Gönderi

Puan vermedi·288 syf.··
2017 56. kitabı
Kitapta Türklerin göçebe geçmişinin Anadolu'nun yurtlaşma dönemi ve Osmanlı dönemi üzerine değerlendirilmesi oldukça çarpıcı. Burada yazarın istifade ettiği kişiler/kaynaklar da önemli. Fuad Köprülü'den Ahmet Yaşar Ocak'a, Pertev Naili Boratav'dan Ziya Gökalp'e kadar birçok Türkiyatçı, din tarihçisi, halkbilimci ve sosyolog Göka'nın 'derin köklerimizi' irdelerken yoldaşı olmuş. Özellikle Jean-Paul Roux'a ait "Orta Asya'dan henüz gelmişler gibi davranıyorlar" sözünün sahiciliğini, kendisinin de içinde doğup büyüdüğü Yörük kültüründe çok görmüş. "Mesela köyden birisi Almanya'ya gittiğinde ve bir teyp getirdiğinde bütün köy halkı, yeni bir aygıtın etrafında yeni bir davranış geliştirebiliyorlar" diyor Göka. Türklerin Psikolojisi'de en ilgi çekici bölüm olan göçebelikten şu paragrafı birlikte okuyalım: "Göçebenin dünyasında duvarlar yoktur, evren onun gözünün görebildiği ufuklarda sonlanır. Bu nedenle kendisini evrenin merkezinde hisseder. Göçebe yüce gök ile yağız yer arasındadır, ayakları yerdedir ama sürekli hareket hâlindedir, gök ise üzerinde sonsuz bir kubbe gibi uzanır. Var oluşu mekâna kayıtlı değildir, sürekli hareket eder, gider görür. Varlığını mekânda değil sözde gerçekleştirir. Göçebelerde muhkem olan mekân değil sözdür; yerleşikler nasıl kendilerine görkemli yapılar inşa ediyorlarsa göçebeler de sözün görkemine yaslanırlar. Sürekli hareket hâlinde olmanın gerilimini kalıp ifade ve vecizelerle, sözü sabitleyerek, sınırlandırarak aşmaya çalışırlar. Göçebenin bu hâli, güvenli olarak ancak sözün içinde hareket etme imkânına sahip olan yerleşik insanın tam aksidir." [sf. 113-114]
Tarih
Türklerin PsikolojisiErol Göka · Timaş Yayınları · 2015138 okunma
·
100 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.