle yeni baskısını okudum ki iyi ki okumuşum. Son bölümde yazarın da bu bölümle ilgili ilginç hikayesi ve yorumları mevcut. Hurafelerin, ritüellerin ve kutsala tapınma isteğinin törpülediği öğrenme isteği, bizim hayatımızı istediğimiz gibi yaşama özgürlüğümüze mal olacaktı. En çok da bu bölümü beğendim, günümüze paralel yazılmış gibiydi. Kapitalizmin ve sadece tüketme eğiliminin görünmez iplerle sıkıca bağladığı kişiliğimiz; özgürlüğü yaşadığını sandığımız ama sadece içi boş bir sözcükten ibaretti. Özetle; oldukça keyifli ve insana hayatını sorgulatan güzel bir hikaye, okunmalı, okutulmalı. Son olarak Son bölümle ilgili Jonathan’a mesajım da şudur ki: Uzun zamandır yoktun birileri demiş öldü, şimdi de yazsınlar kral geri döndü :)
Edebiyat
Martı Jonathan LivingstonRichard Bach · Epsilon Yayınları · 201680,2bin okunma
·
5 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.