Daha önce hiç çeviri şiir kitabı okumamıştım bu ilk oldu. Şiirin ana dilinde okunması gerekitiğini düşünüyorum. Ne kadar iyi çevrilirse çevrilsin şiir anlam kaybına uğruyor. Her şiirin yaşam alanı kendi dilidir. Çevrilince adeta sudan çıkmış balığa dönüyor şiir; Bedeni kalıyor canı gidiyor diyebilirim.
Kaldı ki Ömer Hayyam şiirlerini ağdalı bir dille yazmıştır. Yazdıkları kendi dilinde (Farsça) dahi herkesçe anlaşılır değildir. Bunları çevirmen (Sabahattin Eyüboğlu) önsözde belirtmiş zaten.
Şiirlerin içeriklerinin ve anlatmaya çalıştığı düşüncenin ortak olması etkileyiciydi. Diğer şairlerdeki gibi her şiirde ayrı bir konuyu ele almamış. Şiirlerin hepsi bir bütün, birbirinin devamı gibi.
Şiirlerin genel teması ise dünya zevkleri ve şarap sevgisi denilebilir. E tabi bunun bir sonucu olarak da alışılagelmiş dini kalıpları da yerle bir etmiş şair.
Çevirinin ğetirdiği doğal olumsuzluklara rağmen yine de beğendim denilebilir. Her şeyden önce kitabın bize kısıtlıda olsa Ömer Hayyam'ın pençeresinden dünyaya bakma imkanı vermiş olması yeter.