9/10
·68 syf.··
Beğendi
·
2022 1. kitabı
"Beni ölüm döşeğimden çağırsaydın bile, yataktan kalkıp seninle gitme gücünü toplardım." Herkesin, "Bu nasıl bir aşk, nasıl bir tutku?" dediği o kitap. "Sana beni asla tanımamış olan sana." diye başlayan mektup, 30 yaşındaki kadının 13 yaşından beri içinde yaşadığı platonik aşkı anlatıyor. Yazarımız Stefan Zweig bir kadının hislerini ve tutkularını kesinlikle mükemmel betimlemiş. En az herkesin beğendiği kadar bende beğendim kitabı fakat kadının bu aşkının pek de sağlıklı bir duygu olduğunu düşünmüyorum hatta aşk olduğunu bile düşünmüyorum. Belki de kadının obsesif kompulsif bozukluğu vardır. Bu yüzden bu eserin, aşkı anlatan kült romanlar arasında anılmasını da anlamlandıramadım. Aşk değil de daha çok takıntı gibi olan bu duygu, kadının hayatındaki bütün kararlarını ve seçimlerini etkilemiş. Fakat kadın bu durumdan hiç rahatsız değil aksine hayatını adam uğruna yaşıyor. Kitabı okurken bir kadının nasıl tanımadığı bir adama hayatı uğruna bu kadar bağlanmış olabileceğini düşünmeden edemedim ve bunun sebebinin kadının küçüklüğünde anne ve babasından göremediği ilgi ve sevgi olabileceğini düşünüyorum ya da benzeri diğer travmalar... Kitabın sonuna kadar mektup eline ulaşan adamın ne tepki vereceğini okumayı bekledim ama yazarımız bu kısmı çok kısa tutmuş. Buna başta anlam veremesem de yazarın, kitabında tamamen ve sadece kadının hislerine ve yaşantısına vurgu yapmaya önem vermek istediğini anladım. Özetle insan ve kadın psikolojisi üzerine de etkileyici ve sürükleyici bir kitaptı. "Sen, beni asla, asla tanımayan, bir su birikintisinin yanından geçercesine yanımdan geçip giden, bir taşa basarcasına üstüme basan, hep, ama hep yoluna devam eden ve beni sonsuz bir bekleyiş içerisinde bırakan sen..."
Edebiyat
Bilinmeyen Bir Kadının MektubuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022266,8bin okunma
·
89 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.