Berger.
Genç adam okumak gibi nedenlerden dolayı Viyana'ya gelir. İlk günler de üstünde ki ruhsuzluk ile okuldan başka pek yere gitmez. Çelimsiz, zayıf, duygusal bedeni ile hayatında elini kadın eline değidirmemiş asosyal bir tıp öğrencisi. Viyana'ya geldiği günde, her üniversite öğrencisi gibi ev arayışına girer. Yaşadığı evi bulabildiğinde ise saatlerce kız kardeşine, ailesine, aşağılamayan bakışlara hasretini sessizlikle karşılar.
Berger bu yanlızlığa dayanamayıp çekine çekine yan komşusunun evinin kapısını çalıp kendisine arkadaş edinir. Kendisinden katbekat güçlü, gür sesli, özgüvenli biri ile ilk günden derin bir sohbet içerisine girer. Kendisine arkadaş hissettiği Schramek onu her fırsat bulduğunda olağanca alçaltır ve küçük düşürür. Bu Berger'in özgüvenini daha bir kırarken Schramek'in tatlı ve sempatik olduğunu düşündüğü sevgilisi ile tanışır. Bu tanışma itibariyle kadınlara olan isteğini fark eder ve içten içe arkadaşının sevgilisi Karla'ya kendini yakın hisseder. Karla ise ona hem sempatik, hem acıyan bakışlarla 'Çocuk' diye hitap edip, sevgilisiyle birlikte kendisiyle dalga geçerler.
Öyle böyle Berger, ani gelen cesaret timsali ile, veyahut özvügensizlik ile sarsantılı bir kaç gün geçirir. Karla'nın onu kışkırtmaya çalıştığını ve kendisinin de ona karşı çıkmaya gücü olmadığını anlayınca ikiliden uzak durmaya başlar. Aynı zamanda, okumaya isteksizliğinden dolayı okulu bırakır.
Zweig bu kitapta; aşağılanmayı, küçük düşürülmeyi, çelimsiz bir gencin büyük bir şehirde neler yaşayabileceğini anlatmıştır.
Devamını anlatmayacağım ancak kesinlikle okumanız gereken bir kitap.
(Dikkat! İlerleyen sahnelerde Pedofili sayılabilecek durumlar yaşanacaktır. Bunun bilincinde okuyun lütfen.)
Kızıl. Stefan Zweig'in kitaplarından biri. Stefan Zweig'in anlatım biçimini, yalınlığını vs.. herkes gibi bende çok seviyorum. Ve şimdi harikulade bir eserle daha karşınızdayım.
Keyifli okumalar.
:)