·268 syf.··Beğendi
···Okunma: 27 Haziran 2023 23:16 ''Eylül… Birkaç gün hava ne kadar güzel olsa, bu kadarcık fani güzelliğe bile minnettar olmak gereken bir ay; içine birkaç günlük kış hücumundan acı düştüğü için, o güzel havaların, devamlı yazın artık nasıl geçmiş, sadece bir mazi olmuş olduğunu hissettiren bir üzüntü ve hasret ayı.''
Kitabı okumaya başlamadan önce kendisi hakkında çok ağır bir dili olduğu hakkında duyumlar aldım. Haksız değildi, belki de İş Bankası'nın sadeleştirilmiş bir uyarlamasını okumamış olsaydım beni fazlaca zorlayabilirdi Eylül. İçerisinde zaten psikolojik unsurlar barından bir kitabı eski Türkçeyle okumak ölüm gibi bir şey olurdu belki de. Fakat bu hâliyle kendisinin ağır olduğunu veya zorlayacağını düşünmüyorum. Dili hakkında önyargınız varsa gönül rahatlığıyla başlayabilirsiniz, düşündüğünüz kadar ağır değil. Bazı yerlerde elbette bunaltıcı oluyor. Günümüzde veya yakın bir geçmişte yazılmış eserlere kıyasla -eser Servet-i Fünun döneminden zira- normal olarak daha ağır. Türk edebiyatının ilklerinden bir eser okurken zaten beklentinizi akıcı olması yönünde tutamazsınız fakat düşündüğünüz kadar da ağır değil dostlar.
Romanda beni en şaşırtan şeylerden bir tanesi karakterlerin fazlaca insan olmasıydı. ''İnsanca, pek insanca.''
İnsanlar, akabinde bir şeyler hissediyorlar ve bunlara engel olamıyorlar. Bazı yerlerde buna teslim oluyorlar, bazı yerlerde engel oluyorlar. Keyif alıyorlar; belki de almıyorlar. Yaşıyorlar; bazense bunu istemiyorlar. Kendileriyle yaşadığı iç karışıkları, her birinin kendine has karakterine göre verdiği veya verebileceği potansiyel tepkileri o kadar romanın içerisindeymişçesine yazmış ki Mehmet Rauf aklım almıyor. Bahsi geçen karakterler oldukça her duyguyu uç noktada yaşayan tiplerden. Aşkı, hüznü, sevinci ilahi bir boyutta yaşıyorlar. ''Sevmek böyle bir şey mi yarabbi?'' diyeceğiniz kısımların olacağı gibi ''Ne kastınız Allah aşkına'' diyebileceğiniz noktalar da illa ki geliyor.
Kitabın konu itibariyle oldukça gayriahlaki olduğunu söylemek mümkün. Eylül benim okuduğum tek yasak aşk konseptli kitap olmamakla beraber bu duyguyu bana en masumane biçimde hissettiren kitap oldu şu ana dek. Kitabı okudukça garip garip duygulara girdim. Karakterlerin psikolojileri beni öyle etkiledi ki hiçbirine haksızlık edemedim doğrusu. Hepsine kendince hak verdiğimi söyleyebilirim. Kızamıyorum hiçbirine.
Ayriyeten kitabın büyük çoğunluğu bana Genç Werther'in Acıları'nı hatırlattı. Özellikle Necip karakterini Werther ile büyük ölçüde benzettim diyebilirim, her ne kadar belli noktalarda benzeşmeseler de.
Okuyun okutun. Bu denli bir psikolojik çözümlemeyi çağının ötesinde yapan bir yazar Mehmet Rauf. En yakın zamanda başka bir kitabını okuyacağım.