Puan vermedi·152 syf.··
2023 20. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2023 01:00
Selamlar! Edebiyatımızın ilk kadın öğretmen karakteri olan Refet’in de, bu kitabın da yeri bende hep özel olarak kalacak. Hem bir öğretmen adayı olarak hem de bu vatanın bir genç kızı olarak. Bu aralar zaten hem okuduğum hem izlediğim şeylerde hep gelecekteki mesleğime dair bir şeyler görüyorum, herhalde çok hevesli olduğum için bilemiyorum... Kitap incelemesine geçmeden önce biraz yazar Fatma Aliye hakkında bir şeyler söylemek istiyorum. Kitabın sunuş bölümünde Fatma Aliye hakkında okuduklarım beni ziyadesiyle etkiledi. Kendisinden ‘’Sayısı henüz çoğalmaya başlayan münevver Türk kadınlarının en değerlilerinden biriydi. Çünkü Fatma Aliye peçenin Türk kadın yüzünü karanlıklarda bıraktığı bir devirde bilgi güneşinden nur alarak aydın yaşamış bir çehreydi.’’ Olarak bahsedilmektedir. Edebiyatımızın ilk kadın romancısı olsa da pek çok kişinin tanımadığını düşünüyorum. Türk kadınının isterse ne derece başarılı olabileceğini, kızlarımızın özgürleşmesi ve güçlenmesinin ne derece önemli olduğunu samimi bir anlatımla bizlere sunmuş. Okurken her yerinde karakterle aynı hislere kapıldım, aynı umutsuzluğu sanki yanlarındaymış gibi hissettim ve tekrar onlarla birlikte ayağa kalktım. Ben bu kitabı güzel imkanlar içerisinde okudum, yazıldığı dönemdeki sefalet ve toplumun anlayışını düşündüğümüz vakit dönemin kadınları için ne büyük umut filizleri yeşertmiştir kim bilir... Konu itibariyle Çalıkuşu romanına ilham olduğu söyleniyor, açıkçası ben de bu kanıdayım. Ama Refet’in çok daha talihsiz olduğunu söylemek mümkün. Ve kitabın hemen hemen her yerinde bu gerçek içimi sızlattı. Fakat Refet yaşadığı tüm bu talihsizliklere rağmen gururunu çiğnetmeden, hayallerinden vazgeçmeden öyle dimdik durdu ki hayran kaldım... Çalıkuşu romanındaki Feride ile ayrıldıkları en önemli noktalardan biri Refet’in bir tanecik annesinden başka kimsenin olmaması, Feride’nin ise ona destek olan akrabaları vardı. Kitabı okurken hiçbir akrabalarının bu yoksul anne kıza destek olmayışı, ölecek dereceye geldiklerinde bile horlanmaları çok üzücüydü. Bir diğer nokta da Feride tüm bu talihsizliklerin içinde dillere destan bir güzelliğe sahipti, aşıkları çoktu. Fakat Refet toplumun güzellik standartlarında bile güzel sayılmayan ve kendisi de bunun farkında olan bir kadın. Tüm hayatını bu dışlanmalar, hastalıklı dayanıksız bir vücut ve asla sevilmeye layık olamayacağı düşüncesinin ağırlığı altında geçirmekte. Fakat Refet tüm bunların ağırlığı altında ezilecek bir kız değil. Aksine bunlar onun güçlenmesi için sebepler. Çünkü o hayatta kalmak için, anneciğini güzel yaşatabilmek için çalışmaktan ve başarmaktan başka çaresi olmadığını tüm bu acı gerçeklerle öğrenmişti. Bu yüzden karamsarlığına rağmen içinde parlayan o umut hep dipdiriydi bence. Aşka ve evliliğe, sevilmeye dair düşünceleri beni çok etkiledi. Kendisi hakkında bu kadar acımasız düşüncelere sahip olması kalbimi acıttı. Ama bunu ona kendisi değil toplum yapmıştı, en yakınları olması gereken ailesi yapmıştı.. Tüm bunlara rağmen anneciği Binnaz’ın sevgisi öyle kuvvetliydi ki hayata tutunmasındaki en büyük etken olduğu şüphesiz. Bir cariye olarak İstanbul’dan taşraya getirilen annesi Refet’i doğurduktan bir süre sonra Refet yetim kalıyor. Babasının diğer ailesi, eşi ve çocukları, Refet ve annesi Binnaz’ı hor görmekte adeta işkence etmekteler. Refet bu kötü muameleye dayanamıyor, zaten elverişsiz olan sağlığı yediği dayaklarla iyice bozulunca Binnaz dayanamayıp elbet zengin akrabalardan biri yardım eder diyerek Refet’i de alıp İstanbul’a gidiyor. Fakat nafile.. Orada da horlanıyorlar. Refet hastalıktan ağrıdan iyice huysuzlaşıyor fakat bunun asıl sebebini kimse bilmediğinden iyice dışlanıyorlar. Refeti’in iyice güçten düştüğü bir dönemde merhametli bir kadın bunlara evini açıyor, sahip çıkıyor da anne kız öyle hayata tutunabiliyor. Sonrasındaysa Refet yavaştan toparlanıyor, okula başlıyor, zekasıyla başarılarıyla herkesi kendine hayran bırakıyor. Fakat hala yoksullar... Anneciği ağır işlerde çalışıyor, Refet de derslerinden artakalan vaktinde annesine yardım ediyor. Fakat bu işlerin böyle gitmeyeceğinin bilincinde olarak öğretmenlik mesleğini eline alıp kendini de annesini de rahat ettirmeye karar veriyor. Ve böylece o yoksulluğun, ölüm kalım savaşının içerisinde bir umut çiçeği yeşermeye başlıyor. Pek çok kimsenin değersiz gördüğü bu tohum hepsine inat görgüsüyle, zekasıyla, tavırlarıyla büyülüyor, o soluk beniz fikirlerle renk renk saçılıyor. Dönemin özelliklerini, insanlarının bakış açılarını, yaşadıkları zorlukları, sınıf farklılıklarını güzel bir şekilde işlemiş Fatma Aliye. Refet’in akabinde birçok karakterin de ustalıkla kaleme alındığını, toplumun farklı kesimlerinin güzel yansıtıldığını düşünüyorum. Ama böyle bi öğretmenlik yıllarını görmeyi isterdim ya. Kendisi gibi kızlara umut olduğunu görmeyi çok isterdim. Ve bir de o sevgiyi bulabilse şirin olurdu. Kendine yakıştıramadığı o mutluluğa kavuşabildiğini görebilseydik keşke... Ama yine de kitap eksik hissettirmiyor. Ama tadında bırakılmış. Bazen bazı şeyleri kafamızda devam ettirmek, çekilmemiş bi filmin, devam ettirilmemiz bir kitabın yazarı olmak da güzel. Sevgilerin en güzeline layıksın Refetciğim <3 Refet Fatma Aliye Hanım
RefetFatma Aliye Hanım · İş Bankası Kültür Yayınları · 20187,3bin okunma
·
51 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.